entries (2122)

navigate to the topic list
  • bengü top 5

    babasıyla bir akşam yemeği organizasyonunda bir arada bulunmuşluğumuz var. kendisine en yakın ve en uzak bu ortamdan aşinayım. başka da ne top'um, ne beş'im bulunur.

  • free guy

  • playstation'da online oyun için ek ödeme yapmak

    bana verdiğin sözden beridir elimde joystick seni bekliyorum frante. insan haber verir. elektrik de yazdı bi'sürü.

  • caitlyn jenner

    gözümün keeping up with the kardashians'a takıldığı anlarda, evin en stabil olduğuna inandığım bireyinin geçirdiği cinsel değişim sonrası yeni kimliği.

    - "ulan, şu koskoca nüfusun içinde üvey babaları kadar normal kimse yok," cümlesini birden fazla kez kurmuş bir kimseyim. vrabo gerçekten...

  • abdülkerim bardakçı

    valerien ismael'in bundesliga'da 90, serie a'da ise 42 maça çıkan kaan ayhan yerine süper lig'de 33 maçı olan aynı yaştaki abdülkerim bardakçı'da ısrar etmesinin bir anlamı olduğuna inananlardanım. ancak yalnızca ulusal turnuvalarda yer alacağımız bu sezonda bonservisine 3,5 milyon euro civarları para ödeyeceğimiz 28 yaşındaki bir oyuncunun transferine de sıcak değilim. avrupa ligi'nde olsak bile sıcak bakabilirdim. ancak bu sezona, gelecek beş sezonun iskeletini kurmamız gereken sezon gözüyle bakmalıyız. halihazırda üçlü savunmada 32 yaşındaki lider stoper romain saiss bulunuyor. üçlüde çok daha iyi performans göstereceğine inandığım welinton da 33 yaşında. 23 yaşındaki francisco montero'nun ilk onbire yerleşmesi ve 19 yaşındaki serdar saatçi'nin daha fazla süre alması adına mükemmel bir ortam. her ne kadar beğendiğim bir afacan olsa da burada abdülkerim bardakçı'ya 3,5 milyon euro gibi bir bonservis ödemek bizim adımıza müthiş şımarıklık olur. 14 oyuncudan kurtulduğumuz bu sezon başımıza yeni belalar alacağımızın müjdesini verir nitelikte adeta?

    marcao'yu satacak galatasaray'ın ve şampiyonlar ligi'nde yer alma ihtimalinden mütevellit kadrosunu zenginleşirmeye ihtiyaç duyacak fenerbahçe'nin daha çok ihtiyacı olan bir transfer.

  • of aman nalan'ın ingilizcesi

  • playstation'da online oyun için ek ödeme yapmak

    bence playstation'ın kullanıcılarıyla cinsel ilişkiye girmesi işidir.

    bunu şöyle açıklayabiliriz. elimizde bir adet playstation 4 oyunu var. bu oyuna bir isim bulalım? atıyorum, oyunumuzun ismi boz olsun. bugünlerde çok popüler bir isim... hatta o kadar popüler ki, ikincisi çekilmiş olsun mesela? boz 2 olsun oyunun ismi. zenginlerin ikamet ettiği göktürk'te yaşayan bir uzaylının başından geçen tuhaf hikayeyi anlatıyor. base building+survival tarzı bir oyun. hafiften rpg öğeleri de koyar, gamerları uzunca bir müddet müptelası yaparız.

    şimdi gittik dvdmarket'e, boz 2'yi aldık. şu kadar paraya aldık örneğin. herhangi bir sorun var mı? yok. paran vardı, markete gittin, oyunu aldın. ticaretin tamamlandı.

    peki bu oyunu ne ile oynayacaksın? playstation 4 oyunu diyelim bu? var mı evinde? var. çalışıyor mu? çalışıyor.

    şimdi bakıyoruz elimizdeki materyallere... oyunu oynamamız için gereken konsolumuz var. oyunumuzun kendisi de var? yetiyor mu orospu çocuklarına? yetmiyor. bu oyunu online oynayabilmek için psn aboneliği de alman gerekiyor. üç ayda bir 100 lira. bunu yapmazsan oyunu oynayamıyorsun. niye? evimde internetim var? playstation'ım zaten var? oyunumu da almışım? online oynayabilmek için ödediğim ek ücret niye? bunu ben playstation'a neden ödüyorum, onu anlamadım ben? madem bunu her ay kira öder gibi ödeyeceğim aletin kendisine niye para veriyorum? bir ürün aynı anda hem satılır, hem de kirası istenir mi lan? ya artık bu, dünya nüfusunu teker teker yatırıp sikmeye yönelik operasyonun en net yaklaşımıdır.

    buna bir açıklık getirilmesi gerekiyor. vallahi de billahi de yeter artık yani...

