entries (140) - page 2

navigate to the topic list
  • kahve içerken dinlenecek şarkılar

  • 2023 seçimleri

    türkiye isveç değil şüphesiz, fakat nijerya da değil.

    seçimi kaybettiklerinde ortalığı karıştırmayı denerler mi? denerler bence. bunlarda rasyonalite namına bir şey kalmamış. torpil belgesini yanlışlıkla chp milletvekiline gönderecek kadar mal olan tipler bunlar. her boku denerler. ancak başarılı olurlar mı. o şüpheli. silahla seçim bastırma olayı gambiya'da bile tutmadı. yahya jammeh miydi neydi o elemanın adı, seçimi kaybedip koltuğu bırakmamıştı da karga tulumba indirdiler.

    türkiye gambiya, kuzey kore veya belarus değil. evet, işleyen bir demokrasimiz yok ama mekana silahla çöker gibi iktidara çökmek sürdürülebilir bir olay olmaz.

    halk iradesi de küçümsenecek bir olay değil. zaten seçimi kaybeden bir güruh silahla iktidarda kalmayı başarabiliyorsa ülke failed state konumuna düşmüş demektir. bu da hiçbirimizin can güvenliği olmadığı anlamına gelir. dolayısıyla böyle bir durumda evde kalarak da güvende olunacağının garantisi olmaz.

  • aborjin dini

    avustralya yerlilerinin dini sistemleridir.

    esasında, kıta genelinde birçok farklı kabile var ve bunların inanışları, dilleri ve kültürleri arasında ciddi farklar var. biz buradan bakınca hepsini tek tip görüyoruz ama değiller. diğer yandan, bu kabilelerin dünya ve evren tasavvurları doğal olarak birbirine yakın. baştan sonra herkesin mutabık olduğu bir dini ideolojiden bahsetmek mümkün olmasa da bu kabilelerin inanışlarındaki ortak unsurlardan söz edebiliriz.

    bu dini anlatılara göre, dünyanın işleyişinden doğaüstü varlıklar adı verilen birtakım ruhlar sorumlu. mircea eliade'ın avustralya dinleri kitabından bir alıntı yaparak konuyu netleştirebiliriz.

    --- spoiler ---

    avustralya'nın dinsel sistemi doğaüstü varlıkların düş zamanında gerçekleştirdiği paradigmatik edimlerin yinelenmesine dayanır. avustralya yerlisi bu tanrısal modelleri sürekli taklit ederek dünyasını canlı tutar ve bereketli olmasını sağlar. sonunda "tinsel" bir ölüm sonrası varoluşu mümkün kılar. dolayısıyla yapısal olarak avustralya ve brahman ritüel ideolojileri arasındaki sürekliliğin kesintiye uğraması söz konusu değildir.
    --- spoiler ---

    aranda kabilesinin inanışlarına göre, dünya bildiğimiz anlamda var olmadan önce yeraltı ve yer üstü olarak iki bölümden ibarettir. doğaüstü varlıklar, yeraltında binlerce yıl süren bir uykuya dalmışlardır. yer üstünde ise biçimden yoksun varlıklar vardır. bu amorf varlıklar esasen insanların, ağaçların, hayvanların atalarıdır. insanlar, yer üstündeki suların içinde kolları, bacakları, ağızları ve burunları olmayan embriyonik varlıklar veya az gelişmiş bebekler olarak çaresizce yaşarlar. sonra doğaüstü varlıklar uyanır ve güneş onların uyanışıyla yeniden doğar. bu ruhlar, yeryüzündeki zavallı amorf canlılara nüfuz ederek onları şekillendirir ve bedenlerinde yeniden doğar.

    kıtadaki kabilelerin birbirlerinden farklı inanışlara sahip olduğunu söylemiştik. mesela kaitish kabilesinin yaratılış anlatısı bir baba-tanrı figürü olan atnatuile başlar. atnatu, gökyüzüne gidip burada kendine bir ev kurar, evlenir ve çocukları olur. ancak oğulları kutsal ibadetleri yerine getirmediği için onları dünyaya sürer. sürgün edilen bu tanrılar ise insanlığın ataları olur.

    aranda ve kaitish kabilelerinin anlatıları arasında fark var. ancak bir benzerlik de var, ikisi de insanların atalarının tanrılardan ve ruhlardan dönüştüğüne inanıyor.

