ahmet erhan

  • birarkadasabakacaktim

    adamın amına koyan şairlerin başında gelen, teoman, yeni türkü, selda bağcan, ahmet kaya gibi sanatçıların şiirlerini bestelediği şair.

    1
  • ellilikbakire

    süper ödesi şairdir.
    gül şiir'ine bayılırım.
    teoman da zaten son albümünde sevişirdik bazen olarak bestelemiştir.

    2
  • gregor samsa

    gözlerin ipekyoludur ömrümün
    akasya yüklü kervanlar geçer
    çan sesleri arasında bir fener
    yanar söner yanar söner yanar söner
    gözlerin ipekyoludur ömrümün

    kentin en kalabalık yerlerinde
    dört nala koşan bir at gibi
    çılgınlığa akan yalnızlığa ölüme
    yazılmış şiirleri yeniden yazmak bütün
    hayatı teğellemek yepyeni bir güne
    ve sonra sökmek uzun uzun

    gözlerin ipekyoludur ömrümün
    yalnızlıktan gelir yalnızlıklara gider
    düşülür her şeyin altına bir tarih
    soluksuzum günlerdir geceler uzar
    yaşamak dünyayı ödüllendirmektir artık
    kendimi öldürdüğüm yerlerde beni kan tutar

    başıma gelecekleri bile bile yürürüm
    hilton oteli'nde hu çekerim huu...
    işte hırkam ben de bir dervişim
    asamı vestiyerde bırakmak zorunda kalırım
    nescafeyi konyakla kardığım günler gecelerdir

    bakarım gözlerine eğnim silkelenir
    döktüğüm acılar yıllar kederlerdir
    alnıma bir avuç tuz atılır düşünemem
    konuşamam ağlayamam bağıramam
    neden gece her gecenin ardından gelir

    gözlerin ipekyoludur ömrümün
    gözlerin tarihçesi yaşayıp öldüğümün
    ıhlamur ağaçları altında bir saraybosna hatırası
    sen ben ve deniz bir de rüzgarın örttüğü gençliğimiz
    sen ben ve deniz. sen ben ve deniz..

    2
  • c.

    "adını büyük harflerle başlattığım hayat
    gitgide dayanılmaz oluyor
    buzdolabında çocuk ölüleri
    sokak korkusu, anason yalazı
    - beni niye kimseler sevmiyor?
    ki ben hiçlik'e adanmış bir asansör kuğusu
    üçüncü kattan sonrasını hatırlamıyorum
    boynumu büküp kıvrılıyorum
    -ama niye beni hiç kimseler sevmiyor?

    kendi küçük harflerime sığınıyorum..."

    3
  • dodi

    "türkiye, türkiye olduğunda eşber'in
    gözleri açılacak! cem yılmaz'a biletsiz
    girecek sokak çocukları; kapıda mendil
    satacak tayyip erdoğan."
    -ahmet erhan

    2
  • migra

    bağdaş kurup oturuyorum bir uçurumun derinliklerine
    elime kalem almadan şiirler yazıyorum
    ey, sokaklarında nöbet tuttuğum kentler
    ey, yüreğimde gitgide yaklaşan doğum
    ad veriyorum artık her nesneye kendimce
    bayraksız ülkeler arıyorum şimdi atlaslarda
    mayınsız, tel örgüsüz sınırlarda at koşturuyorum
    dünyalar getiriyorlar bana, birini seç diyorlar
    -pazardan üç beş kavun alıp getirircesine-
    herkesin dünyasından silah sesleri geliyor
    bütün dünyaları dolaşsam, mezarlıktan başka bir şey göremeyeceğimi biliyorum.
    yazıtlarındaki sözler değişikse de ne çıkar?
    ölüm her yerde aynı ölüm ve her yerde benim sırtım yanıyor tabutları omuzlamaktan
    oturup ağıtlar yazmak da bir şeye yaramıyor.

    bağdaş kurup oturuyorum bir gülün derinliklerine.
    kendimi yeniden doğmalara alıştırıyorum. *

    2
  • karamel

    gül şiir

    1
  • yukseltintavankirisiniustalar

    yarasa' nın 21 şiiri' nde beni küstah yalnızlığıyla kahreden, kitabı alıp terasa çıkmamı ve şiirlerini avaz avaz okumamı sağlayan yegane adam.