  • disney+

    bayıla bayıla koşturup edindim tamamını ama cılkını çıkarttığımın ben de farkındayım. yavaş yavaş keş ettiler bizi; film ve dizi izleme platformu bağımlısı manyaklara benzedik iyice.

    lig tv'nin internet platformunu alıyorum her ay düzenli olarak. allah'tan film ve dizi havuzu çok iyi değil, oraya girmiyorum. aylık 100 lira geçiriyorlardı bundan. şimdi tatildeyiz, almıyorum.

    exxen'e konuşanlar ve gibi için ihtiyacım oldu. başta bir-iki ay 24,90'dan almıştım, sonrasında saygıdeğer kızkardeşimin aldığını öğrendim. ona yamandım, idare ediyorum.

    bi'gün canım accayip the big bang theory izlemek istedi. illegal sitelere giriyorum falan, dak'ka başı reklam giriyor. sıkıldım, "sikerim," dedim, "...yapacağınız işi!" baktım, blu tv'de var. karıştırdım falan... fringe de var. bir-iki bi'şey daha oldu dikkatimi çeken. dedim bir aylık üyelik yapayım, öncelik veririm, bitiririm iki haftada. kaydolurken tuzağa düştüm, bir aylık üye olacağım yere bir senelik üyelik almışım. 190 lira sapladılar bundan da. toplasan on defa anca girmişimdir.

    netflix'e saygıdeğer baldızım abone. senelerden beri ondan devam ediyoruz. senede bi, bilemedin iki ay biz ödüyoruz, kalanında da o. sorunsuz devam ediyor bu. kaç dizi, kaç film var, bilmiyorum. pek çoğundan bir-iki bölüm başlamışımdır, yarım bırakmışımdır.

    prime video'ya türkiye şubesini açmadan evvel ihtiyacım olmuştu. yanlış hatırlamıyorsam star trek picard için. içeriklerini gezerken bir baktım, taşaklı taşaklı hollywood abilerinin dizileri falan var. yemin ediyorum, bir tanesini izlemiş değilim. expanse'in bir sürü sezonu var. yanlış hatırlamıyorsam battlestar galactica da buradaydı. bu ya da blu tv, artık hangisi hangisinde kafa da kalmadı. uzaya dair beklentimi idare edebilecek düzeyde olduğu için buna da çaktırdım. peşine bir ay geçmedi, türkiye şubesini açıp 7 liradan piyasaya girdiler.

    peşine son olarak disney+ işte... youtube premium'u, spotify'ı, playstation'ın saçmasapan üyeliklerini falan saymıyorum. efendilerin efendisi suicidemachine efendiyle fortnite oynuyorduk karşılıklı, onu bile paralı yapmışlar. ha bu arada evde 1.000'in üzerinde bluray ve dvd koleksiyonum var, taşınabilir diskimin içinde de bir o kadar film ve dizi var. yani, götüme mi sokacağım, onu da bilmiyorum. ısrarla alıyorum ama? gerzek gibi almaya devam ediyorum. yakında hbo çıkacak, muhtemelen bir hevesle onu da alır, iki izler, sonra kenara bırakırım.

    siken sikene anlayacağın... ayda 250-300 lira saplıyorlardır totalde? elektrik/su parası öder gibi sabit internet platformu giderim var. ama vazgeçer miyim? sanmıyorum.

  • kötü sözlük

    kimin 10+ fav ve avaneleri'ne mensup olduğunu, kimin olmadığını yalnızca sen ve ben değil, 10+ fav ve avaneleri'ne mensup kimseler de biliyor efendilerin efendisi parli efendi. haklıyımdır/haksızımdır, eski sözlükte taraflı olduğunu düşündüğüm anlar oldu ancak burada bunu sürdürmediğini başta da söyledim. yanısıra ben gözdağını nymphe ve frante'ye verdiğini gözlemliyorum. bu böyle değilse ve genele hitap ediyorsan zaten bu hususa dair ortada bir sorun yoktur.

    bana artık tiksinti veren şu 10+ fav kitlesiyle ben de iletişim kurmaya çalıştım, bunları anlamaya çalıştım. ancak bu kitle ısrarla alışkanlıklarına devam ediyor. ne yazık ki adım adım ayrıştım bu kitleden... az evvel esasen çok değerli bulduğum sez'in, "siktirin gidin, çevrimdışı olun madem," mukabilinden yaklaşımına yeniden tanık olmuş bulunduk. yani utanmıyorlar da böyle yaklaşımlar sergilemekten...