    şimdi, birçok dinde olduğu gibi, avustralya inanışlarında da yaratılış anlatısının insana yüklediği bir sorumluluk var. yani doğaüstü varlıklar tarafından yaratılmış olmak bazı ritüelleri ve pratikleri zorunlu kılıyor. şurada bahsetmiştim:

    (see: #26341)

    yukarıda referans verdiğim entryde de belirttiğim gibi, avustralya dinlerinde tinsel ve maddi dünyalar arasında bir geçirgenlik olduğuna, insanın ruhlar alemine yolculuk edip geri dönebileceğine inanılıyor. üstelik bu yolculuk yaşamın sıradan rutinlerinden biri olarak görülüyor. yine aynı kitaptan bir alıntı yaparak durumu daha iyi anlatabiliriz.

    --- spoiler ---
    kıtanın bazı kesimlerinde akrabaları can çekişen bir adamın etrafında toplanır ve kabilenin totemine ilişkin şarkılar söylerler. bu ölmek üzere olan adamı rahatlatır ve kutsal ruhlar dünyasına dönmesi için onu hazırlar. elinden geldiğince o da atalarına eşlik eder. murninglerde şarkı adamın babasına ve atalarına bir çağrıdır. bilgi kaynaklarından birisinin açıklaması şöyledir; "şarkı söylemeseydik geri dönemeyebilirdi, çünkü kötü hayaletler (mokois) onu yakalardı ve onu alıp yaşadıkları vahşi ormana götürürlerdi. büyük babalarının ve atalarının gelip onu alması, toteminin geldiği klana geri götürmesi daha iyi.
    --- spoiler ---

    sonuç olarak; avustralya dinlerine göre insan yaşamı, hiç bitmeyen ruhani bir süreklilik içindedir. uykuda olan ruhlar uyanır, bedenlere nüfuz ederek maddi dünyada var olur, bu dünyadan ruhani aleme yeniden yolculuk yapar. ortada semavi dinlerde olduğu gibi creatio es nihilo yani hiçlikten yaratma durumu yoktur.

  • kötü sözlük

    hiçbir tartışmanın taraftarı değilim fakat halihazırda süren mevzu hakkında naçizane bir fikrim var.

    bence bu konu, üslup konusunda kesin bir prensip belirlemekle çözülebilir.

    mesela, izmir büyükşehir belediyesi'nin ulaşım politikasını eleştirirken "amkodumun otobüsleri yine çalışmıyor" diyebilmeliyim. fakat başka bir yazarı referans vererek "senin amk" dersem bu problem olur. x şöyle yaptı y böyle yaptı diye söylemiyorum, yanlış anlaşılmasın.

    taraflardan biri diğerine "aq" veya "siktir git" dediğinde mesajla uyarılıp girisini düzeltmesi istenebilir. bence böyle bir uygulama sorunların çözülmesine katkıda bulunabilir.

  • ruh

    sadık hidayet'in dua öyküsünde bir grup insanın öldükten sonra ruhlarının dünyada sıkışması anlatılır.

    genç bir kadın, öldükten sonra sürekli işittiği öteki dünyaya gitmeyi ve yargılanmayı bekler. fakat bedenini terk ettiğinde dünyada gezinen ruhlar ile karşılaşır. bunların kişilikleri, düşünceleri yaşarken şekillenmiştir ve yaşayan hallerinden tek farkları artık kimsenin onları görmemesidir.

    ruhların bütün istekleri ve ihtirasları hala yaşayanların dünyasına bağlıdır. mesela bu ruhlardan biri, yaşarken sahip olduğu dükkanı asla terk etmez ve sürekli kasanın başında durup hesap tutar.

    sadık hidayet'in öyküsünde rastladığımız bu düşünce aslında bize pek uzak değil. birçok insan ölümün bir yok oluş değil bir form değiştirme olduğuna inanır. bu inanca göre insan öldükten sonra varlığını bedenden bağımsız bir form olarak sürdürür.

    semavi dinlere göre insan öldükten sonra, dünyadaki eylemlerinin ve sadakatinin sonucu olarak ebedi huzurla ödüllendirilir ya da azapla cezalandırılır. halk inanışlarında, yerel anlatılarda ve pagan dinlerinde ise sadık hidayet'in öyküsüne daha çok benzeyen bir manzara görüyoruz. bu inanışlarda, ölülerin ve yaşayanların dünyası iç içedir. ölüler, yaşayan akrabalarıyla sürekli iletişim ve etkileşim halindedir.

    d felton, doktora çalışması olan eski yunan ve roma'da tekinsizlik antik edebiyatta hayalet öyküleri kitabında, antik yunan inanışlarında ölüler ile yaşayanların iç içe olduğundan ve bu iki sınıf arasında belirgin bir fark görülmediğinden bahseder. bu inanca göre, kişi öldükten sonra varlığını yaşadığı yerde, ailesinin ve akrabalarının arasında sürdürür.