  • aokigahara sakini

    "geceyarılarını çoktan geçti
    bu şiir bitmeyince varolmayacak ellerim
    ellerim uykusuz, ellerim geberesiye yalnız…"

    2
  • kendini asan zenci

    bugün hayatını kaybetmiş.

    "ölümseyerek bakıyor dünya, biz gülümseyelim"

    gittiği yerde gülümsesin yerimize..

    1
  • aokigahara sakini

    bir süredir kanser tedavisi gören şair dün gece hayatını kaybetmiştir.

    " ...ne aradığımı bilmeden bir şeyler arıyorum şurda burda.
    yok artık ne bir duygu, ne de bir istek
    bedenimin her hücresi sağırlıklarla dolu;
    hoşçakal diyorum şimdi, gördüğüm her varlığa..."

    1
  • yukseltintavankirisiniustalar

    onun ölümü uzun soluklu bir intihardır aslında. sabah kalktığında aklından hep şiirler, ölüm merakı, devrim telaşı ve ayık kalmama muhabbetleri geçiyorduysa, deniz kızlarına, kybele' ye, cep telefonlarına, deniz' e ve kendine onlarca intihar mektubu taşır nitelikte şiirler yazıp yazıp uykulara daldıysa bizler gibi yaşamıyordu canım ahmet erhan...

    - bugün benim içimde ise onun yakışamadığı hayatı terk etme, peşine düşme, silivri' de yakalayamadığım ahmet erhan' ı her nerede olursa olsun yakalayıp boynuna sarılma, uzun uzun karşılıklı susma, açık çaylarla böleceğimiz rakı masalarına oturma telaşı almış başını gidiyor. ve ona şöyle seslenmek isterdim son nefesinde,

    ''ey, yarasa
    ölüm
    yarasın sana!''

    1
  • sunshine

    ot dergisi eylül sayısı'nın en güzel yazılarından biri onun için sıddık akbayır tarafından kaleme alınmıştır.

    "ahmet erhan, türk şiirinin ‘alacakaranlık kuşağı’nı temsil eder.

    ataol behramoğlu’nun 12 mart muhturası’nın öncesindeki bir gün mutlaka şiiriyle ahmet erhan’ın 12 eylül öncesindeki bugün de ölmedim anne şiiri arasında, ilginç bir benzerilik vardır. her ikisi de geleceğe ‘sis dili kipi’nde seslenir.

    ahmet erhan’a; yenilgi döneminin yarım bıraktığı büyük hikâyenin karakterine her zaman sahip çıkan oyuncusu olmak kalır.

    alacakaranlıktaki ülke şiirlerinin tamamı 12 eylül öncesinde yazılır; ancak kitap olarak 12 eylül sonrasında yayımlanır. aslında, ciddi bir cesaret işidir. darbecilerin varlığı bir yana, özellikle de sol kesimden epeyce tepki alır; ancak sol ya da sağ olsun büyük destek de görür. kitabın, bir öncülük işlevi olur. 17-20 yaşları arasında yazdığı şiirlere, yetkin bir seçici kurulun ‘necatigil’ şiir ödülü’nü vediğinde henüz 21 yaşındadır. bu ödül, genç bir şair için kolay değildir. aradan bunca yıl geçtikten sonra bile alacakaranlıktaki ülke’nin baskısını üzerinde hisseder.

    ‘12 eylül şairi’ derler. oysa, o şiirlerin hepsi darbeden önce yazmıştır, kendi kuşağı o kitabın bir öncü olduğunu kabul eder; çünkü onun kuşağı ‘vefalı kuşak’tır.

    alacakaranlıktaki ülke’yi birçok kişi kolaj tekniğiyle okur. işine geldiği gibi yorumlar. sosyolojik boyuta neredeyse hiç girilmez.

    ayrıca, ‘arabesk şair’ de derler ona, o da övgü olarak alırı bunu. müslüm’e de bayılır, orhan’a da...