    benim frante ve nymphe'le (yada frante+nymphe ile diyeyim, her nasıllarsa) alışverişim, diğer kalabalık güruhla ne orandaysa o kadar! tabiatım gereği ailem ve beşiktaş dışında hiç bir güruha taraf olabilmem mümkün değil. ve bu bakış açısıyla söylüyorum ki bu edepsizlik yeterli artık. burada insanlar keyifle cümle kurabilmek için bir cemiyete üye olmak, onlar gibi davranmak, onların akışına uyum sağlamak, sağlamıyor ya da sağlayamıyorsa da offline olup siktir olup gitmek zorunda olmamalı. şu sorun te anasının nikahından beridir çözülemiyor.

    fyf ile nar ekşisine dair cebelleşmeler yaşamaktan şu vardığım noktalara bak? teki gelir deli der, teki gelir siktir eder, öbürü gelir denyo der, mal der. yani bu insanlar da oyuncağınız değil anasını satayım?

    özel mesaj ifşası yasaksa kusura bakılmasın. sen frante'yi ilk çaylak yaptıktan sonra nymphe özel mesajdan mevzuyu sordu bana. konuyla ilgili kısa süreli bir yanıtlaşmaca yaşadık. hatta mevzu hakkında kesinlikle fikrim de yoktu. ben de fyf'den öğrenebildiğim kadarını aktardım kendisine isim vermeden. ve orada efendilerin efendisi sez efendiyi ve çaylaklık kararınızı haklı gördüğümü naçizane belirtmiştim. sez'le bile konu hakkında mesajlaşmamız oldu. ben bu kadarını biliyordum ve bunu desteklemiştim. ancak sonrasındaki süreçte frante'ye yönelik yaklaşımlar buradaki kadar berrak ve temiz ilerlemedi. mevzu diğer üyeler tarafından rezalet şekilde yönetildi.

    ben dondraper efendinin benimle taşak geçmesine gülerim. senin ya da diğer bir takım kimselerin beşiktaş'a atıp tutmasına takmam, geçerim. ancak frante'yi kendisiyle taşak geçilmesine öfkelendiği için suçlamak naçizane benim kabul edebileceğim bir yaklaşım değil. ve elbette ki ben de sözlükte yer alan kendime dair +/- 0 fav ederinde bir üyeyim. bu böyle devam edecekse, bu adama yüklenmeye devam edilecekse itiraz etmeye devam edeceğim. en kötü şutlarsınız, olur biter.

  • emre mor

    valerien ismael beygir gibi koşturan bir ön taraf hayalinde, medyada utanmadan hala beşiktaş ismi geçiyor. geçen sezon kendisine kulüp bulamıyordu. yani türk spor kulübü yöneticisi gerçekleştirmek son derece kolay gerçekten... mesut özil de ali koç'un sahibi olduğu kulübü aynı şekilde gerçekleştirmedi mi? beyaz tv'deki yayında, "şu gün olsa yine alırdım," diyordu. emre mor'un menajeri de bundan çıkarım yapmış olacak ki beşiktaş'tır, trabzonspor'dur, fenerbahçe'dir haberleri çıkararak zibidiyi bi'yerlere ittirmeye çalışıyor. bence ali koç'un sahibi olduğu kulüp alır.

  • kötü sözlük

    avaneye ilk sen mi alındın? sonları bulursun diye düşünüyordum.

  • anya taylor-joy

    yukarılarda da söylemişim. açık ve net tüyler ürpertici bir güzellik. öyle pek de güzel olmamasına rağmen hem de... ismi-soyismi dışında her şeyi güzel. ben böyle bir güzelliğin isminin veronica gibi, beatrice gibi, angelique gibi falan olsun isterdim. soyismi de bi'afilli olmalıydı. olamamış.

  • kötü sözlük

    evet, mesele yine dönüp dolaşıp şutlama/şutlanma safhalarına ilerlemiş. efendilerin efendisi parli efendi yeni sözlük ile birlikte olgunlaşmış bir hal/tavır içerisinde görünüyordun ancak sen de zerre kadar hoşnutu olmadığım şu taraflılık geleneğine bir kez daha merhaba demişsin.

    vakt-i evvelinde frante'yle hemen hemen her konuda fikir ayrılığına düşen ancak 10+ fav sevdalıları ve onların zavallı avaneleri cemiyeti'nin de zerre kadar yakınlarında yer almayan bir kimse olarak şu tartışmacaki en masum tarafa gözdağı vermekte olduğunu belirteyim.

