güney afrika cumhuriyeti

  • sakin haa

    afrika kıtasının en güney ucunda bulunup üç adet başkenti bulunan ender ülke.


    başkentleri:

    bloemfontein-hukuk başkenti
    cape town-yasama başkenti
    pretoria-yönetim başkenti

  • adananas

    zulu,ingilizce ve afrikaans(flemenkçe) başta olmak üzere 11 dilin konuşulduğu ülke.

  • jokerock

    cape town gibi kesinlikle gidilip görülmesi gereken bir şehire sahip ülke. ayrıca lesotho gibi bir başka ülkeyi de içinde barındırarak bu özelliği taşıyan dünyadaki ender ülkelerden birisi.

    edit: hatamı görüp söylediği için sacredscythe'a teşekkürler.

  • buyukemrah

    2010 dünya kupası'nın yapılacağı ülke.

  • zambada

    cnn´de gun icinde turizimini canlandirmak adina reklamlari dönen kita ulkesidir.

    bir yanda aclik ve sefaletle bogusan insanlarin drami gösterilirken, reklam aralarinda doga guzellikleri, farkli habitati ve safari turlari bölgenin aslinda alternatic bir turizm cenneti oldugu lanse edilmekte.

    safari turlarinin sadece hayvanlarla kalmadigi, insan eliyle öldurulmese bile can cekisen insanlari izlemenin de farkli bir tat uyandiracagi icten ice empoze edilmekte.

    yil icinde beklenen yagmurlarin bu sefer dusunulenin aksine kurak gecen yillarin ardindan gelen yagmur sularinin hizla kirlenecegi ve bulasici histaliklerin hizla yayilacagi ifade edilmektedir.
    haberleriyle reklamlari celisen kanal birinci dunya ulkelerinin yaptigi yardimlari bir yandan göze sokarken öte yandan afrikayla sevismenin birinci dunya ulkelerine farz oldugu yapilan yardimlarin karsiligi olarak aba altindan herkese servis edilmektedir.

  • outlaw

    ciddi bir kontrast hayatlara ev sahipliği yapan ülke. zengini acayip zengin, holywood zengini tadında takılıyor ki bunlar beyaz olan ırktan. yüzyıllardır orayı sömürüyorlar ve korkudan altlarına sıçarak bir yaşam sürdürüyorlar. adamların neredeyse hepsinin evleri elektrikli tellerle kaplı, inanılmaz bir güvenlik önlemi var. zaten sokakta yürüyemiyorlar çok genel, büyük caddeler dışında. genel halkın %70 i ise fakirlikten kırılıyor. orta sınıf çok kısıtlı. ve hepsi beyazlardan nefret ediyor. ülkeye adım atar atmaz bunu size hissettiriyorlar.

    4 tane ana şehir var. cape town, johannesborg, durban ve pretoria. mükemmel plajları var. hint okyanusu çok tuzludur, suyu da ılık. ama okyanus dalgası yemeden yüzebileceğiniz harika plajları var. klasik ingiliz sömürgeciliği sayesinde trafik sağdan akıyor. kalburüstü bir restorana gittiğiniz de sırf deri renginiz sayesinde çalışanlardan çok garip bir saygı görüyor ve içinizden köleliğe sövüyorsunuz. sokaklar ise tam tersini söylüyor.

    alkol yasağı saat 17:00. bu saatten sonra klasik güney amerika tribini yaşarsınız; tentelerin arkasından alışveriş. lakin dikkatli olmakta fayda var. ara sokaklar özellikle beyazlar için ölüm tehlikesi taşır. mandela sonrasında kendilerine güveni gelen siyahi vatandaşlar yanınıza yanaşır ve elinizde ki telefonu sorgusuz sualsiz almaya çalışır. engel olmaya çalışmayın, sonra sağda solda hayatımda yediğim en sağlam dayağın atıldığı ülke diye tanım girerken bulabiliyorsunuz kendinizi.

    otelleri fena değil ama alışveriş merkezleri olağanüstü. özellikle durban ve johennesburg un. şanslıysanız die antwoord konserine denk gelebilirsiniz, sakın kaçırmayın.

    safari işlerini bilmiyorum, tırstım ben. zaten yüzüm gözüm morarmış daha 2. günde sokarım safarisine dedim çıkmadım havuzdan. Braaivleis denilen bir mangal olayları var, sokakta rastlarsanız sorun timsah filan atabılıyorlar ellerinde varsa, deneyin. restaurantta yapmayın öyle şeyler, öpüyorlar. restaurantta yiyeceğiniz en değişik ve ucuz lezzet hindistan cevizli balık çeşitleri. körili mörili garip garip ama dehşet bir lezzette ürünleri çok ucuza alabiliyorsunuz. deneyin.

    gidecekler için bir uyarımda, mutlaka sarı humma mı ne öyle bir aşı var, onu yaptırın. saçma sapan böcekler, sinekler var. ülke de hala ciddi bir sıtma tehlikesi var. o yüzden aşı önemli. bu arada manyak parklar var. acayip acayip tropikal kuşlar, envai çeşit timsah, filler, aslanlar, kaplanlar, ne ararsanız. zaten turla gidenler için öyle programlar mevcut.

    ve ne olursa olsun, cab dedikleri taksiye tek başınıza binip şehir merkezinden uzaklaşmayın. beyaz yerlisine acımaları yok, hele hele yabancı olduğunuzu anladıkları an ciddi ölüm tehlikesi içerisindesiniz. esasında en mantıklısı turla gitmek. öyle 2-3 arkadaş gaza maza gelmeyin. çok güvenli güzel clubları var. ben zenci poposu şaapmadan gitmem derseniz, double prezosuz asla maça çıkmayın. club whore lar, dancing girl ler vs yarısı aidsli. clublarda barlarda çok kolay uyuşturucu bulabiliyorsunuz. ot ve türevleri dışına çıkmayın ve ne kadar tecrübeli olursanız olun köklemeyin. ve başınıza bir bela geldi mesela, polise sakın güvenmeyin. peru yu ve şili yi çok tehlikeli bulmuştum ben. oralar buranın yanında çocuk parkı gibi kalıyor. herhangi bir kavga, hırsızlık, gasp, uyuşturucu vs gibi olayda poliste genelde işin içinde oluyor, rüşvet vermekten de çekinmeyin ama. 50 -100 rand e size canlı kalkan olabiliyorlar.

    safari, sabah kahvaltısı dair 400-450 rand gibi bir fiyattı. bu söylediğim rakam 1 sene öncesine tekabül ediyor. 1 tl 4-5 rand civarı bir para etmesi lazım. dediğim gibi safari den ziyade milli park tadında yerler var. oralara gitmeye çalışın, iyi bir taksici bulursanız, ing. bilen filan; adamın numarasını alın, 100 rand bahşiş verin ve sorun parkları götürür. sonra sizi geri getirir. penguen den su aygırına, timsahtan, zebraya her şeyi bulabiliyorsunuz.

    zaten ülkenin olayı; hayvan çeşitliliği, güzel plajları ve devasa shopping mall ları üzerine kurulmuş. ben türk lokumu bulmuştum pavilion da, lakin beyaz peynir yoktu :)

    2