    ‘sana artik ahmet erhan diyorlar’

    her şeye rağmen, bir sabah uyanır, bakar ki ‘meşhur’ olmuştur. “sana artık ahmet erhan diyorlar” dizesi, bu günlere denk düşer. tevriyeli bir dizedir: kimliğindeki gerçek adı ahmet bozkurt’tur. ‘artık, sen bir şairsin’ anlamları iç içedir.

    hep tek bir şiiri yazdığına inanır. hayat boyu tek bir şiiri yazdığını söylemek, aslında büyük bir iddiadır. fellini’nin hayatı boyunca tek filmi yönetmesi gibidir.

    son yıllarda öğretmen ahmet bozkurt kimliğini şair ahmet erhan’a devreder. ancak, kendisinin öğretmeyi değil, öğrenmeyi sevdiğini de bilir. yine de iyi bir öğretmen olduğunu söylerler, bu da çocuklara olan muhabbetinden ileri gelir, özne ile yüklemin uygunluğundan değil. öğretmenliği özler.

    ankara esat’ta yalnız yaşayan, kendi halinde bir öğretmendir. gecenin üçünde evini polis basar. 2. şube’ye götürülür. emniyet amiri, “ne iş yaparsın?” diye sorar. “büyük kolej’de öğretmenim.” der. amir şaşırır: “benim kızım da orada okuyor.” polislere, “niye aldınız lan hocamı!” diyerek çıkışır. sebep, dağdaki bir pkk’lının cebinden, erhan’ın alacakaranlıktaki ülke kitabı düşmüştür.



    yedi kurşun

    ahmet erhan’da 12 eylül öncesinden kalan, yalnızca, yedi kurşunun acısı değildir.
    gece lisesinde okur. babasının ölümünden sonra gündüzleri aynı lisenin kantininde çalışır. gündüz çay ocağında çalışır, akşam derste uyur. bir gün solcular kapıyı tekmeyle açıp bir arkadaşını çağırırlar dışarı. öğretmen pencerenin yanına kaçar... sağcıdır çocuk, vuracaklardır. ahmet sınıf sorumlusudur, önüne geçer onun ve “hayır!” der, “benim sınıfımdan adam alamazsınız!” ama sonrasında ona da, “arkadaş okulu bırak!” der, “her zaman ben olmayacağım ki yanında.”

    yedi kere kurşunlanır toplu ya da tek. ilginç tarafı; dördünü solcuların, üçünü sağcıların yapmasıdır. halbuki hiçbir zaman eline silah değmemiştir. bir gece dere yatağından eve dönerken sağcılar çevirir, üzerinde parka, içinde de bir sürü bildiri... herkesin deniz gezmiş, mahir çayan olduğu zamanlardır! sınıfta kurtardığı çocuk çıkar aralarından şansına, “kimse dokunmasın ona!” der.



    ‘bugün de ölmedim anne’

    ahmet kaya’nın bestelediği “bugün de ölmedim anne” şiiriyle edebiyat dışı okurun dikkatini çeken ahmet erhan, okurun gözünde, naif, ürkek kırılgan bir şair imgesi bırakır.
    hürriyet gösteri’nin şiir kasetlerinde kendi sesinden okuduğu oğul şiirini besteleyen teoman’a, “senindir şiirim. yalnız bir ricam var. albümünde şarkı sözü değil şiir yaz oğul için, eğer adımı yazacaksan.” der.

    son yıllarını, şarkı sözlerinden gelen kırıntılarla yaşayan, birçok yayınevinden düzeltmenlik isteyen; ancak şiirlerinde ortaya koyduğu sarhoş imajından dolayı kimsenin oralı olmadığı ahmet erhan’ın yirmi yıl türkçe-edebiyat öğretmenliği yaptığı unutulmuş gibi davranılır. istanbul, ahmet erhan’ı tanımakta zorlanmış gibidir.



