sevişmekten yemek yemeye fırsat bulamayan yeni evli çift

  • vandal savage

    bir arkadasim vardi. cidden ben degil bir arkadasim. ilk kez bir iliskiye gircegi zaman 25 yasindaydi ve ilki bir genel evde olacakti. neyse anlatiyor bu girmis eve. karsilamis bir kadin bunu. heyecandan oluyorum diyor. ne yapacagimi bilmiyorum diyor. basta dalga gectik falan nasil bilmezsin olum hic mi film izlemedin hic mi duymadin falan dedik ama bi isin uzmaniyla beraberseniz onun yaninda tum bildiklerinizi unutursunuz bu normal. araba surmek gibi. bilen birinin yaninda heyecanlanip hata yaparsiniz yeni ogreniyorsaniz. neyse kadin buna oral yaparken bizim eleman da elini kafasina koymus kadinin. kadin, cek lan elini basimdan deyince bizimki iyice tirsip heyecanlanmis. oraldan sonra doggy style'ye gecmis kadin. Ee dedik o zaman rahatlamissindir. yok lan dedi. kapi calinmis biri tavuk durum getirmis. bizimki is ustundetken kadin durumunu yemis. yani demem o ki doggy stilinde ikisi de yemek yiyebilir aslinda. hem yemek hem seks. ohh

gelinim mutfakta

  • baholii

    Ve oğlumla tezgahta iş üstünde diye devam etmesi gereken.

    3

kapalı kasa kamyonetle zirveye yazar taşımak

  • caracal44

    ben bi ara şöförlük yaparken kapalı kasa ısuzu npr'eyle bayağı bi işçi taşımıştım. bi keresinde uygulamaya denk geldim. ehliyet,ruhsat takoğraf derken polis arkada ne var diye sormuştu. demir iskele taşıyorum demiştim. aç bi bakalım deyince havasızlıktan kendinden geçmiş 4 tane iş arkadaşımı görünce; bunlar ne olm? mülteci gibi bindirmişsin adamları insan kaçakçısı mısın nesin sen? demişti. neyse ceza yazmadan ön kupaya aldım ama 10 km nasıl gittik o kupada 6 kişi vallahi ben de bilmiyorum. polis haklıydı ama işçi arkadaşlarım aynı afgan mücahitlerine benziyoduafsdfagsd

    3

sevgiliye ithaf edilen sıfatlar

pazar günü ailecek pikniğe gitmek

  • diko

    4 kişilik bir çekirdek aile için yavan kalan aktivite. konu komşu eş dost akraba ile yapılanı makbul.
    benim çocukluğumda bir kamyonetin kasasina dolusur mahallece pikniğe giderdik lan. ne güzel günlerdi o günler. kamyonet deyince;
    (bkz: kapalı kasa kamyonetle zirveye yazar taşımak)

    3

meme bitmiş

  • hayyam

    bitmiş.

    kalmamış sözlükte . resmen kurumuş sözlük. buralar zamanında irili ufaklı meme kaynardı. şimdi bakıyorum sağda solda varsa var. bir memeye kaç sap düşüyor kimbilir.

    meme bitmiş. bitmiş.

    7

erdoğana veririm

  • hayyam

    yok efendim ikinci turda erdoğan'ın karşısına güçlü bir aday çıkmazsa erdoğan'a verirmiş. yok efendim cehape'nin adayı kılıçdaroğlu olmazsa erdoğan'a verirmiş.

    ya amkdumun fikir fakiri sana kime vereceğini soran oldu mu? ha soruldu mu amkdumun çomarı?!?!? anket firması olsam sana gelip soru sormam amk.

    bak durup dururken sinirlendim.
    yapacağınız siyaseti sikeyim.
    fenerin amk yaaaa

    3

fransız varoluşçusu metalci

  • hunnic raider

    yılların oldschool thrash metalcisiyim ve sizi temin ederim ki böyle düşmüyor. Fransızın metal ile ne ilgisi olur zaten?

