8 kadınla aynı ofiste çalışmak

  • romani jewish

    toplumun neden sonsuza kadar ataerkil kalacağını görmemizi sağlamak için yeterlidir. ilk işyerimde ofiste 11 kişiydik ve tek erkek bendim. fotokopi makinesinden duplex çıktı almıyor diye birbirine kızıp kavga çıkaran tipler vardı. samimi olduğumuz bir tanesi, diğer 9 kişinin bütün kıyafetlerini kaça aldığını - yer yer büyük bir kinle - ezberlemişti mesela. ofise sürekli bir kargo trafiği olurdu. markafoni gibi yarrak kürek yerlerden, zara'dan, çikolata-şeker satan yerlerden sürekli kargo gelirdi. maaşları 200 liralık banknotlar halinde ödendiğinde 5-6 tane kağıt para yapıyordu ama o kargoların ardı arkası kesilmezdi.

    ben bi keresinde hdmi kablosu sipariş etmiştim de heyecan içinde soru soran kızlara her açıklama yaptığımda müthiş bir hayalkırıklığı duyumsamıştım duyargalarımla. karton kutu görünce dayanamıyorlardı çünkü. içinden ayakkabı, giysi, en kötü ihtimalle bere falan çıkmasına şartlanmış durumdalardı. hdmi kablosu görünce üzülmüşlerdi ister istemez. işte bu kargo geliş-gidişleri sırasında, sevgiliden çiçek geldiği sırada falan insanlar birbirini öyle kıskanırdı ki, gözlerinden ateş saçarlardı. tabii bunu dışarı belli etmemek için ellerinden geleni de yaparlardı mutlaka. herkes o kişinin masasına toplanırdı, "ay cnms chok qsl yeaaa" türünde iltifatlar ederlerdi. halbuki düz çiçek la. benim en sevdiğim kişiler nefretini gizleyemeyenlerdi. onlar kenarda oturup bi şeylerle ilgileniyor gibi yapardı ama büyük bir kıskançlık olurdu yani, belli.

    bunlardan bir tanesi audi a3'ü olan bir sevgili ayarlamış, akşam buluşacaklar. ulan a3 dediğin, ikinci eli 35-40 milyar olan araba. çok mu ulaşılmaz? hayır. çok mu sıradışı? genç arabası işte. "facebook'tan kız çözeriz" mantığıyla muhtemelen resimlerini de yüklemiştir her türlü online mecraya. neyse, bu kız işi erken bitmesine rağmen çıkmayıp bekledi. amacı şuymuş: sevmediği üçlüyle birlikte çıkıp, o üçlünün gözünün önünde sevgilisinin arabasına binmek. ben bu duruma işhanının kapısında biriyle konuşurken tanık oldum.

    sürekli böyle küçük hesaplar, birbirini kıskandırma, kıskanma, bütün hayatını saçma bir rekabete vakfetme gibi durumlar söz konusuydu. artık gerizekalının eş anlamlısı olarak gördüğüm feministler her fırsatta eril söylemle falan uğraşıyor ya, hatta bilimin dilinin eril olduğunu söyleyip, en alakasız noktalardan erkeklere çatıyor ya, bence kadını asıl yok eden yine kadının kendisi. biz erkekler olarak, kadınları siklemeyecek kadar cool'uz. bu yüzden toplum her zaman erkek egemen kalacak. united we stand düsturu var çünkü bu tarafta.

    neyse efendim, yaklaşık 1 yıl sonra da erkeklerden oluşan ofiste çalıştım. ortamdaki tek kadın patronun karısıydı. onun dışında herkes erkek. tabii burada sorun yaşadığım tek kişinin patronun karısı olması sadece tesadüftü. onun yüzünden 2 kez işten ayrıldım. birinde patron geri dönmeye ikna etti, diğerinde edemedi. mesela şöyle bir sorun yaşadık bu kadınla: elime bir belge verip taratmamı istedi. taradık, bilgisayarına pdf olarak kaydettik. sonra beni azarlamaya başladı. bir işi de düzgün yap falan demeye başladı. sorun şuymuş: taranan pdf neden editlenmiyormuş. word'de yazar gibi açıp editlemek istiyormuş sayın kraliçe hazretleri. düşün işte, 10 tane erkekle en ufak bir sorunun olmasın. bazılarıyla küfürleşerek konuş. tek bir kadınla haftada en az 3 kez sorun yaşa.

    sonuç olarak, erkeklerden oluşan ofisleri tercih ediniz. kadınlarımız sosyal yaşama adapte olmakta zorlanabiliyor.