    felton'ın kitabında ölülerin sadece halk inançlarında değil hukuk nezdinde de ciddiye alındığını görüyoruz. örneğin, eğer merhumun çocukları arasında bir miras kavgası varsa mahkeme bir medyum aracılığıyla merhuma danışır ve nihai karar, mülkün asıl sahibi olarak kabul edilen merhumun fikrine göre verilir. aynı şekilde ölülerin taciz, şiddet hatta hırsızlık gibi suçlar isnat edilerek yargılandıkları da görülmüştür.

    polinezya yerlileri, ölüler ile iç içe yaşarlar. vefat eden aile büyüklerinin kafatasları evin baş köşesine yerleştirilir ve bu kafatası merhumun evdeki varlığını temsil eder. ruhlar, yaşayan insanlar gibi muhatap alınır. gündelik meselelerde taraf olabilirler. örneğin, ölmeden önce polis olan birinin bu mesleği öldükten sonra da devam ettirdiğine, suç işleyen ölüleri yakaladığına ve ruhlardan vergi topladığına inanılır. eğer ruhlardan birinin yaşayanlara karşı suç işlediğine inanılırsa bu polisin ruhu çağırılır ve suçlu ihbar edilir. kişinin yaşarken sahip olduğu statü öldükten sonra da devam eder.

    afrika yerlileri için cenaze törenleri yetişkinliğe geçiş seremonilerinden farksızdır. nasıl ergenlik çağına gelmiş bir çocuğun yetişkinliğini sağlıklı yaşayabilmesi için bazı ritüellerin düzenlenmesi gerekiyorsa, merhumun yeni durumuna alışabilmesi ve hak ettiği statüyü kazanabilmesi için cenaze töreni düzenlenir. cenaze bir veda değildir merhumun yaşam döngüsündeki yerini kazanabilmesi için yapılan bir ritüeldir.

    yeni kaledonya'da yaşayan kanaklar ölülerin hayvan formlarına bürünüp insanlara görünebileceğine inanırlar. hatta bruhl, bizzat bir kanak yerlisi tarafından anlatılan bir olayı anlatır: adam balık avlarken bir köpekbalığı aniden sıçrar ve dişlerini teknesine geçirir. eline baltayı alıp köpek balığını öldürecekken insan gibi baktığını fark eder ve onu öldürmek yerine dişlerini tekneden kurtarıp özgür kalmasını sağlar. kanak inanışlarına göre ölen insanlar köpekbalığı formuna bürünüp dolaşırlar ve bunlara zarar vermek hayaletin gazabına uğramakla sonuçlandırılır.

    gerek ilkel inanışlarda ve pagan dinlerinde, gerekse semavi dinlerde ölüm yaşamın bir uzantısıdır. yok oluştan ziyade döngünün bir parçasıdır. ve insan öldükten sonra sahip olacağı konumu yaşarken belirler.

    ruh inancı da, ölümün yaşamın uzantısı ve farklı bir formda devamı olarak kurgulanmasının sonucudur.

  • mahkemeye verilen sözlük yazarları

    bununla tehdit edilmişliğim var.

    sabah akşam politik tartışmalara girdiğim bir dönemde bu minvalde bir mesaj almıştım. nickini hatırlamıyorum elemanın. elime bir tebligat gelmedi.

    şu mahkeme süreçlerine katlanmaktansa tertemiz dayak yemeyi tercih ederim. uyuz olan varsa adres verebilirim.

  • hayalet sevgilim

  • sosyal medya

    mantık kurallarının geçerli olmadığı bir mecra.

    işim icabı çeşitli firmaların sosyal medya sayfalarını yönettim. yazsam roman olur ama kimse okumaz. mobilya firmasından borç para isteyeninden tutun da otomotiv şirketinin logosunu dövme yaptırıp bu yüzden bedava araba talep edene kadar birçok insanla karşılaştım. türlü türlü manyak var.

    şeytan diyor kapat bütün sosyal medya hesaplarını git dağa yerleş. baş ağrıtıyor bir yerden sonra.

  • kahve

    noooo

    ay ben kahve içmeden ayılamam klişesinin vücut bulmuş hali gibiyim. yani bu cümle insan olsa kesinlikle ben olurdum. daha bu sabah cold brew demlemeye başladım, dolapta 48 saat tuttuktan sonra alacağım. bence de birleşme zamanı.

    bu olaya çözüm bulmaları lazım. kahve üretilmez ve satılmazsa gerçek bir zombi salgını yaşanır ve bayrağı muhtemelen ben taşırım. küresel şirketler akıllı olsun akıllı! cihangir kennedy'ye bağladım gördüğünüz gibi. durum vahim.

  • nicki hatırlanmayan eski sözlük yazarları

    sigara içen maymun bendim.