    4

drake

  • parliament mavisi

    şu hayatta anlayamadığım iki şey var. onlardan biri her derbide artık nasıl oluyorsa bir türlü kırmızı kart görmeyen hasan ali kaldırım ve bu kadar çok başarıya nasıl sahip olduğunu merak ettiğim drake!

    la bu adam ne ara piyasayı bu kadar ele geçirdi: 13 ödül ne amk

    beatles'ı geçmek nedir amk: rihanna ile birlikte

    gelmiş geçmiş en iyi sanatçılar listesine bile girdi: Elton John'u bile geçmiş oç

    bu aqmun kanadası dünyaya savaş açtı da bizim mi haberimiz yok? keza justin bieber vakasını henüz daha yeni atlatmışken bir başka kanadalının müzik sektörüne bu kadar anlamsız bir damga vurmasını kabul edemiyorum. hadi her şeyi geçtim daha bir tane severek dinlediğim şarkısı yok. müzikleri tırt, şarkı söylerken sanki masal anlatıyor pezevenk.

    sözün özü kisesel illeti için ed sheeren neyse benim için de drake odur.

    3

fransız varoluşçusu metalci

  • kisisel illeti

    biraz hımmmm. ne öyle ne böyle, bir acayip oluyor bunlar. genelde yeldeğirmeni civarında yaşayıp ellerinde bomontilerle don kişotçuluk oynadıkları gözlemlenmiştir. gerçi bunların da suçu yok. 1999 akmar pasajı baskını ile alayları bozulmuş adeta yersiz yurtsuz hırpaniler olmuşlardır.

    3

yeni bir ilişkiye başlamak

  • bayri

    şu yazıyı okumaktan kolay geliyor şu an.

    4

yeni bir ilişkiye başlamak

  • cirkinlerinenguzeli

    insanların bu kadar menfaat beklentisinde ve bencil olduğu bir yerde kimsenin birbirini koşulsuz sevemeyecegine inanıyorum. benim de birini sevmeye ,kendimi anlatmaya mecalim yok. Ama umut Sarıkaya abimiz "benim de söyleyeceklerim var" kitabında bu durumu uzun ve güzel bir şekilde anlatmıştır (paylaşıyorum)

    "al işte bitiyor.şimdi git,yeni biriyle tanışmaya çalış,olmasın,çok çalış ve bi şekilde tanış,ona daha önce anlattığın komik anıları bir daha anlat,çok sevdiğin filmleri bir daha anlat.kendini çok düzgün onun hayatına saygılı biri olarak göster,samimiyet duvarı yıkılana kadar sofra adabına uygun olarak yemeye dikkat et."dur fazla arayıp sormayayım da eskisinde olduğu gibi yüz göz olmayayım" diye düşün,sonra çok ara,hep ara,cebi kapalıysa kıllanıp evden ara.ilişkinin başında kıllandığın adam isimlerini,ilk kavgada yüzüne çarp,onu bütün arkadaşlarından soğutmaya çalış,kendi arkadaşlarının ne kadar süper insanlar olduğunu anlat.dayanamasın,ayrılmak istesin,debelen dur,yeniden süper bir ilişkiniz olacağını anlatarak bir sürü söz ver.insan olduğun için tutama,yeniden kavga çıksın.ayrılmaya karar versin.kim uğraşıcak yok artık valla ben gelemem bu kadar külfete.ne güzel rahattık,niye bitiyor ki...ama yapacak birşey yok işte bitiyor.kendimi düşünüyorum tabii ki...kimi düşünücem,yalnızım artık.
    şimdi böyle söyleyince de sanki bütün ilişki boyunca onu düşünmüşüm de artık kendimi düşünmeye başlamışım gibi oldu.ayağım var benim.yürüyorum onunla,kalem yere düşüyor eğilmeden onla alıyorum.iş görüyor yani,hayatı bir ordan.şimdi durum böyleyken neden sevgilimin ayağını ya da başka bir organını kendi ayağımdan çok düşüneyim.neden istiyorlar bunu anlayamıyorum. neyse bunları tartışacak değilim.işte bitiyor,ayağımla başbaşa uzun zamanlar geçirebilirim artık.aslında mutlu olmam lazım.