    p.s. bir de kadınlarda çocuklarıyla kafayı bozma problemi var, biliyorsunuz. bunu çocuklarla girilen komik diyaloglar başlığında da bolca görüyoruz aslında. herkesin çocuğu ortamın dahisi. okuma-yazmayı 3 yaşından önce öğrenmiş bir insan olarak ben bile bu kadar goygoy yapmıyorum. gerçekte parklarda çamurun içinde domuz gibi yuvarlanmak dışında bir olayı olmayan (ki bence olması gereken de bu) çocukları sanki 2-3 yıla kadar cern'de çalışmaya başlayacakmış gibi bir hava estiriyor bu manyak anneler. ofis kadınları arasında bu alanda da kıyasıya rekabet gördüğümüz çocuk müsabakaları düzenlenir. "kayacan'ı geçen hafta anaokuluna yazdırdık. öğretmeni çok zeki olduğunu söyledi ama hiperaktifmiş."

    şu "zeki ama hiperaktif" cümlesini erkek çocuk annelerinden ve erkek kardeş ablalarından o kadar çok duydum ki, bir kez daha duyarsam, söyleyen kişinin suratına bir mide dolusu kusacağım artık. çocuklarınız zeki veya hiperaktif değil. 4 yaşına gelen bir çocuğun ev çizmesi normal. 4 yaşında bir çocuğu güvenlikli sitelerinizin bahçesine bile salmayıp 24 saat evde tuttuğunuzda koltuklara tırmanması normal. bunları yapıyor diye "zeki ve hiperaktif" olmuyor o çocuk. biz mahallede terör estirirdik lan. kimse bize hiperaktif demiyordu.

    bu çocuk fantazisi yarıştırma olimpiyatlarında patronun karısıyla aramızda şöyle bir diyalog geçmişti:

    - bak ne güzel ev çiziyor abisi (yok lan güzel falan çizmiyor aslında. sadece olağan bir psikomotor gelişim sonucu kalem tutabiliyor)
    + aa ne güzel gerçekten. bu ne? çatı mı?
    - hıhım ne güzel dimi?
    + evet çok güzelmiş. kaç yaşında?
    - dört
    + nee? ben 3 yaşında okuma yazma öğrenmiştim
    - defol git romani!
    + tamam ya özür dilerim. ama normal tabii bu yaşta dimi? okuma yazma 7 yaşında falan öğrenilir ya, merak etme
    - >:-(

    bu minvalde bir diyalogdu. önceki, bol kadınlı işyerinde 2 kişinin çocuğu vardı. hayalgücüyle nasıl yarışırdı bu çocuklar... 1 yaşında, daha götünün üstünde oturamazken bilgisayarda film açıp izleyenleri mi ararsın, klasik müzik duyunca tepki verenleri mi ararsın, bir sürü şey. lan bi kere siz varoşun dibisiniz. evde ebru gündeş falan dinlediğinizi tahmin etmek zor değil. ne klasik müziği amınakoyim? çocuk klasik müziği belki banka reklamlarında falan duymuştur. ona da sudan çıkmış balık gibi bir tepki verdi diye mozart ilan ettin gerizekalı çocuğunu. hemen hiperaktif, hemen dahi. ben bunlara karşı da tepki vermek isterdim ama hep kendimi frenledim. dünyada bir anneden daha fazla yavrusunu savunma dürtüsüne sahip bir insan varsa, o da bir plaza annesidir. erkekli ofiste çalışın, sıhhat bulun aziz dostlarım. ter koksun, taşak koksun, ayak koksun, hiç önemli değil. yeter ki mallık kokmasın ofis.

26 temmuz 2016 cnn türk tarafsız bölge programı

  • house md

    mutlak surette, istisnasız her türk vatandaşı tarafından izlenmesi gereken program olmuştur.

    yüreğim yandı, ciğerim soldu be arkadaş; kumpas davalarına maruz kalan paşalarımıza.

    şu memleket hala tarumar olmadıysa, sizin yüzünüzün suyu hürmetine paşam. öperim teker teker ellerinizden saygıyla...

    izleyin, izlettirin. mutlaka.

    6

anadolu çomarı

  • bartvader

    benim berberim bu. çok eğlenceli heriftir ha, acayip tavsiye ederim. izmir'de berber arıyorsanız yönlendireyim.

    normalde politika konuşmaz bu abim. islam konuşur manyaklar gibi. bartvader der, ben cinlerle sevişiyorum falan. işte acayip inanıyorum allah'a oo der cennette hurileri götürcem sen cehennemde yanarken bakarsın bana der. ben niye yanıyom abi dediğimde, çünkü sen gomunistsin, cevabını yapıştırır. eğlenceli adamdır yani. ya allah bismillah diye zıplaya zıplaya saç keser.