    mesele senin de açıkça farkında olduğun üzere bir yanlış anlaşılma ve sonrasındaki adaletsizlikle başladı. bu, pek çok kişi için önem arz etmeyen bir durum olabilir, benim başıma gelse ben de önemsemezdim. ancak o güne kadar sözlükte kesinlikle husursuzluk üretmeyen frante'yi haklı ya da haksız nedenlerle çaylak yaptın ve durumu ona izah edemediniz. o denli izah edemediniz ki adam, çaylaklığının sona ermesiyle başlayan süreçte çaylak olmasına neden olduğunu düşündüğü yaklaşımla sürekli muhattap kalmak zorunda kaldı. hatta meşhur sohbet odasında bir üyenin, "ya beni de bir hafta boyunca çaylak yap da sussun bari," şeklindeki yaklaşımının şahidiyim ve yanısıra bunu yapmak istemediğinin, bu adamla muhattap olmak istemeyenin kendisini engelleyebileceğini iletişinin de şahidiyim. bunu da itiraf edeceksiniz madem?

    dün cengaver gibi ortaya atılıp efendilikten, delilikten, bilmemnelerden bahseden bir üyenin, "bu adama daha ne kadar tahammül edilecek parli," şeklinde sorduğu soruda da hemfikir miyiz? zaten avaneler bunca tatava ile birlikte organizasyonun iskeletini anında kurdular bu yaklaşımlar üzerine? daha buracıkta dahi adamın sinir uçlarıyla oynandı.

    ben ismimi böyle iğrenç bir atmosfer bir ortamda kirletmem, şahsıma yönelik bu denli çirkin yaklaşımların söz konusu olduğu ortamda da bir saniye durmam. ama frante durdu. neden durdun diyebilir misin? hayır. adam öfkelendi ve gayet doğal ihtimaller arasında yer alan bir yaklaşımla buna bir cevap vermek istedi. burada yer alan bazı offline olup siktirseymişsin madem sevdalısı küçük insanlar gibi neden verdin diyebilir misin? hayır.

    yetti mi? hayır. pek çok üyeden küfür ve hakaret işitti bu adam. bir tanesine dahi en ufak yaptırım uygulandı mı? hayır. adamın bir entrisinde kullandığı aynen repliği senin bile espri havuzunda yer alıp taşşak konusu oldu. kendine yaptırım uygulayıp sözlükten şutladın mı? hayır. önünde ne chicqo'nun, ne senin, ne de behzatk'nın kullandığı kontrol paneline sahip olan herifin teki frante'ye kapıyı gösterdi adlı adınca. "sen kimsin de huzuru kaçırıyorsun," diyerek sözlükten şutladın mı? hayır. adama deli dendi. doğru mudur değil midir kesinlikle emin olamadığınız halde nymphe'in hesabını da yürütmekte olduğuyla itham edildi. yaptırım uygulandı mı? hayır. kaldı ki ben bunun mümkün olamayacağını, en azından bunun yeni sözlük itibariyle mümkün olamayacağını da defalarca söylemiş olmama rağmen. (he nymphe efendi, sen eski sözlükte de frante'nin feykiysen onu bilemem)

    velhasılkelam...

    adamın defalarca dürtelenmiş olmasına rağmen şurada nasıl oluyor da bir mağduriyetten bahsediliyor, hayret doğrusu. koskoca insansın parli efendi, kendini şu afacan kitlenin elinde maskaraya çeviriyorsun. ayıp.

  • sirke

    sinop'ta bir dağ köyü. doğru dürüst ne yol var, ne yola ihtiyaç. gele gele bi'elektrik-su gelebilmiş. en yakın köy beş, belki on kilometre ötede. ortamda ciğerlerin te içine işleyen mis gibi bir köy kokusu. metropolün sesine öyle bir aşinalık ki, köydeki mutlak sessizliğin sesinde öyle bir ürperiş...

    zamanın birinde elma ağacının teki bitivermiş bi'yere... ya da belki bir alıç, belki bir nar ağacı. artık biri meyve yiyip çöpünü yere atmış da ondan mı bitivermiş bilemem. ağacın meyvesi düşmüş yere, ondan da az öteye başka bir ağaç bitivermiş. derken öbürkü, sonra beriki...

    bunların meyvelerinden yapılır bizde elma sirkesi, alıç sirkesi, üzüm sirkesi, o sirkesi bu sirkesi. eğri büğrü, eciş bücüş görünümlü dünyanın en saf ve en temiz meyvelerinden. aşısız, ilaçsız, dalından kopardığın gibi kütürdetebileceğin meyvelerden. başka türlü de olmaz zaten. dağdan inen kaynak suyuyla tabloyu tamamlarsın.

    içinde eşek ölüsü kadar sirke anası olur şişelerin. kuşaktan kuşağa aktarıla aktarıla belki de ninelerimizin ninelerinden daha yaşlı vaziyetteki sirke anaları...

    biz bu sirkeleri oraya buraya döküp ziyan etmez, içeriz.

  • selman bin abdülaziz el-suud

/ 142 »