    "nereye oturalım" diye soruyorum."farketmez" diyor sonra bir kafe gösteriyor.hesabı görünce "babayarrroooo" diye bağırmanın elde olmadığı lüks bir kafe.
    son buluşmada böyle harcamalara ne gerek var anlamıyorum,herşeyden önce yediğimizden içtiğimizden birşey anlamayacağız ki...yine de giriyoruz.o bir kahve söylüyor yanında browni,küçük çay yokmuş ben de bir kahve istiyorum.daha önce yüzlerce kez konuşulan şeyleri bir daha konuşmaya başlıyoruz.artık ben de inanmıyorum söylediğim yalanlara.eskiden kendi yalanıma inanıp,gözlerim yaşarıyordu. "bu topraklar böyle bir sevda görmedi be" diye düşünürdüm.anlatıyor.pek dinlemiyorum.gözüm tişörtüne takılıyor.ne lan bu? üstümü örtmesi için pamuk ve polyesterle dokunmuş bir kumaş.tasarlamış biri onu.kafamı çıkarayım diye delik yapmış üst tarafına,kollarımı çıkarmam için de iki küçük delik de yana açmış.şimdi ben kafamı bir eşyanın deliğinden çıkarıp nasıl çok ciddi şeyler anlatayım birisine.tosbağa mıyım lan ben.bu ne rezilliktir yarabbi.o bi delikten kafasını çıkarmış beni yargılıyor,ben öbür delikten kafamı çıkarıp onaylıyorum,"aslında sen de haklısın" diyorum. hala inanmıyorum böyle yaptığımıza
    sokaktan bir motor geçiyor gürültüden,söylediği çok önemli cümlenin sonunu duyamıyorum.bakakalıyorum giden motorun arkasından."taşıt ne yaa?" diye düşünüyorum.bütün canlılar gibi insanda kendi özgücüyle bir yerden bir yere ayaklarıyla giderken nasıl oldu da taşıta geçmeye karar verdi anlamıyorum.yani o geçiş dönemi nasıl oldu? kendisi çeşitli ihtiyaçları olan bir canlıyken,tıpkı kendisi gibi yemek,içmek,üremek,barınmak vesaire...bilimum ihtiyaçları olan at'ı gördü,"ben buna bineyim de şuraya gideyim" diye nasıl düşündü,bunu nasıl bir mantığa oturttu anlamıyorum.bir canlı başka bir canlıya biniyor ve kimse bunu kimse yadırgamıyor.allah aşkına söyleyin neresi normal bunun.atda nefes alıyor ben de ama ben ona şu anda biniyorum.peki ya atın buna hemen ikna olmasına ne demeli? iki arpaya g.tünü verir bu! bana bundan sonra kimse "at" demesin,at övmesin.

    insanın da bu at hususunda hiç ayılmaması,utanıp " lan ne işin var canlının üstünde salayım gitsin,canlıyı,ayıptır" dememesi,bu durumu normalleştirmesi de ayrı rezillik.zaten herşeyi normalleştiriyor.g.tune koyduğumun insanları.kumaştan kafayı çıkar normal,hayvana bin normal.bu arada bülent ortagil de "normal" ile "anormal" arasındaki kafiye uyumunun mal bulmuş gibi bulunca sevinip "normal...normal...peki,beeeeeen miyim anormallll?" diye şarkı yaptığında ne sevinmiştir di mi sevgili okurlar? çıplak ayaklarımı birbirine vurup,ayaklarıyla alkış tutarak çok aşırı sevinmiş olabilir bu bu kafiyeleri bulduğunda.bilmem,ilgilenemem de...
    brownisinden bir çatal alıp bıraktı.garson tabağı gösterip "devam ediyor musunuz" dedi, "evet" dedim.insanız yalan söylüyoruz haliyle? birçok yalan söylemişimdir ilişki süresince,uzun bir ilişki dönemi yaşadık,her zaman çok sevmemişimdir de,arada bir sıkılıp,başka kızları istemişimdir,hatta aldatmışımdır denk düştüğünde kim bilir? aynı şeyler onun için de geçerli olabilir.ama aldatmamıştır lan,ben aldatılacak adam değilim.

    neyse bütün bunlar olurken ayrılma kaçınılmazken neden hala ilişki süresince çok sevdiğimizi,hiç yalan söylemediğimizi niye söylüyoruz ki birbirimize.belki ilerde terkar bir dönüşüm olur,bundan sonraki ilişkisi bitince aslında en iyisi umut'tu diye geri dönsün intibası bırakmak için mi acaba.ya da masalsı bir tad bırakmak için mi eski sevgilinin üstünde.nedir bu kahraman olma özlemi? bilemem,ilgilenemem de...ben sadece daha önceki ilişkilerimde olduğu gibi ona hiç yalan söylemediğimi,onu hiç aldatmadığımı söylerim.bir de hep seveceğimi eklerim.zaten normali bu.yoksa ayrılırken bıraktığı için birinin ecdadına küfür etmek insanlar için anlamsız bir hareket.

    sonuç olarak işte bitti dostlarım.herşey için teşekkür edip,tıpkı bir asil gibi kalktı gitti.browniyi paket yaptırıp ardından ben de çıktım.aynı istikamette olduğu için evlerimiz ve o yavaş yürüdüğü için on dakka sonra hemen iki adım arkasında yürüdüm."dur paketle görmesin" diye düşünerek adımlarımı yavaşlattım...baktım olacak gibi değil,karşı kaldırıma geçip depar attım.ben onun kahramanı olamadım."

