ahmet haşim

  • bluish

    ne sen,
    ne ben,
    ne de hüsnünde toplanan bu mesa,
    ne de alam-ı fikre bir mersa:
    olan bu mai deniz,
    melali anlamayan nesle aşina: değiliz...
    (bkz: o belde)

  • jones

    şiirde sembolizm akımının temsilcisidir. eselerinde içe dönüş karanlıklar melankoli vardır.bir rivayete görede karanlığı ve akşamı çok sevmesinin nedeni çok çirkin olmasıymış.

  • perceneige

    ikinci ve son şiir kitabı "piyale"nin girişinde "şiir hakkında bazı mülahazalar" bölümünde şiirle ilgili görüşlerini açıklar:

    şair ne bir gerçek habercisi, ne güzel konuşmayı sanat haline getirmiş bir kişi, ne de bir yasak koyucudur.
    şairin dili, düzyazı gibi anlaşılmak için değil, hissedilmek için yaratılmış, müzik ile söz arasında, ama sözden çok müziğe yakın ortalama bir dildir.
    düzyazıda anlatımı yaratan öğeler şiir için sözkonusu olamaz.
    düzyazı us ve mantık doğrur, şiir ise algı bölümleri dışında isimsiz bir kaynaktır.
    gizliğe, bilinmezliğe gömülmüştür. şairin dili, duyumların yarı aydınlık sınırlarında yakalanabilir.
    anlam bulmak için şiiri deşmek, eti için bülbülü öldürmek gibidir.
    şiirde önemli olan sözcüğün anlamı değil, şiir içindeki söyleniş değeridir. şiiri ortak bir dil olarak düşünenler boş bir hayal kuruyor demektir.

    "piyale" kitabındaki "merdiven" ve "bir günün sonunda arzu" şiirleri, bu görüşleri yansıtan ve türk edebiyatında görülmemiş bir şiirselliği ortaya koyan ürünlerdir.
    bu kitapla birlikte haşim'e saldırılar arttı.
    ölçü ve türkçe bilmemekle, toplum sorunlarına ilgisizlikle suçlandı.
    yine de şiirleriyle 20'nci yüzyılın ilk çeyreğini etkilemeyi başardı.


    eserleri
    şiir:


    göl saatleri (1921)
    piyale (1926)

    fıkra ve sohbet:

    bize göre (1926)
    gurabahane-i laklakan (1928)

    gezi:

    frankfurt seyahatnamesi (1933)

    1
  • marla_singerr

    türk şiir'inin en başarılı isimlerinden biridir. bir çok araştırmacı ve tarihçi ahmet haşim'i sevmez. çünkü hayatı boyunca, yazdığı onlarca şiir içerisinde sosyal içerikli, toplumsal tek bir şiir bile bulunmaz. bu nedenle onun "dünyanın umrunda olmaması"nı eleştirmişlerdir. ancak hiç biri inkar edemez ki türk şiirinin görüp görebileceği en başarılı sembolist şairdir. onun gibi cümle kuran ve imge yapan hiç bir türk şair doğmamıştır doğabileceğini de sanmıyorum.
    geceyi ve gece betimlemelerini çok sever. nedeni ise annesinin hastalığı yüzünden bir tek akşamları dışarı çıkması ve çok çirkin olduğunu düşünerek yüzünü gizlemek için sadece akşamları evden ayrılmasıdır. bu yüzden karamsar şiirleri bol bol vardır. her şiirinde ince bir anne teması görülebilir.

  • kiyogen

    akşam şairidir.
    "akşam yine akşam yine akşam
    bir sırma kemerdir suya baksam."

    ayrıca piyale şairidir.
    "zannetme ki ne güldür ne de lale
    ateş doludur tutma yanarsın
    şu karşındaki gülgun piyale"

  • kuntakinte

    en sevdiğim şiirin yazarıdır.

    merdiven
    ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
    eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
    ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…

    sular sarardı… yüzün perde perde solmakta
    kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

    eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller
    durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
    sular mı yandı? neden tunca benziyor mermer?

    bu bir lisan-ı hafîdir ki rûha dolmakta
    kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

  • altinkaya

    milli eğitim bakanlığı tarafından 100 temel eser arasına alınan eserleri mevcuttur.

  • septik

    çirkinliğinin farkında olup karanlığı seven zattır.