    ‘yeni türkü’

    yeni türkü, öncüsü olmayan bir gırgır hareketidir. üç arkadaştırlar: ahmet erhan, yaşar miraç ve adnan özer. biri, laz müteahhitlerin ceplerindeki şiir kırıntılarını devletlü ihalelerin bir zırnığı olarak götürür; öbürü dededen miras öküzü satar; ahmet erhan’ınsa ne parası, ne de suyu vardır. kardeştirler. ki o zamanlar kardeşliğin bir anlamı vardır. yıl 1978’dir.
    ankara. kızılay meydanı… yeni türkü şiir gazetesi satarlar. polisler kuşkuludur: “amirim, bunlar şiir satıyorlarmış, dağıtalım mı?” cevap açıktır: “benim oğlan da şiir yazıyor!” yıllardan 1980… yaşar miraç’la yan yanadır. bir ara yanına bir asker yanaşır: “abi, en yeni türküler mi bunlar?” yenilikçi damarı tutar: “evet! en yeni türküler bunlar!” limon satar gibi şiir satar.

    23 mart 2003, hürriyet pazar keyfi... en arka sırada bir ilân, ahmet erhan’ın dikkatini çeker: yeni türkü, koleksiyon, 3 cd, 4 kaset. kendilerinden ‘ad’ dilenenler, yaşar miraç’tan yaptıkları şarkılardan bu seçmelere hiçbir ‘parça’ almamışlardır. ahmet erhan’dan ise, kalırsa bir soru’yu almışlardır.

    ahmet erhan, hayvan dergisinde yeni türkü’ye şöyle seslenir: “ey sevgili okur, bu noktada ya derya köroğlu benden özür dilesin, ya da ben aydın doğan’ı mahkeme kanalıyla yorayım. yeni türkü koleksiyon. evet, tüm müzik marketlerde! yemenimde kir yok, ayağımda nasır… ama, keşke adam dövecek yaşta olsaydım!”



    ‘diğer’ olmak, ‘değer’ olmak

    ‘binde ondokuz’un içinde bulunmaktan onur duyduğu için mi, yoksa türkiye’deki şiir okur oranı gibi bir şey olduğu için mi, diğer’lerini çok sevdiği için mi işçi partisi’ne üye olur, bilimez.

    seçimlerde sabaha kadar televizyon karşısında pinekler pek çok kişi gibi. merakı şudur: “acaba ip ve kardeş partiler kaç oy aldı?” bu merak da çok doğaldır. televizyon bütün partilerin oy oranlarını söyler, sıra onlara gelince ‘diğer’ der. işte o kadar! bu ülkede ‘diğer’ olmak, ‘değer’ olmak anlamına gelir onun gözünde. en sonunda oy oranı sabaha karşı açıklanır: ‘binde ondokuz!’ “iyi…” der. bunu, şair yalnızlğıyla eşit oranda görür.



    üç tutku

    ahmet erhan’ın için gerçek dört tutku vardır: şiir, aşk, futbol, at yarışları.
    en derin aşk şiirlerini âşık olmadığı dönemlerde yazar. erhan’a göre, insan hayatta bir kere âşık olur, ötesi o aşkın dipnotlarıdır.

    adana demirspor’da birlikte top koşturdukları fatih terim’in galatasaray’a, ahmet erhan şiire geçmesi, bir transfer hatasıdır belki de.

    futbol, ilk gençliğinin en büyük tutkusudur. adanademirspor’da oynar. adıyaman’ın sağ beki, kaval kemiğine bir girişir, kırılır kemiği. ahmet erhan’ın küsme huyları vardır, futbola da küser. sanki şiirle de ona benzer bir mecra üzerinde gibidir, hatta her kitapta şiiri bırakır. çünkü ortalıkta o kadar çok şiir, o kadar şair, o kadar çok soytarı, o kadar çok dergi, o kadar çok dedikodu vardır ki…

    adana erkek lisesi’nde ve adanademirspor genç takımında (o yıllarda takım birinci ligdedir) 6 numaralı forma onundur. soldan sağa deplase oldu mu, yüzde doksan goldür; sol gösterip sağ çakar. genç takımda oynarken, fatih terim a takımdadır. fatih terim’le aynı mahallede otururlar.