    3

iyi parti

  • hayyam

    denize düşen seküler vatandaşın sarıldığı yılandır.
    bahçeli ne ise, rte ne ise akşener'de dünya görüşü olarak onlardan farklı değildir.

korku

  • hafmeyjan

    psikolojik rahatsızlıkların birçoğunun korku sebebi ile doğduğunu düşünüyorum. panik atak ve anksiyete özellikle. kaygılar, paranoyalar bunların sonucunda oluşan stres ve kaygı duyduğumuz şeyin aklımızda yarattığı korku. evet korkunun genetik yapımızda kaçmaya neden olduğunu biliyoruz. kaçarken vücudumuzda oluşan belirtilerin hepsini oturduğumuz koltukta yaşıyoruz. yüksek kalp atışlarına, soğuk soğuk terlemeye, titremelere neden oluyor. neyse ki vücudumuz bu korkuyu 20-30 dakika içerisinde sindirebiliyor. evet korkacak birşey yok diyip fiziksel belirtileri ortadan kaldırabiliyor. peki bunun üstesinden nasıl gelebiliriz? herkesin düşünce yapısına göre değişebiliyor bunlar, sizi ne rahatlatıyorsa onlara yönelin. spor, meditasyon, sosyal ilişkiler. ama en başta sorunun köküne inin. onun üstesinden gelemeye çalışın, bu size korku anlarınızda güç verecek. en başta da bence sevdiklerinize sarılın. yanınızda güzel insanların olduğunu bilin, en dipteyken size güç verecek, koşulsuz şartsız güvenebileceğiniz insanlar edinin.

    3

ekmek teknesi

kırmızı şarap

  • dmnrzv

    Sangria yapmak için kullanılır. Tek başına ağzımı buruyo.

    Ama severdim. içerdim. Sonra bir keresinde tadına bakmıştı o. Yemek yapıyorduk birlikte. Geçen sene bu zamanlar belki. Bu çirkin şeyi nasıl seviyosun demişti.

    Bir şeyi sevmem için güzel olması gerekmiyor
    demiştim. Üç yıldır soluksuz seviyordum onu. Şarabı sevdiğimden daha uzun bir süreydi bu.

    Ona söylediğimi anlamıştı. Çünkü şarabın ağzımda bıraktığı o tuhaf kekremsi tadı kendisi kalbimde bırakırdı. Daha acı olan şey ise bunu bilmesiydi. Ve buna rağmen benim hala onu sevmemdi.

    Gülümsemişti sonra.

beşiktaş

  • scrooge

    photoshop konusunda uzman olan spor klübü!

    beşiktaş sporcuları şenol güneş'i evinde ziyaret ediyorlar. medya da çıkan fotoğraflarda, salonun arka tarafında içinde ne olduğu kestirilemeyen bir takım şişeler mevcut. ancak beşiktaş resmi internet platformunda paylaşılan aynı fotoğrafta, nasıl olduysa o şişeler birden ortadan kayboluyor.
    ne sihirdir ne keramet, asıl marifet photoshop diyor ve söz konusu şişelerin içinde alkol olabilir korkusu ile, şişeleri sansürleyen beşiktaş camiasına selam gönderiyoruz. gerçekten komik! süleyman seba'lı günlerden, fikret orman'lı beşiktaş'a... seviye her alanda kendini belli ediyor!

    orjinal fotoğraf
    http://tr.beinsports.com/fotogaleri/besiktastan-senol-gunese-ziyaret?pid=2

    sansürlü fotoğraf
    http://www.bjk.com.tr/media/photos/980X756_15ad9df57d5d20.jpg

    buda söz konusu olaydan haberdar olmama neden olan ekşi sözlük linki.

    https://eksisozluk.com/entry/76223049

    3
daha fazla