entries (127)

navigate to the topic list
  • kötü sözlük discord grubu

    sez bilgisayarını servise göndermiş girebilmek için.

  • 19 mayıs 2022 istanbul zirvesi

    katılacağımdır.

  • ben o işin mağduruyum

    yeni çıkacak tarihi-polisiye romanımın adı.

  • beylikdüzü

    idris ismi ve müteahhitlik bir araya gelince abinin karadenizli sanılması çok muhtemel olduğundan ve karadenizlilerle birlikte tuvalete bile gidilemeyeceğinden abinin kürt olduğunu vurgulamak istedim.

  • sharknado

    bunun 2. ya da 3. filminde uzaydan bir köpek balığının içinde dünyaya iniş yapılıyordu.

  • beylikdüzü

    kuşadasında müteahhit idris abi var. kürt. inşaattan girersek iyi bir fiyata kapatırız idris abiden.

  • gülün adı

    umberto eco'nun ilk roman denemesi olan gülün adı 1980 yılında yayınlanmıştır. kitap, 1327 yılının karlı bir kasım ayında ve büyük bir çoğunlukla italya'da yer alan bir melk manastırında geçmektedir. eco, bu kurgusal manastırın apenin dağları'nın sırtında, piemonte, liguira ve fransa arasında arasında bir bölgede olduğunu dile getirir. polisiye türünde olan bu kitap, belki de dünyanın en ünlü kurgusal dedektifi olan sherlock holmes'e de birçok açıdan göndermeler barındırmaktadır. gülün adı'nın ana kahramanı olan baskerville'li william isminin, sir arthur conan doyle'e ve onun ünlü dedektiflik öykülerinin baş kahramanı olan sherlock holmes'e büyük ün kazandıran baskerville tazısı öyküsüne bir gönderme taşıdığı açıktır. keza yine, tıpkı sherlock holmes öykülerinde olduğu gibi, gülün adı'nda da öykü ana kahramanın yardımcısı pozisyonunda bulunan kişinin ağzından anlatılmaktadır.
    umberto eco'nun gülün adı adlı eseri hikayenin anlatıcısı olan melk'li adso ve fransisken sorgucu baskerville'li william'ın bir manastırdaki şüpheli ölümleri aydınlatmak üzere geçirdikleri yedi günlük bir süreci anlatmaktadır. bu eser, her ne kadar ilk bakışta faili meçhul cinayetleri aydınlatmak üzerine kurulu dedektiflik ve gizem temalı bir roman gibi görünse de tarihi, dini, felsefi ve kurgusal katmanlı alegorik yapısı sayesinde alt metninde ortaçağ'daki inanç, toplum, otorite savaşları, sınıf çatışmaları, düşünce farklılıkları ve bunlar arasındaki ilişkiyi doyurucu bir şekilde işlemektedir. böylelikle gülün adı, ortaçağ avrupası'nın yapısına ve yaşantısına eco'nun perspektifinde ayna tutmaktadır.
    umberto eco, bu gizemlerle dolu eserde bir yandan da dönemin en büyük çatışmasına da detaylı bir şekilde yer vermektedir. zira eco, kitabın geçtiği yıldan yaklaşık 200 yıl sonra gerçekleşecek olan ve bugünkü batı düşünce dünyasının temellerini atacak olan protestan hareketi'nin köklerinin çok önceden filizlendiğine ışık tutmaktadır. bu çatışma kutsal roma imparatorluğu ile papalık arasında yaşanan isa'nın fakir olup olmadığına yöneliktir. bu çatışma her ne kadar teolojik bir çatışma gibi görünse de aslında iki güç arasındaki otorite savaşının da yüzeyindeki sebeptir. çünkü, fransiskenler ve onları destekleyen imparatorluk; isa'nın fakir olduğunu ve hiçbir zaman bir mülkiyet sahibi olmadığını ve ona inananların da bu şekilde yaşamaları gerektiğini savunmaktadır. buna karşın papalık ise isa'nın zengin olduğunu, birçok mal sahibi olduğunu, kullandığı eşyaları sadece kullanmadığını, onların sahibi de olduğunu ve dolayısıyla onun yolundan gidenlerin zenginlik içinde olmasında bir problem olmadığını savunmaktadır. imparatorluğun fransiskenleri desteklemesinin sebebi aslında papalığın sahip olduğu güçten rahatsız olmasıydı. bu noktada, isa'nın fakir bir hayat yaşadığı ve takipçilerinin de bu şekilde yaşaması gerekliliği kabul edilirse bu, papalığın da zayıflaması demek olacaktı. çünkü otorite, bir noktada kendisini zenginlikte de bulmaktadır. papalık ise bu otoritesini ve yaşam standardını kaybetmeyi elbette ki istememekteydi. gülün adı romanının geçtiği manastır bu iki gücün bir uzlaşım sağlamak adına buluşacakları toplantının da ev sahipliğini yapmaktadır ve kahramanlarımız baskerville'li william ve adso da bu toplantıda bulunacaklardır.
    umberto eco, bu eseriyle dönemin güçleri arasındaki mühim çatışmayı ele almakla kalmamış, aynı zamanda bu güçlerin altında yaşayan bireylerin de kendi aralarındaki çatışmaya da odaklanmaktadır. ortaçağ avrupası'nın kendi karanlığından yavaş yavaş kurtulmaya başladığı bu dönemde elbette ki tutucu tutumlar hala büyük bir çoğunluğun zihninde yerini korumaktaydı. öyle ki kitabın belki de merkezinde yer alan manastırın ünlü kütüphanesinin barındırdığı eserler onları geleceğe aktarmak için mi orada tutulmalıdır yoksa aksine onların başka ellere geçip zihinleri hakikatten (ki bu hakikat tanrı'nın kelamıdır) uzaklaştırmasını önlemek için mi saklanmalıdır sorusu manastır içinde birçok tartışmanın da ana kaynağıdır. nitekim manastırdaki bu çatışmanın, batı hıristiyan toplumlarında yaşanan genel bir çatışmanın da resmi olduğu açıktır. kitapta bahsi geçen kütüphane, ana kahramanlarımızın sadece buraya girişinin yasaklanması neticesinde de kitap boyunca gizemli yapısını korumaktadır.