  • yer mi lan anadolu cocugu

    eyvallah, "usta" diyelim, "adam aşmış" diyelim, "ultrasonik bi adam yaee" diyelim hatta. ama bu denli etkilenecek kadar şiirini anlayabilmiş insan var mı merak ediyorum? yoksa duruyo piyale sol üst köşemde, hemen bi hırsla kendimi kapatacağım odalara günlerce.

  • mathieu delarue

    oniki yaşına kadar yaşadığı bağdat' ve çölü asla unutamamış ayrıca ölen annesinin özlemini yüreğinde taşımış şairidir. küçük yaşta yaptığu çöl gecelerindeki gezintiler onun geceyi sevmesine neden olmuştur.ayrıca çirkin olduğunu düşünen şair gecenin tüm çirkinlikleri örttüğü kanısıyla geceyi sevmektedir.

    1
  • justwatchme

    "başım" şiirindeki betimlemeleriyle hayranlık uyandıran şairdir.

    "bu cehennemde yetişmiş kafaya
    kanlı bir lokmadır ancak mihenim,
    ah ya rabbî, nasıl birleşti
    bu çetin başla bu suçsuz bedenim?"

  • krems

    sembolizm akımının ülkemizdeki kurucusudur. toplum için sanat kaygısı gütmediğinden dolayı dili ağırdır. eserlerinde uzun betimlemelere ve karakterlerin tahlillerine sıkça yer verir.en önemli eserlerinde bir tanesi deneme ve sohbet alanında yazdığı bize göre'dir. eserin içinde kısa bir deneme;

    garden barda konuşan iki adam

    - şu ışıklar içinde görünüp kaybolan kadınlara bak! ne derilerindeki beyazlık insan derisi beyazlığı, ne gözlerindeki siyahlık, insan gözü siyahlığı, ne dudaklarındaki kızıllık, insan dudağı kızıllığıdır. tabiatın eserleri hiç de bu sahne yaratıkları kadar güzel değil! kırmızı, sarı, yeşil, siyah boyalar, renksiz et­leri, çipil gözleri, soluk dudakları değişikliğe uğratarak, harap uzviyetlerden birer gençlik ve güzellik mucizesi vücuda getir­miş. kim diyor ki kadın şimdi, eskisi gibi, yüzünü sıkı örtüler altında saklamıyor? ya boya örtüleri? bunların altında hakiki çehreyi hiç görmek kabil mi? boyalar olmasa bilmem kadın ne yapardı?
    - kadın ne yapardı bilmem… fakat boyalar olmasa bil­mem ki göz nasıl boyanırdı.

  • aokigahara sakini

    akşamları yaşayan şairdir. gündüzler onun için pek bir anlam ifade etmez. bunun bir sebebi de küçüklüğünde annesinin hasta oluşu ve kendisiyle ancak akşamları dışarıya çıkıp gezintiler yapabilmesi, o anlarda mutlu olmasıdır. sonrasında mutluluk arayışına devam etmiş midir bilinmez.

    bir günün sonunda arzu

    yorgun gözümün halkalarında
    güller gibi fecr oldu nümayan,
    güller gibi... sonsuz, iri güller
    güller ki kamıştan daha nalan;
    gün doğdu yazık arkalarında!
    altın kulelerden yine kuşlar
    tekrarını ömrün eder ilân.
    kuşlar mıdır onlar ki her akşam
    alemlerimizden sefer eyler?
    akşam, yine akşam, yine akşam
    bir sırma kemerdir suya baksam;
    üstümde sema kavs-i mutalsam!
    akşam, yine akşam, yine akşam
    göllerde bu dem bir kamış olsam!

  • babafingo

    hiçbir akıma bağlı olmayan sanatçıdır.

  • yorgo

    gelmeden evvel

    kalbim
    benim bir ormandı,
    isimsiz, asude,
    bir büyük orman;
    ve gölgelerinde revan
    olan hafi suların aks-i şevk-i müttaridi
    dağıtırken sükutu bihude,
    düşünürdüm ki, hangi gün, ne zaman,
    ne zaman
    girecektin o kalb-i mes'ude?

    etmeden zehr-bad-ı fasl-ı elem
    reng-i eşcar ü abı fersude,
    dolacak mıydı seslerin, bilmem
    o tehi saye zar-ı mesdude?

    sanki hicrana bir teselliydi
    şeceristan-ı kalb içinde revan
    olan hafi suların musiki-i nevmidi.

