entries (2122) - page 141

navigate to the topic list
  • fenerbahçe=galatasaray

    matematiksel açıdan izahı yapılabilen eşitliktir bu. bu eşitliğin büyüklüğü de kaçınılmazdır, tartışmasızdır. şahsen beşiktaş'tan bile büyük olduğunun kabul edilmesi gerekir. gelgelelim şu da bir gerçektir ki bu kadarını verip yetindireceksin. bitirmeyeceksin, tüketmeyeceksin. asla ama asla futboldan sürmeyeceksin. vereceksin, "sen çok büyüksün, aslansın, kaplansın, avrupa'nın en fenasısın," gazını, beraberinde ne kadar hammaliye işin varsa yaptıracaksın. karar verme yetilerini ellerinden alacaksın. türk futbolunun amelesi haline getireceksin bu eşitliği... piyonu olacaklar alemin; aklı biz ortaya koyacağız, pis işleri bunlara yaptıracağız.

    bu formülle hareket edecek olursak üç sezon içerisinde ligue 1'ı yerle bir ederek üzerine yerleşiriz. peşine premier league'e kadar mesafeler çok kısa zaten...

  • koç'un galatasaray'ı fenerbahçe bünyesine katması

    ali koç tarafından planlanan bir yaklaşım olduğunu düşünmek gerekiyor. zira uzaktan bakıldığında bile alenen belli olmakta ki koç grubun başının altından çıkacak çakallıklar bunlar. burak elmas'ın toyluğundan faydalanarak çaktırmadan galatasaray'ı mideye indirecek afacanlar...

    yok onun lisanslı ürünleri bununkinde satılacakmış da yok öbürkünün ki bununkinde satılacakmış... sie! uyanık seni... biz de yedik anasını satayım. he, fatih terim'in sportif direktörlüğüne de şekip mosturoğlu'nu atayın.

    yazık tabii kimin takımıysa...

  • son 6 yılda 3 defa şampiyon olan beşiktaş gerçeği

    çaresizce adım atılmış bir takım anlamsız camia evliliği girişimleriyle de farkedilebileceğimiz gerçekliktir bu.

    esasen pek de yeni bir şey değil; 90'ların modası beşiktaş'ın vintage yaklaşımlarını izletiyoruz evli çiftlere... son 6 sezondur her sezona mutlak favori olarak giriyoruz, girmediğimizde ise yürüye yürüye şampiyon oluveriyoruz. isminden cisminden bahsedip rencide etmek istemediğim pek çok sarılı lacivertli camiaların unuttuğu tavırlar bunlar...

    bir beşiktaş düşünülmeli ki, "ülkede iki büyük kulüp var, onlar da şunlar, bunlar," diyenlerin ağzına tokadı çarpa çarpa şampiyonluklara yürüyen... kadıköy'de fenerbahçe'yi, otoban kenarı'nda galatasaray'ı kendi ceza sahasına hapsederek kontraatak denemeleriyle çare bulmaya mecbur eden...

    6-7 sezondan beridir görmeye alıştığımız tablolar bunlar... ha, rıza çalımbaylı sivasspor, ha ali koçlu renkliler united.

  • rıza çalımbay

    fenerbahçe'nin teknik direktörlük koltuğunda yer alması gereken isim bu. bize de isterdim ancak sergen takımı küme düşürmeyip real madrid'ten teklif almadığı takdirde gönderilemeyecektir kulüpten...

    atakan kurt'un youtube kanalında izledim kendisini ve aklımdan geçenleri aynen dile getirdi. sivas geçen sezon kadıköy'deki maçta mağlup olsaydı, kesinlikle fenerbahçe şampiyon olacaktı. beşiktaş'ın hocasıyken maçlara bordo mavi takım elbiseyle çıkmayı gelenek haline getirmiş şenol güneş gibi bir örnek var karşımızda? iki yıl üstüste şampiyon olmuşuz. uefa'da çeyrek yapmışız, şampiyonlar ligi gruplarından namağlup çıkmışız? ali koç'ta şuncacık kafa olsa osuna busuna bakmadan çatır çutur getirir takımın başına ki mecnun odyakmaz da fenerbahçe'nin kalesidir.

  • ecem erkek

    (see: wonderkid)

    nasıl oldu da yolu bkm ile kesişti, hayret ediyorum. her türk oyuncu gibi yeni film evveli skandal söylemlerle gündem yapma geleneğine bulaşmazsa üç-beş seneye kalmaz kadın komedyen yaklaşımında kanaat önderlerinden olacağı görüşündeyim.

  • the good place

    katıla katıla güldüğüm değil, karnım ağrıyarak güldüğüm de değil, çok değil, az hiç değil; böyle klas biçimde şuh kahkahalar atarak izlediğim dizi. ymlac olsam ve istanbul üçüncü bölge'den birinci bölge'ye olmasa bile ikinci bölge'ye falan taşınsam kesinlikle bu diziyi izlerdim. insana kendisini adeta şık hissettiriyor.

  • kötü sözlük moderasyonu

    cinsiyetçi söylemlerde bulunup kızlardan tekiyle kapışmayı ve turuncu tarafından banlanmayı özledim, yalan değil.

