favorites (724)

navigate to the topic list
  • dava uğruna gidilen en uzun mesafe

    soguk ve sehirlerarasi yolculuklarda vazgectim cocuk olmaktan....

  • dava uğruna gidilen en uzun mesafe

    yolda top kek de yediniz mi:(

  • mahkemeye verilen sözlük yazarları

    bununla tehdit edilmişliğim var.

    sabah akşam politik tartışmalara girdiğim bir dönemde bu minvalde bir mesaj almıştım. nickini hatırlamıyorum elemanın. elime bir tebligat gelmedi.

    şu mahkeme süreçlerine katlanmaktansa tertemiz dayak yemeyi tercih ederim. uyuz olan varsa adres verebilirim.

  • determinizm

    ingiliz icadıdır.

    onlara göre eğer ingiltere, afrika kıtasını sömürmeseydi afrika ülkeleri bugün olduğundan daha kötü durumda olurdu. daha büyük savaşlar, daha çok kıtlık, daha büyük felaketler olurdu. tarıma elverişsiz topraklar ve her gün yeni hastalıklara müsait iklim ve insanlar. avrupa sıtma ve aids'e çare götürmese ne olurdu düşünsenize. aynısı hindistan için de geçerli. hindistan'da 150 tane resmi dil var. ingilizler orayı evirip çevirmese şu an o 150 kabile 150 kere savaşmıştı. 150 çağ da geçse kendi kendine medeniyet kuramayacaklar. ekonomi, teknoloji, tıp derken bu böyle devam eder.

    ben demiyorum. onlar böyle düşünüyor. onlara göre medeniyet ılıman iklim kuşağında kurulur. sıcak ve soğuk coğrafyalarda ilerleme olmaz. uygarlaşamayan topraklara ne kadar kötü niyetle girersen gir, ne yaparsan yap, ne kadar sömürürsen sömür, ne kadar öldürürsen öldür, medeni toplumların kolonize etmesiyle ilerleme gerçekleşir. başladığımız yere geldik. afrika'ya beyazların hiç müdahele etmediğini düşünün. sayemizde insan oldular- derler.

    muhtemelen bu görüş adaptasyonla, mutasyonla, evrimle hepsiyle çelişir ama coğrafya kaderdir demek daha kolay.

  • dişi sinek görünce şekil değiştirmek

    wacker'ın bende fark ettiği özellik.

    bir kadına elbette farklı davranılmalı. buna centilmenlik denir. maalesef türkiye şartlarında ortalamanın üzerinde bir ailenin tedrisatında bulunuyor bu davranış tipinin kazandırılması. ben yapabiliyorsam ne ala. fark edilebiliyorsa aman ne şahane. fakat söz konusu adalet ise, kadın yanlı bir adalet duygumun olduğu iddia ediliyorsa, bu iddia biraz tartışma değeri taşır benim için. ama tabi herkesle tartışacak değilim, kendim için belirlediğim asgari gereksinimlere sahip olmanız gerek.

    sana gelirsek wacker, kimi zaman bir oto tamircisinde, kimi zaman silivri'de bir apartman dairesinde, kendini kapatıp başkalarının hayatını haset edişini hak edecek bir hayatı yaşamıyorum söyleyim. bu muazzam eforunu hak etmiyorum üzgünüm. senin kafanda kurduklarına kıyasla tırışka bir hayatım var maalesef. he tırışka olmasaydı da bunda benim bir suçum olmazdı. hayat kalitenle ilgili bir problemin varsa suçu kendinde aramalısın. mesela doktorun söylemeden ilaçlarını asla aksatmamalı, bırakmamalısın. seni incitsin diye söylemiyorum, herkes delirebilir. düzeltiyorum: herkes biraz delidir. fakat 10 kişilik sözlükte 8'ini düşman tanımlayaraktan o sözlükte faaliyet sürdürecek kadar delirmek maalesef başlı başına ilaçla tedavi gerektiren bir durum bana kalırsa. ayrıca sözlükte karşılıklı etkileşimde bulunup komplimanlar yapmak için, bu gibi bir eksikliğin tatmini için hayali bir sözlük karakteri yaratman kapsama dahil değil. eğer nymphe, geçmişte kendisi hakkında verdiği bilgiler paralelinde 50 yaşlarında iki oğul anası bir kadın değil de senin bir tatmin aracın ise sana ilaç yetmez, kafandan ameliyat olmalısın.