    ama malum darbeden sonra herkes çılgınlar gibi bu konuları konuşuyor. büyük oyunu görüyorlar falan. size türk halkının bu geçirdiğimiz darbeciğe bakış açısını berberimin sözleriyle özetleyeyim:
    -görüyon mu len tayyip'i. fetosu, atatürkçüsü, gomunisti birleşti, yine de dize getiremediler. önder bu önder.
    -idam mı? gelsin lan tabi. asalım tabi lan müslüman olmayanları.
    -ama polisimize bak bart. nası siktiler askerlerin belalarını.
    -o erlerin kafa kesilmesi yalanmış lan trt söyledi. ha, gerçek mi. e uymasalarmış emirlere. benim sivaslı hemşerilerim zamanında 150 kişi toplanıp subaylarını öldürmüşlerdi. ben de gomutanıma siktir git piç demiştim askerdeyken. bir bok yapamadı.
    -bu ülke insanı müslüman ve vatanseverdir, bu ikisi olmayanlar siktirip gidecek. sen gal ama sen iyi çocuksun.

    sonra konu kadere bağlandı. bak diyo, makasla alnımı gösteriyor, burada yazılı herşey diyor. halkımız bu engeli de aştı diyor. zengin olmak için çabalamak lazım diyor. bunların hepsi yazılı zaten allah her hareketimizi yazdı diyor. bart, ayarla da bi rusa gidelim diyor.

    para yok bende, sodexo var az buçuk. sen bana hele bi yemek ısmarla, paranı bi dahaki gelişinde ödersin diyor...

yaran facebook durum güncellemeleri

  • house md

    ''saldır deyince saldırıyor, sevin deyince seviniyorsun. fikrin yok refleksin var. pavlov'un köpeği desem anlamayacaksın. o yüzden çomar diyorum.''

    4

kasedeki çekirdeği bitirme hırsı

  • house md

    hangi genden kaynaklandığı çözülse, 20 senede güneş sistemini kolonileştirir insanoğlu.

    genetikçiler göreve!! 1!1bir!

    4

dudak uçuklatan sıkıntılar

  • ogdru jahad

    yaklaşık 15 dakika önce başıma gelen sıkıntı bunlardan biridir. berbat bir gün geçirdim, son 1 yıl 1 aydır işsizim ve bugün 9.iş görüşmemin olumsuz sonuçlandığını öğrendim. akşam eve gelirken kısıtlı olan paramla 5 tane bira aldım, amacım youtube'dan yakarım geceleri şarkısını 30 defa dinleyip sarhoş olduktan sonra sikeyim böyle hayatı dedikten sonra yatmaktı ama hayatta birçok şey gibi bu gece de planladığım gibi olmadı. akşam saatlerinde en yakın arkadaşımın eski sevgilisi mesaj attı napıyorsun nasılsın diye ki bu eski sevgili benimde arkadaşım olduğu için hala ara sıra görüşür halini hatırını sorarım. görüşmek istedi biraz gönülsüz olsam da kıramadım, önce dışarı çıkalım dedi tamam dedim sonra yok ya ben sana geleyim dedi, e tamam gel dedim. sarhoştu ben de sarhoştum... üstüne beraber daha da çok içtik ve daha da çok sarhoş olduk. benim yatmam lazım dedi tamam dedim kendi yatağımı verdim. kolumdan tuttu bu gece beraber yatalım dedi... kendisine bu güne kadar hiç yan gözle bakmadım, arkadaşlıktan öte hiçbir ümit vermedim ama şu an kendimi çok kötü hissediyorum. çok sarhoşsun diyip odanın kapısını kapatıp çıkarak doğru olanı yaptım ancak en yakın arkadaşım olan adama bu durumu nasıl açıklayacağım, ne diyeceğim diye kendimi yiyip bitiriyorum son 15 dakikadır. açtım yeni bir bira, yaktım bir sigara, arkada yine yakarım geceleri çalıyor. içimi dökmem gerekti, imla hatalarım, anlatım bozukluklarım ve formatın içine ettiğim için kusuruma bakmayın.

    not: sarhoş

ilk buluşmada söylenmemesi gereken sözler

  • plutospeople

    uzaylıyım.
    yakında bütün galaksiyi işgal edicez.
    uzay gemim var. aslında bu söylenebilir.

    3

babanın izmirli bir gavat olması

  • floresan cini

    artık insanların kimlik nedir bilmeden yaşaması gerektiği bir toplumda olması gerekiyorken hâla saçma sapan kutuplaştırma çabası içinde olan bir gerizekalı beyanı. arkadaşım anlamıyor musun komik filan olmuyorsun. troll filan da değilsin, yaptığın tek şey kendini aciz ve gerizekalı bir duruma düşürmek. çok mu zor yahu bir insanı sadece insan olarak kabul etmek. aynı düşüncede olmamanın düşmanlık olmadığını anlamak. kürt ise sanane izmirli ise sanane. ya ben sıkıldım vallaha sıkıldım. benim psikolojim bozuldu bu ülkede.