  • chicqo

    kepenkleri indirmeye karar verdiğin zaman elde etmek istediğin veya vazgeçtiğin şey hakkında en ufak mantıklı yön bulamadığımı rahatlıkla itiraf edebilirim.

    yatırım mı dersin buranın adına, meşguliyet mi, hobi mi, bilmiyorum; emek vermişsin, uğraşmışsın, parayla toplasan bir araya getiremeyeceğin yığınlarca insanın eğlencesine sunmuşsun.

    derken günün birinde,
    her şey gayet ama gayet rayında seyrederken,
    hani, "mevzu kafasında peak yaptı da ondan vazgeçti belki"nin bence yakınında dahi bulunmazken
    milletin götüne tekmeyi vurup siktir etme düşüncesi...
    ve bu kompozisyonunun yanlarına, "hepiniz bir şekilde özel hayatlarınızda tanışıksınız, telefonlarınızı kaydettiniz, aranızda birbiriyle evlenenler bile oldu, buralara ihtiyacınız kalmadı," şeklinde kenar süsleri...

    bi'kere benim özel hayatımda dön draper ve ymlac'la ne işim olur, insan bari bunu düşünürdü anasını satayım?

    terkedip giden sevgiliye mektup yazmış gibi olmasın ama bir şeyi de bilmeni isterim. burası aktifken çok da kafaya takılır, saatlerce zaman harcanır bir mecra değil, olmamalı elbette... -da yanlış hatırlamıyorsam üye kaydını 2010'da yaptın bana galiba... günün birinde bir kez daha kilidi vurup gitmek istersen bilesin ki burada harcanan bir sürü cici zamana son derece ayıp edilmiş oluyor. ya da sadece kendi adıma konuşayım, benim için böyle oluyor.

  • exxen

    toplumun büyük çoğunluğu tarafından eleştirilmesine zerre anlam veremediğim platform.

    exxen boktan, rezil, iğrenç; netflix babamızın oğlu anasını satayım. parasını ödeyerek edinebileceğin platform; millet tutup kolundan zorla üye kaydı yapmıyor ki? ya bi'şey varsa vardır, yoksa yoktur. ortada bir mal vardır, gidersin malı görürsün, almaya karar verirsin de alırsın veya almak istemezsin ve almazsın. tamam, satın almaya karar verirsin ve "ben bunu satın aldım ama bu benim aldığım gibi çıkmadı," falan dersin de; insan parasını ödeyip almadığı bir şeyi nasıl eleştirebiliyor? bu da bizim coğrafyaya yönelik bir dızoluk sanırım...

    herif dünyanın parasını harcıyor ve bir yatırım yapıyor ve karşılaştığı muameleye bak allah aşkına? deliler ülkesi gerçekten...

  • netflix

    two and a half men, the big bang theory ve kurtlar vadisi pusu'yu da kapacak olursa şayet eşcinselliği özendiren dizi izleme platformları aleminin messi'si olacak platformdur.

  • didem arslan yılmaz

    anlamakta çok ama çok zorlandığım televizyon insanı. fikri ortaya atıp başrol oyuncusu olduğu ekrem imamoğlu-binali yıldırım kapışmasında tercihin ismail küçükkaya hıyarına meyletmesinden mi rahatsız oldu da habercilik dünyasına küstü, bilmiyorum. türkiye'nin nabzı yalan olalı beri siyaset izlemekten uzak olduğumu kendisine duyurmak isterdim. memleketteki hemen hemen tüm habercilerin ulaşmak isteyeceği mertebelerde iken aniden gelen mügeanlılaşma hevesini kendi ağzından dinlemediğim takdirde hiç bir zaman anlayamayacağım.

  • kötü sözlük'ün kapalı olduğu dönemde yapılanlar

  • ekrem imamoğlu

    cici adam.

    vakt-i evvelinde beylikdüzü yaşam vadisi'nin ilk açıldığı dönemler.
    soğuk bir kış akşamüstüsü.
    kızımız doğalı bir-birbuçuk yıl olmuş, belki de olmamış.
    koskoca vadide sadece biz varız, başka da bir allah'ın kulu yok.
    kumparkta salıncaktır, kaydıraktır, takılıyoruz.
    eşim dürttü, "bak, bu adam beylikdüzü belediye başkanı," diye.
    o zamanlar kimdir, nedir, bilmiyorum, tanımıyorum, etmiyorum.
    az ötemizden ibb başkanı olduktan sonra da yanında sıklıkla gördüğümüz keltoş bir adamla geçiyordu ağır ağır.
    bizi izliyordu, biz onu izlemeye başladık, el salladı, selam verdi, selam verdik, devam etti parkı gezmeye.

    yaşam vadisi gibi devasa bir araziden dünyanın rantını elde edebileceği halde halkın hizmetine sunması itibariyle eşimle bıdı bıdıya başlamış, "ulan böyle adamları ibb'ye başkan yapmazlar, gider mevlüt uysal gibilerinden medet umarlar, bu millet adam olmaz," noktasında dangıldanmıştık.

    hey gidi hey... gel zaman, git zaman...

  • miralem pjanic

    beşiktaş'ın bok gibi kadrosuyla yürüye yürüye şampiyon olmasını sağlayan olağanüstü oyun organizasyonunu sikip atan maestrodur.

    sayesinde ligin üçte biri tamamlanmış, kulübü ilk kez 10. sıraya (ve belki daha da aşağısına) demir atmışken görüyorum, mutlu musun sergen yalçın? bu adamı josef'in bile gerisine defansif oyun kurucu olarak yerleştiren zihniyetine sıçayım çok afedersin. zannedersin bana 2000'lerin başındaki pirlo'lu milan anasını satayım? bizim dandirik ligimizde dipçik gibi on numara oynayarak maçı beş-on dakika içinde çözebilecek adamı welinton baltasının bir karış önüne koydun ya, sana diyecek laf bulamıyorum.

    burada atiba ikide bir sakatlanıyorsa ve salih ise fiziksel mücadeleye gelmiyorsa şayet yapılması gereken josef'in yanına can bozdoğan'ı çekip önlerine pjanic'i yerleştirmektir.

    azıcık konsantre ol rica ederim.

  • eski sevgilisinin adını çocuğuna vermek

    dön draper'ın oğluna mabel ismi vererek destekleyeceği harekettir.

« / 142 »