    galatasaraylıdır. galatasaray’ın özellikle avrupa ve fener maçlarında evin duvarlarının rengi değişir, sarı-kırmızı olur. bayraklar, şapkalar, düdükler ve bilumum alet-edevatla kendi kendine küçük bir ali sami yen yaratır. galatasaray, yense de yenilse de içer.

    at yarışları,özellikle son yıllarda hayatının meşguliyet alanlarından birini oluşturur. bunun, çoğu insana tuhaf gelebileceğini bilir. çocukluğu, at ve köpek familyalarının içinde geçer. beş altı yaşlarındadır. iki yarış atları vardır: vildan ve esire. vildan, ‘kan hattı’, çok güçlü bir attır ve doğal olarak her koştuğu yerde çoğunlukla favori (f:) gösterilir, gelir de. esire ise ‘eşek’ tabiriyle anılabilecek bir garibandır (ss:); sürprizden de öte olarak verilir tahminciler tarafından.

    o unutulmaz günde, bir aprantinin (jokey yamağı) koşturduğu esire birinci gelir; potoyu geçtikten sonra da yere yığılır. o sırada ankara hipodromu’nun locasında birasını yudumlamakta olan baba, oğluna sarılır, kazanma coşkusunun o yüzden derin bir acıya dönüştüğü beş yaşının masumiyetiyle ve olgunluğuyla izler. esire’nin ayağı kırılmıştır. ‘atları da vururlar.’ o günden sonra, evlerinde atlarla ilgili tek bir sözcük bile konuşulmadığını hatırlar. unutmayı hiç sevmez.



    alkol şiir ve yaş

    36 yaşındadır askere gittiğinde. iki aylık paralı askerlik çıktığında, burdur’a yolculuğu başlar.

    50 yaşına, sağlık sorunlarıyla giren ahmet erhan’ın, en çok ağrına giden şey, ‘sesi’dir. 20 yıl türkçe- edebiyat öğretmenliği yapmış birinin sesinden çocukların korkması ağrına gider.

    gırtlak kanseridir. iki kez ameliyat olur. ikincisinde ses tellerinden birini alırlar, üstelik bir de kalbi durur kısa süreli de olsa.

    babası 51 yaşında 1975’te alkolden ölür. babasının yaşını geçmek ister, 4 yıl da geçer. 55 yaşındadır öldüğünde. ölüm sebebi bilinir: alkol.

    özellikle son kitapları adamakıllı alkol kokar. şiiri, ‘kişisel’den öte bir şiirdir; bireysel bile değildir. şişeyi paltosunun iç cebine saklayıp gizliden gizliye hortumlamak yerine, masaya vurarak içer. içkiliyken tek bir satır bile yazamaz; zaten kalem tutacak hâli de olmaz. yalnız içmeyi sever, evcil bir yalnızlıkta.

    son yıllarda, kendisini, şiir adına saklar.

    “beni artık şair olarak kimse tanımıyor gibi bir duygu var içimde. özellikle son on yılda biraz fazla saklandım galiba.” der. oysa, daha yirmili yaşlarındayken ankara sokaklarında, şiir bilenlerin birbirine gösterdiği isimlerdendir. şimdi, türk şiirinde herkesin bildiği bir isimdir artık. onlarca kitap, yüzlerce şiir…

    ağustos
    turgut uyar'ın doğum gününde, ağustosun dördünde, göğe bakma durağı'nda "çok konuştum, yalnızlığıma verin" diyerek iner. karşıyaka mezarlığı'nda behçet aysan'ın yanına gitmek için acelesi vardır sanki..."

    4
  • sunshine

    "yalnızlığı çileden çıkaracak kadar yalnızdım." demiş zat.

    1
  • sunshine

    "ben bütün yenilgileri yaşadım,
    kalmadı sana hiçbir şey."

