most liked (988) - page 2

navigate to the topic list
  • yaş ortalaması 35 lan bu sözlüğün

    şöyle bir sorun var. e.h.kromozom 12 sene sonunda 30 yaşında olduğunu söylüyor. diğer taraftan geçenlerde ufaktefek, kendisi ve juliet'in 24 yaşında olduğunu belirtmişti. buna göre;

    ufaktefek ve juliet'in 12 sene önce sözlüğe üye oldukları yaş kaçtır?

  • sez

    tıss hıss...

    saygıdeğer dikocuğumun gönlü öylesine pırlanta gibi ki, kendisini tanıdığım için her geçen gün daha da mutlu oluyorum. insan karşısındakini kendi gibi bilirmiş. bana baktığında gördüğü şey de elbette ki kendi içinin güzelliği. ancak bu güzel şeyleri sadece bana baktığında görebilmesini de gayet normal karşılıyorum. sözlük hudutları içerisinde kim aynı dertten muzdarip değil ki?

    gelgelelim ben kendimi yine de yakışıklı olarak tanımlamazdım. benim ifadem daha ziyade bal şeklinde olacak. öylesine tatlıyım, öylesine balım ki, akşamları içim kazındığında kendimi yalamamak adına kendimi zor tutuyorum.

    yakışıklılık bu bağlamda bize çok yavan kalır türden bir kavram. yeni jenerasyon kadınlar burada kendilerine yeni kalıplar oturttular. üzerine her beyaz gömlek, kısa paça pantalon, çıplak ayak üzerine kundura ayakkabı ve bol miktarda sakal çeken nargile üfürükçüsünü yakışıklı olarak tanımladılar? koskoca sözlük kariyerim ortada dururken kendimi bu fotoğrafla mı tanımlamalıyım? biz 90'lar pop jenerasyonu olarak bu arayışa uygun fotoğrafı vermeyi uygun görmüyoruz. he ama sözlük hudutları içerisinde bu fotoğrafa dahi uyum sağlamış bukemunlar olduğunu net şekilde gözlemledim. sözlükteki yakışıklı arayışında da bu tanıma uygun modeller seçmenin faydalarına inanıyorum. isim verip rencide etmeye gerek yok kendilerini elbette?

    nihayetinde günün birinde sözlük çıkıp bal seçmeye karar verecek olursa oturur konuşur, ortak bir noktada buluşmaya çalışırız. bir ya da iki balız zaten. birinci olmasak bile illa ki podyuma çıkıp derece yapacağızdır.

  • kötü sözlük'e yeni kaydolan kıymetli yazarlar

    42 yaşındayım. yakın aile dostlarımız olan ilhan beylere, mehmet beylere, aslı hanımlara, aysu hanımlara ve çok çok değerli dostum seçkinciğime, "kötü sözlük diye bir yer var, görseniz, süper amk," diyemem. adamı sikerler. cemiyetten dışlarlar. bu riske girmek mantıklı değil.

    eşi dostuyla sosyal açıdan evli insanım ben. sözlük ise benim uzatmalı metresim. evlenilecek değil, eğlenilecek sosyal çevresiniz. hele ki dön draper? uf uf uf uf uf uf...

  • don draper'ın arşivini halka açması gerekliliği

    kötü sözlük'ün geçmişe yönelik arşivinin bulunmaması nedeniyle gerçekleşmesi elzem olan potitidir.

    sözlükten sonra en geniş arşivin sahibi (belki sözlüğün arşivinden daha geniş) dön draper'ın çakallık için topladığı arşivin işe yarama vakti geldi diye düşünüyorum. yetmişbeş dediğimize, "he bak sen zamanında yetmişbeş değil, doksanyedi demiştin," diyerek ilgili caps'i yabıştıran adam ya bu belgeleri açıklayacak, ya bu belgeleri açıklayacak! netflix'le belgesel anlaşmasına da girebilir.

  • ekrem imamoğlu

    cici adam.

    vakt-i evvelinde beylikdüzü yaşam vadisi'nin ilk açıldığı dönemler.
    soğuk bir kış akşamüstüsü.
    kızımız doğalı bir-birbuçuk yıl olmuş, belki de olmamış.
    koskoca vadide sadece biz varız, başka da bir allah'ın kulu yok.
    kumparkta salıncaktır, kaydıraktır, takılıyoruz.
    eşim dürttü, "bak, bu adam beylikdüzü belediye başkanı," diye.
    o zamanlar kimdir, nedir, bilmiyorum, tanımıyorum, etmiyorum.
    az ötemizden ibb başkanı olduktan sonra da yanında sıklıkla gördüğümüz keltoş bir adamla geçiyordu ağır ağır.
    bizi izliyordu, biz onu izlemeye başladık, el salladı, selam verdi, selam verdik, devam etti parkı gezmeye.

    yaşam vadisi gibi devasa bir araziden dünyanın rantını elde edebileceği halde halkın hizmetine sunması itibariyle eşimle bıdı bıdıya başlamış, "ulan böyle adamları ibb'ye başkan yapmazlar, gider mevlüt uysal gibilerinden medet umarlar, bu millet adam olmaz," noktasında dangıldanmıştık.

    hey gidi hey... gel zaman, git zaman...