    burada gelmişsin önüne gelene kendince bir tarife uyguluyorsun. boyun yüzaltmış santim ama cümlelerin birdoksan. e tabi klavye birçok şeyi kolaylaştıran bir icat. külhanbeylilik olsun, faşistlik olsun. benim için de kolaylaştırıyor; burada oturmuş seni muhatap alıyorum. normalde senin standartlarında birini muhatap almak kolay değil çünkü.

    buraya kadar yazdım ama göndermeden araya başka şeyler girdi. yazdıklarımı tekrar okudum ve silmeye niyetlendim. fakat silmedim. üzgünüm açıkçası şu gibi şeylere zaman ve duygusal yer ayırdığıma. karşılaştığım hayatlara da üzgünüm. fakat herkes haddini bilmeli. yazdıklarımı silmememdeki motivasyonuma gelecek olursak; burada bir arkadaşımız var. konuyu onun tarafına çekmek istemiyorum ama kendisinin interaktif kimliğini yıllardır bilirim ve kimseyi incitecek bir davranış sergilediğine hiç rastlamadım. buraya gelip de ona bile ha hu yapacak insan benim gözümde masumiyetini yitirmiştir. yoksa bana karı kız kovalıyo imasında bulunulsa ne yazar, bulunulmasa ne yazar. söylenenden ziyade cüret bende tetikleyici oldu. o tetiklenen de sonrasında yerini "boşver yaaa kimsenin kalbi yorulmasın"a bırakacak güçte bir şey. yani tırt.

  • metin arolatın dert değil klibinde döktüğü yoğurt

    candır.

  • zuhal olcayın iyisin klibindeki erkek

    ataerkil düzene karşı duruyor şeklinde yorumladım.

  • stannis baratheon

    kendisini bir dönem çeşitli mecralarda profil resmi yapmıştım. nedenini hatırlamıyorum. muhtemelen antipopülizmin kayığına bindiğim çiğ zamanlardı. şöyle iki adım geri çekilip bakıyorum olanlara, lan bu adam bile sevildiyse herkes sevilir diyorum. sonra bi kendime bakıyorum, sonra bi de don draper'a bakıyorum. ankaralılar bilir aoç'nin bi dondurması var. sikeyim arkadaşlar çok afedersiniz bunu öven de keçi sütünden yapılıyor diye övüyor sidik aq sidik. ahır, ağıl, ağır. hayvanın taşaklarını yalasanıza daha organik dedim. kitle beyaz yakalı olunca onaylanmak zor olmuyor :)

  • kötü sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar

  • tahsinciğimmiş

    mezar taşıma yanlarında boynu kırık iki gonca gül ile işlenmesini vasiyet ettiğim ibare.

    sevgili dostum birkucaktaoturuyorum'a ilettim detayları. zaten onun haricinde bir sözlük kişisi icabet etmez cenazeme. buradakilerin hepsi goygoycu gayri ciddi kimseler.

  • şef kapımda

    tahsinciğimmiş... yahu bir şeyin sevgisini ötekine olan nefretle ifade etmekten kaçınmak için daha ne kadar dünya tecrübesi gerekiyor? bir şeylerden nefret ediyor olmanın; daha doğrusu bir nefret sahibi olma beyanının mental olarak belirli derinliğe ulaşmış iyi eğitimli kimselerce cool veya ayrıcalıklı algılanmadığını, aksine ruhsal problemlere, düşük sosyal pozisyona ve kötü eğitime işaret ettiğinin bilincinde misin? çoğunluğu oluşturan averaj ve averaj altı vasat kitleyle fikirsel ve davranışsal olarak benzeşmek gerçekten kendini daha iyi mi hissettiriyor?

    dünyamızdaki tüm sergenlerden, "keko" olarak adlandırılarak manevi saldırıya uğrayanlardan ve trakyalılardan özür dilemelisin.

  • %100 pure fenerbahçeliler

    farklı şeyler: kuş, çıyan falan.

  • bandwagon fallacy

  • dunbar sayısı

    aslında bir insanın aklında tutacağı arkadaş sayısını ifade etmez.

    sosyal bağ içinde yaşayan topluluktaki maksimum kişi sayısını ifade eder. bu sayı 150'dir. bu sayı aşıldığında topluluk birbirine bağlı olma duygusunu kaybeder ve bölünmeler, ayrılmalar, düşmanlaşmalar başlar.

  • dunbar sayısı

    muhakeme yeteneği düşük kimselerin random hedefleri envantere almasıyla elde edilen sayıyı ifade eder. birtakım uygulamalara ekli insanların sayısını aklımda tutup napayım, yanımda tutamadıktan sonra.....

/ 49 »