ahlat ağacı

  • azazil

    http://www.imdb.com/title/tt6628102/?ref_=nv_sr_1

    Nuri Bilge Ceylan film hakkında ''sevelim veya sevmeyelim, bazı özelliklerimizi babalarımızdan alırız. Zayıflıklarımızı, alışkanlıklarımızı ve daha pek çok şeyi. Filmde babalar ve oğulların aynı kaderi paylaşmasıyla oluşan kısır döngüyü bir dizi acı tecrübe aracılığıyla anlatacağız” demiş.

    sanırım önümüzdeki cannes film festivaline yetiştirilecekmiş.

  • papalarin papasi

    didem madak şiiri düşüncesi ile açıp, sevindirici bir haber ile ayrıldığım başlık.. nuri bilge candır..

  • kocburcuerkegi

    yaptığı açıklamaya dayanarak filmi izlemeden çok net bir şey söyleyecem.

    adam hayatımın filmini yapmış amına koyayım. keşke bir an önce gelse..

    ha bu arada ekleyeyim şunu da;

    "baba ile oğul arasındaki benzerlik anne ile kız arasındakinden fazladır" (nietzsche)

    2
  • neandertal adami

    bol diyaloglu, başarılı bir film olmuş.

    uzun zamandır bekliyordum, beklediğime fazlasıyla değdi. nuri bilge, toplumumuzdaki erkek prototipini çok iyi gözlemlemiş. iklimler filmiyle başlayan süreçte filmleriyle hayatımıza soktuğu erkek karakterler öylesine sıkıcı, öylesine hödük ki.. üstelik bunların öyle ipsiz sapsız tipler de değil he. bayağı bir kendini yetiştirmiş tipler bunlar. ama kadın karakterlere tutumu hemen hemen hepsinin aynı. bu filmde de başrol sinan karakterinin annesine takındığı tavır çok sevimsizdi, beni çok irite etti.

    devamı

  • karayilan

    nbc son 3 filmden bu yana böyle peygamber gibi bir şey oldu. adamın tek eksiği diyalogmuş gerçekten. harika.

  • dandy

    Sinematografisi çok başarılı.

  • isis

    3 saat süren bol diyaloglu nefis bir nuri bilge ceylan filmi.
    Çanakkale'de yaşayan bir delinin hikayesi anlatılıyor :) fazla uzatılan sahnelerde dahi sıkılmadım. hatta bazı yerleri o kadar sevdim ki replay tuşu olsa da baştan izlesek dedim.

    aslında o kadar önemli biri olmadığımız ortaya çıktığında neden üzülüyoruz ki? bunu temel bir aydınlama hali olarak ele alabilsek daha iyi olmaz mı? inanmak dediğimiz şey sonuçta insanın içinde başlattığı bir eylemdir. ve güzelliğe, aşka inanmak kadar ayrılığa da inanmak, hazır olmak gerekir. yani her güzelliğin sonunda bir kopuş, ayrılık pusuda bekler. madem öyle, başımıza gelen bu gibi tatsızlıklara bizi kendi bilinmeyenlerimizle yüzleştiren hayırlı felaketler gözüyle bakmamız gerekmez mi?