    2

ilk buluşmada söylenmemesi gereken sözler

  • yahudicowboy

    "ya o değil de maç var galatasaray' ın yarım saat sonra kalksak mı?" bu tarz bir cümle hem suçlu hem güçlü hem de haklı olunabilecek bir cümledir. biz erkek ırkının kendini tanımlama araçlarından biri de günümüzde yahut çağımızda bir futbol takımına hissettiği aidiyet duygusudur. tabi ki üremek, bir ilişkide kendini bulmak ihtiyaçları doğrultusunda gelişmesi gereken dinamiklerdir ancak "çocukluk aşkımsın sen ilk gözağrımsın" gibi bir beste ile takımına bağlılığını taçlandıran er kişi, dilber-i ranası ile buluştuğunda iktisattaki ceteris paribus(diğer şartlar sabitken) ortamında hareket ederek o cümleyi pervasız bir şekilde kurar. hanımların bu tip kişileri biraz anlayışla karşılaması onların yararına olacaktır. nasıl mı? şöyle ki; maç olmadığı zamanlarda fanatik demeyelim sevdalı ya da tutkun er kişi, dikkatini takımına değil yanındaki, karşısındaki veya neresinde duruyorsa, dilber- ranasına verecektir. ilişki doktoru değilim ama az biraz mantık yürütmeyle böyle bir sonuca varabiliyorum. bunu başarmak o kadar da zor değil. evet hanımlar yapabilirsiniz. yeter ki deneyin. denemekten çekinmeyin.

    4

erkeği yemek yerken izlemek

  • aranan nick bulundu

    her zaman o kadar da keyifli olmayan durumdur.

    geçtiğimiz 6 ayı bir odunun mobilyalaşmasını bekleyerek geçirdiğimi düşünürsek, bizim bu arkadaşla yemek yeme girişimlerimiz genelde şöyleydi:

    mekan: herhangi bir kafe
    o: ne yicen?
    ben: kafelerde yemek yemeyi sevmiyorum ama tatlı alırım.
    o: (garsona) sen (evet "sen") bunları bunları getir bize.

    yemekler gelir.
    o: (önündeki tabaktan gözünü ayırmadan) ye.
    ben: yok ya teşekkür ederim ben iyi böyle...
    o: (ağız tıka basa dolu) bönön sösö öz yööö.. nördö görsön? çöğörsönö.

    bir süre yemek yiyen erkeği değil izlemek, kafamda canlandırmak bile istemiyorum.

    3

babanın izmirli bir gavat olması

  • gerikalanlardankalan

    babası izmirli bir gavat olan evlat beyanı olduğunu düşünüyorum.
    bu nasıl çirkin bir tabir. kendinize gelin.

    3

sevgilinin gözleri

  • yahudicowboy

    romantikler için denizdir, deryadır, okyanustur, tanrısal olandır vs. diye gider ancak realistler açısından görme organıdır. olsa olsa heyecanlandıran bir çift yuvarlak ve saydam ekrandır. diğer avangard akımlar dahilinde konuyu tartışmak istemiyorum. istenmeyen yerlere gidebiliriz.

    (bkz: absürd)

erkeği yemek yerken izlemek

  • gerikalanlardankalan

    yemek yemekten soğutmuyorsa ağzını gözünü mıncırırım.

    edit: yemek yerken hayvanlaşmayan beyler eklesin.

    6

neyse lan yine ben bir şey demiyorum

erkeği yemek yerken izlemek

  • dmnrzv

    Dünyanın en keyifli eylemidir. O yemeği ağzında çiğneyişi bir tek beni mi deli ediyor kızlar bir şey söyleyin?
    Bi de sonra utangaçlaşıp "ya aşkım neden öyle beni izliyorsun " demesi yok mudur ah..
    Sevgili çok garip bi şey arkadaşlar.

seni unutmaya ömrüm yeter mi

seks yaparken karının dişini kırmak

  • valsarith

    Ağza hayvan gibi pompa yapıldığının bir göstergesidir. Böyle tükürüklü balgamlı; Salya sümük adeta. Boğarcasına.

    2

q17

  • q17

    tüm kadın yazarların aşık olduğu tek yazar...

    be cool

hakimiyet 2016 girişli yazarlarındır

  • demedim mi

    bir takım öfkeli gençler görüyorum. pasiflikten arta kalan zamanlarınızı , öfkelenip " herö-hörö " yaparak geçirmeyiniz.

daha fazla