    1
  • sunshine

    ---spoiler---

    ne güzeldin
    uzayan, hep uzayan ellerin vardı
    bütün çocukların ağzıyla konuşur gibiydin
    gözlerinden bir gül çıkarıp atamasan da
    her bakışın bir gül dolgunluğuyla açardı
    bu yüzden sen
    hiç uçurumlara yürümedin, denizleri bilmedin
    duraklarda hep kendini bekledin
    herkesin indiği otobüslere bindin usulca

    ---spoiler---

    1
  • sunshine

    ---spoiler---

    iki köşeli yalnızlığın bir ucunda sen,bir ucunda ben
    birleşip ayrılıyor çizgilerimiz
    hangi boyuttan koparılmıştık ki biz

    anı bile yok,ses,koku bile
    bir elin yazdığını öteki el karalıyor sanki
    silgiler hatırlıyor,kalemler unutuyor bizi…

    ---spoiler---

  • janesmith

    ---spoiler---

    sahibinden satılık
    hasarlı
    bir hayat
    1958 model
    kaçıncı el olduğu bilinmiyor
    bana geldiğinde bundan beterdi
    yedirdim içirdim giydirdim
    alkolle çalışır- ötv hariç
    sırtında şişe taşımaktan beli büküldü
    ha, bir de egzoz niyetine cigara içer
    kanserli
    bir de ülser
    tekerleri laçka, benden söylemesi
    memleketin bütün yollarında
    bunun yazısı var

    sahibinden satılık
    markası silik, okunmuyor
    antika niyetine
    ama niye
    içi temiz olmasa dağlarda bırakırdım
    bir kötülüğünü görmedim, yalan olur
    ama bir hayrını da
    içi temiz dedim ya, has deri kaplama
    amerikalı değil, sanki dünya kırması
    uçurumdan atarım, üstüme kayıtlı
    devlet malına zarar vermekten filan
    korktum açıkçası

    üçe beşe bakmam
    hasarlı bir hayat- 1958 model
    sahibinden satılık

    alacaksan
    al, artık…


    ---spoiler---

  • sunshine

    seviyorum,
    hiç solmayan bir çiçeğe
    dal olmanın sevincini duyar gibi.

  • sunshine

    ---spoiler---

    eski usul bir sevdamız olsun
    iki kişiyiz şunun şurasında

    ---spoiler---

  • sunshine

    ben kendimi dağ sanırdım hacer!
    enginimde konya ovası, çukurova, harran...
    eskiden benim de bir yurdum vardı,
    yağmura direnen limon çiçeklerine benzer.

    ben kendimi sarhoşken tanırdım hacer!
    ince belli bardaklarda anason kokusu, kuşların bile kıskandığı piknikler.
    kalp kırıklığı, güz esintisi, kanser...
    gün gün damlayan zaman.
    ama şöyle bir gürül gürül akmadı.
    ben kendimi ırmak sanırdım hacer!...

  • sunshine

    ---spoiler---

    acı, takunyalar giyerek yürürdü yüreğimde
    sevincinse tüyden ayakları vardı

    ---spoiler---

  • sunshine

    burada bitiyor bir sevda, yenisi nerde
    başlar; ya da başlar mı bilmem?
    kendi derinliğiyle dolan bir kuyu mu
    yüreğim; kendi boşluğuyla yetinen?

    burada bitiyor bir sevda, ele avuca
    sığmayan kederler, kimi gülüşler ve bir
    o kadar da unutulmaya yatkın anılar
    bırakarak geride; belki birkaç da şiir...

    sürüp gidecek yaşamım, kimi yerlerde
    sanki yeniden okur gibi bir romanı
    ve gülümser gibi yine aynı şeylere
    sıkıntılı, dalgın; çoğunlukla acılı.

    burada bitiyor bir sevda, kaldım işte
    yine dağlar, uçurumlar arasında birbaşıma.
    burada bitiyor bir sevda, önsöz gibiydi
    bir çağrıydı, daha nice yeni sevdaya.

  • sunshine

    ---spoiler---

    yurdumda çocuklar ölüyor
    barışın ve kardeşliğin has yüzü hevesine

    ---spoiler---

    1