  • gülşen

    kelimenin tam anlamıyla, "insanoğlu gariptir, her lafı kaldırmaz, ibne dersin sinirlenir, sikersin aldırmaz," yaklaşımıyla örneklendirilebilecek bir mevzu olmuş.

    milliyet'in konuyla ilgili olarak son dört saatte ardı ardına attığı haberlere bir göz atalım.

    - genç imam hatipliler derneği'nden gülşen'e tepki
    - gülşen hakkında soruşturma başlatıldı
    - meb'den gülşen hakkında suç duyurusu
    - ak parti'den şarkıcı gülşen'e peşpeşe tepki: bu nefret zihniyeti ülkemizde asla zemin bulamaz
    - adalet bakanı bozdağ'dan şarkıcı gülşen'e tepki
    - gülşen gözaltına altındı mı, serbest bırakıldı mı? gülşen ne dedi?
    - gülşen hakkında soruşturma başlatıldı

    içlerinden milliyet'i seçerek son altı saatte çıkan gülşen haberlerine şöyle bir bakındım. şimdi ise milliyet'te yayınlanan bir başka haber turuna çıkmak istiyorum.

    - imam hatip lisesi'nde tecavüz skandalı
    - imam hatip lisesi'nde dayak skandalı
    - imam hatip lisesi'nde içki ve bali skandalı
    - o öğretmen tutuklandı
    - dört imam hatip öğrencisiyle ilişkiye giren imam tutuklandı

    eee? gülşen yalan mı söylemiş şimdi yani? neyin inkar edilmeye çalışıldığını pek anlayamadım ben?

    şimdi efendilerin efendisi gülşen efendi'yi ifadeye çağırıp soracaklar mesela, "kardeşim bunu bunu niye dedin," diye? e, bu kadının avukatı demeyecek mi, "peki bu haberler ne amk," diye?

    komik bir linç operasyonu olmuş. elbette ki ak çevre bu mevzudan nemalanmaya çalışıyor. çok severler, hiç kaçırmazlar böyle şeyleri. ben burada gülşen'in zararlı çıkacağına pek ihtimal vermiyorum. imam hatipler hususunda siyasetin bu altyapısı hazır olmayan içi boş çıkışını alaşağı etmekle kalmaz, kendisine ait on numara viral reklamını da yapmış olur.

    yazıklar olsun diyorum.

  • hünkar beğendi

    planlarım levrek üzerineydi ancak patlıcan çorbam ve hünkar beğendime yönelik yoğun talepler geldi, kıramadım. tüm haftaiçi konsantre olup iç sahada beşiktaş maçı olmasına rağmen bileti kuzenime transfer edip tam konsantre yemeğe odaklandım.

    bugün bu masada bir destan yazıldı. tıpkı sahada beşiktaş'ın yazmakta olduğu gibi... birlikte performansımızı yükseltiyoruz. kendimizi ayakta alkışlıyorum.

  • taze nane

    şehir içinde taze naneyi klozete mi dikeyim nymphe efendi? zannedersin ki malikanede yaşıyoruz. dak'ka başı dalından taze nane koparacağımız ne evimiz var bizim? seni üstü kapalı olarak ima ettiğin şatafatlı yaşantından ötürü kınıyorum.

  • ilk sevişilen sözlük yazarı

    o sıralar ismimi gizlemiştim ondan. dişi zannetmişti beni ve bir süre devam etmişti. sanal seks yapmıştık. bana neler söylediğini anlatıp kendisini rencide etmek istemiyorum.

  • ucuz ırkçı

    resmi olarak 4 milyonun üzerinde sığınmacı var memlekette. gayriresmilerle birlikte 10 milyona yaklaştığını söylemek gerekir. kaç tane sığınmacıya vatandaşlık hakkı tanındı, orasını allah bilir. gayrimenkul alanlar, işyeri açanlar...