  • iş arkadaşı

    çoğuyla sorun yaşamamışımdır. eski iş yerlerimden halen konuştuğum insanlar var. fakat hiç unutamadığım bir model var.

    bu elemanla biz aynı pozisyonda çalışıyorduk. birkaç kez arkasını topladım ben bunun. hastaneye gidecem dedi bunun işini ben yaptım. hatta epey büyük bir hatasını görüp direktör fark etmeden uyardım. sonra bir olay oldu, bir konuda ufak bir hata yaptım ve toplantıda kendisinden "randolph ne yazık ki pek dikkat etmiyor :(" tarzı bir yorum geldi. durup dururken yani.

    böyle modeller de var iş hayatında. dikkatli olmak lazım.

  • erginlik

    --- spoiler ---

    you see the full moon float
    you watch the red sunrise
    we take this things for granted
    but somewhere someone's dying
    --- spoiler ---

    childhood's end

    yaşama dair farkındalığın arttığı ve yetişkinlerin dünyasında ilk adımların atıldığı bir dönemdir.

    avustralya inanışlarında bu periyot çocukluğun ölümü olarak tanımlanır. bu sadece bir metafordan ibaret değildir, gerçekten de çocuğun öldüğüne ve yerine bir yetişkinin doğduğuna inanılır.

    çocuk ergenlik çağına geldiğinde onun için bir yas töreni düzenlenir. mircea eliade'in avustralya dinleri kitabında belirttiğine göre; çocukluk sona erdiğinde çocukların yeryüzüne hakim olan doğaüstü varlıklar tarafından yutulduğuna inanılır. anneler, çocuklarının bu varlıklar tarafından öldürülmesinin yasını tutarlar. bu yas süreci ise bir cenaze töreninden farksızdır. ergenlik dönemine giren kişi farklı bir formda geri dönecektir. onlar artık birer çocuk değil birer erkek olacaktır.

    bu törenlerin ilginç yönlerinden biri adaylara engelli gibi muamele edilmesidir. bazı kabilelerde, ergenliğe giren kişinin geçiş törenleri bitene kadar konuşmasına izin verilmez, sadece işaretlerle veya anlamsız seslerle iletişim kurabilir. bazı kabilelerde ise adaylar çapraz mızraklar arasına yerleştirilmiş bir yatakta taşınır ve taşıma esnasında anneleri ve kız kardeşleri yas tutar.

    erginliğe geçiş törenleri epey zorlu bir süreç gerektirir. yetişkin adayları özel bir fundalıkta veya kampta inzivaya çekilir ve burada eğitmenler tarafından eğitilir. bu süreçte uzun süre aç bırakma, sünnet, yaralama gibi fiziksel acı veren durumlara maruz kalırlar. inziva süreci bitmeden önce bir yıkanma ve temizlenme olur. bu aşamanın amacı kutsal dünyanın izlerinin silinmesidir. adaylar bu aşamadan sonra birer yetişkin olarak köylerine dönerler.

    birçok ilkel inanışta olduğu gibi avustralya dinlerinde de ölüm nihai bir son değildir. ölüm, yaşamın bir aşamasıdır ve insanın hayatında birkaç kez ölüp dirildiğine inanılır. ergenlik törenleri de çocuğun ölüler dünyasına yolculuk edip geri dönüşü üzerine kuruludur.

  • z kuşağı oy kullanmasın

    tek vasfı bir popçunun eskisi olmak olan bir malın televizyona çıkıp bunu söylüyor olması türkiye'nin içinde bulunduğu çürümeyi gösteriyor.

    şu söylenen suç bir kere. bu ülkede "ulan dangalak sen kimsin bir kuşağı temel bir insan hakkından mahrum etmekten bahsediyorsun" diyecek bir savcı yok. olmadığı için böyle mallar konuşup duruyor.

    karl popper'ın meşhur özgürlük paradoksunu hatırlamakta fayda var burada. özgürlük düşmanlarının düşüncelerini özgürce ifade etmeye hakkı yoktur. bunun gibi mal değneklerinin cezalandırılması en başta insan haklarının ve demokrasinin gereğidir. ama türkiye'de yaşıyoruz.

  • rüyada ropdöşambr görmek

    elinize viski alıp şömine karşısında "ha-ha-ha-ha-ha" diye güleceğinize işarettir.

  • pilav sıcak suyla mı soğuk suyla mı yapılır

    sıcak suyla yapılır.

    soğuk suyla pirinci ya lapa yaparsınız ya da çiğ bırakırsınız. uzakdoğu usülü pirinç lapası yapmak istiyorsanız başka ama onun da tarifi farklı.

« / 10 »