  • yorgo

    birlikte

    bütün bizimçündür
    nukuş-ı encüm-i vahdetle işlenen bir tül
    gibi üstünde titreyen bu sema;
    gecenin dallarında şimdi açan
    bu kamer,
    bu altın gül...

    bütün bizimçündür
    ne varsa aşk ile bidar-ı ra'şe, ya naim,
    ne varsa aid olan leyl-i hande-me'nusa,
    sana aid lebimdeki buse,
    lebinin surh-ı bizevali benim.

  • biricik sana ikicik bana

    sonuna kadar fecr-i ati'ye destek olmuştur.
    sembolist, gece şairidir.
    daima aruz kullanmıştır.
    (bkz: göl saatleri) (bkz: piyale) (bkz: gurabahane-i laklakan)

  • yorgo

    bir günün sonunda arzu

    altın gözümün halkalarında
    güller gibi fecr oldu nümâyân,
    güller gibi... sonsuz, iri güller
    güller ki kamıştan daha nâlân,
    gün doğdu fakat arkalarında!

    altın kulelerden yine kuşlar
    tekrarını ömrün eder ilân.
    kuşlar mıdır onlar ki bu akşam
    alemlerimizden sefer eyler?

    akşam yine akşam, yine akşam,
    bir sırma kemerdir suya baksam
    üstümde semâ bir kavs-ı mutalsam!

    akşam, yine akşam, yine akşam,
    göllerde bu dem bir kamış olsam!

  • maderzat

    hece ölçüsünü köylü vezni görmesiyle, gözümden düşmüş şair. şairliğine laf etmek haddime düşmez zaten.

  • yorgo

    haşim, şiiri ve şairi şöyle tanımlıyordu: şiir bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır.; şair de, ne bir gerçek habercisidir, ne güzel konuşan bir insan, ne de bir kanun koyucu. şiirin dili, düzyazı gibi, anlaşılmak için değil, duyulmak için oluşmuş, müzikle söz arasında, sözden çok müziğe yakın, arabulucu bir dildir. bu savunmasıyla haşim, sembolizm yanlısı bir şair olduğunu açıklıyordu.

  • sunshine

    "ruhum bir heykel gibi kırılıp parçalanırdı
    bu sesleri duyanlar gülüyorum sanırdı."

    2
  • baldantatlibaldiz

    Cirkin oldugunu dusundugu icin sadece geceleri disari cikarmis.annesinden nefret edermis ve suratina hep kocaman bir ben cizermis...

  • crimewave

    çok çirkin olduğunu düşündüğü için sadece gece dışarı çıkmak nedir amk sorusunu insanın aklına düşüren adam.

    şu hayata bi kere geldin misal
    tamam rave, gece hayatı falan güzel ama hiç mi güneş ışığı almadın be adam ?
    kemikler için falan mühim yani güneş ışığı
    yazık.

    1
  • dodi

    Kimi zaman hiç uyunmamış geceler ertesinde, pazartesiler cuma oluyor, cumalar pazartesi. Aylar geçiyor, değişiyor mevsimler; hiç yaşanmamışlar gibi. Oysa ne çok sene birikti ardımda. Bilmiyorum ki, birikecek mi bir bu kadar daha? Ardıma dönüp bakıyorum da, dallarımı kıran rüzgârları bile affetmişim ama, bir kendime uzanamamış elim. Yastıklarım kuş tüyüymüş de, ağır gelmiş düşüncelerim. Biriktirdiğim keşkeler, ardımdan bile söylenmeye yetermiş. Bütün heveslerim, genellemelerin içinde yitip gitmiş. Oysa ne çok cümlem vardı benim. Her şeye inat, yüreğimi ısıtan ne çok hayalim. Biliyorum, bu kadar kırılgan olmayı kaldırmıyor hayat. Her tökezleyişte kendi içine saklanınca, sıvazlamıyor sırtını. Pencere önü çiçekleri değiliz ki, anlayışlı bir el alıversin bir çırpıda içeri. Hadi aldı diyelim, gün ışığı olmadan ne kadar yaşanır ki?

    Ahmet Hâşim

    1
  • ilkelbenlik

    adam olsa sembollerle uğraşmaz söyleyeceğini direk söylerdi.

    1