  • umberto eco

    bu dayı benim tez konum. açıkçası diko'ya benziyor diye de kendisini çalışmak istedim. size bu herifle ilgili enteresan bir bilgi de vereyim; kendisi süleyman demirel ile birkaç defa napoli açıklarında barbun avına çıkmıştır. detaylı bilgi için dergipark sayfamı kovalayın.

  • azazil

    ben evlenemem ilkerciğim, rahatına bak.

  • azazil

    evli değilim. sakallıyım ama uzun değil. ümit özata da hiç benzemiyorum amk.

  • yabani keklik

    :d

  • yabani keklik

    ya bunu benim babam beslemeye çalışmıştı. eve kocaman kafes yaptırıp içine de bu yabani kuşu koymuş yemlemeye çalışıyor. yaban kekliğini de nereden bulduysa artık. sorunca avlamaya çalıştım ama kıyamadım, nadir hayvan diyor. sonrasında kuşla nasıl bir dostluk geliştirdiği hala muallak. kuş da onurlu çıktı, kafesinin olduğu odada birisi varsa su içmez yemek yemezdi. sadece babam bununla çipetpet çipetpet diye konuşabiliyordu. enteresandır ama anlaşıyor gibilerdi de. bir gün kuşla böyle bir sohbetin ardından "bunu doğasına salmak lazım, yanlış yaptık" dedi. ertesi gün gitmiş ormana salmış hayvanı.

    valla caracal44 bilgilendirsin, biz bu hayvana iyi mi ettik kötü mü ettik?

  • timsah

  • timsah

    cool hayvandır. gerçi suda batabilmek için taş yutmak gibi aşırıya kaçan hareketleri de oluyor ama olur o kadar, stresli hayvan. bildiğim kadarıyla bunlar yaşlılıktan da ölmüyor. bilirsiniz ki delikanlı adam da yaşlanmaz, yorulur. geri vitesleri de yok bunların. aslansa aslan, ceylansa ceylan. yörük olabilirler. çok fazla yörük özelliği taşıyorlar.

  • kötü sözlük yazarlarının dolandırıcılık hikayeleri

    10-11 yaşlarında mahallede arkadaşla top oynarken down sendromlu bir çocuk gelip kendisini de aramıza almamızı istemişti. koyduk bunu kaleye, patır kütür şut çekmeye başladık. o da keyif aldı bu etkinlikten. sonra aç olduğunu ima eden hareketler yaptı. biz de cips, kola, bisküvi alıp gelsin diye para verdik buna. bu gitti ama geri gelmedi. biz de bunu aramaya çıktık. biraderim çok da akıllı değilmiş, marketin yanındaki internet kafede gta vice city oynarken bulduk malımızı. kafasına iki şabalak vurduk ve biz de başka masalarda cs oynadık. aklıma ilk bu anım geldi. garips.

/ 9 »