    şimdi ne buyuruyor ucuz ırkçımız? rüzgar terse dönmediyse de planını programını değiştirmediyse, sığınmacıları bir yılda geri gönderecekmiş.

    illa bunun 18 yaşaltı avanelerinin zeka seviyesine inmek lazım ki aptala anlatır gibi anlatarak çözebilelim bazı şeyleri...

    hani tüm kapıları kapadık/kilitledik, kimse girip çıkmıyor memlekete? 10 milyon mülteci var halihazırda. 365 günü var ucuz ırkçımızın. kesintisiz her gün 27 bin 500 sığınmacıyı sürecek paşam memleketine. neyle sürecek, onu ben bilemem. uçakla mı, otobüsle mi, kamyonla mı, tırla mı, deveye bindirerek mi, yoksa yolda yürüterek mi, bilemem. her gün ardı ardına 27 bin beşyüzer kişiyi kapıya koyacak. eh, bu kadar insanı deport etmek için gerekecek kolluk kuvveti sayısını da hesaplamıştır tabii... öyle ya? böyle bir zekaya sahip olduğuna göre belli ki 10 milyon insanı kapı önüne koyarken hiçbir dirençle karşılaşmayacağını falan düşünüyor? ya da ne bileyim, farklı farklı hikayeler... açlıktan/susuzluktan ölen çocuklar? dünya medyasının çarşaf çarşaf haber haline getirip ermeni soykırımından beter vaziyette işleyeceği dramatik öyküler? kimseden nato'dan, avrupa birliği'nden, avrupa insan hakları mahkemesi'nden falan da kınama falan gelmeyecek tabii?

    geçtiğimiz günlerde bir haber vardı. avrupa insan hakları mahkemesi, oturma izni olmasına rağmen zorla sınırdışı edilen bir suriye vatandaşı için türkiye'nin toplamda 12 bin 250 euro tazminat ödemesi gerektiğine karar vermişti. ucuz ırkçımızın sağlam bir hesap makinesi vardır sanırım? yalnızca resmi sığınmacıları hesaba kattığımızda -ki aynı suçun defalarca işlenmesi neticesinde cezanın da katlanması fasilitesini falan hesaba katmıyorum- 49 milyar euro gibi bir fatura çıkıyor ki, bunun hazırlığını da yapmıştır elbet bir şekilde?

    ya gerçekten tiksindim artık bu adamın maşalığından. koskoca profesör, iktidar 2 puan daha cebine koyar da belki bi'halta derman olur diye boş boş konuşuyor haftalardır memleketin dört bir yanında. inananı da var arkadaş? akılalır gibi değil? parayla mı tutmuşlar, nasıl yapmışlar, bilmiyorum ama inananı var. hayret gerçekten...

  • lahmacuna nar ekşisi sıkılır mı

    lahmacuna dipdiri maydanoz dışında bir şey konmaz, limondan başka şey sıkılmaz. ben bunu lahmacun siparişi verdiğim mekanlara öğretemedim bir türlü. soğan koyuyorlar yanına, domates koyuyorlar, kıvırcık koyuyorlar... salata mı arkadaş bu? maydanoz! sadece maydanoz.

  • playstation'da online oyun için ek ödeme yapmak

    bence playstation'ın kullanıcılarıyla cinsel ilişkiye girmesi işidir.

    bunu şöyle açıklayabiliriz. elimizde bir adet playstation 4 oyunu var. bu oyuna bir isim bulalım? atıyorum, oyunumuzun ismi boz olsun. bugünlerde çok popüler bir isim... hatta o kadar popüler ki, ikincisi çekilmiş olsun mesela? boz 2 olsun oyunun ismi. zenginlerin ikamet ettiği göktürk'te yaşayan bir uzaylının başından geçen tuhaf hikayeyi anlatıyor. base building+survival tarzı bir oyun. hafiften rpg öğeleri de koyar, gamerları uzunca bir müddet müptelası yaparız.

    şimdi gittik dvdmarket'e, boz 2'yi aldık. şu kadar paraya aldık örneğin. herhangi bir sorun var mı? yok. paran vardı, markete gittin, oyunu aldın. ticaretin tamamlandı.

    peki bu oyunu ne ile oynayacaksın? playstation 4 oyunu diyelim bu? var mı evinde? var. çalışıyor mu? çalışıyor.

    şimdi bakıyoruz elimizdeki materyallere... oyunu oynamamız için gereken konsolumuz var. oyunumuzun kendisi de var? yetiyor mu orospu çocuklarına? yetmiyor. bu oyunu online oynayabilmek için psn aboneliği de alman gerekiyor. üç ayda bir 100 lira. bunu yapmazsan oyunu oynayamıyorsun. niye? evimde internetim var? playstation'ım zaten var? oyunumu da almışım? online oynayabilmek için ödediğim ek ücret niye? bunu ben playstation'a neden ödüyorum, onu anlamadım ben? madem bunu her ay kira öder gibi ödeyeceğim aletin kendisine niye para veriyorum? bir ürün aynı anda hem satılır, hem de kirası istenir mi lan? ya artık bu, dünya nüfusunu teker teker yatırıp sikmeye yönelik operasyonun en net yaklaşımıdır.

    buna bir açıklık getirilmesi gerekiyor. vallahi de billahi de yeter artık yani...

  • boz

    bizim şirin'in anası var ama biraz sıkıntılı bir tip. julietvari bir aristokrasisi var ne yazık ki... cesetleri var sağda solda.

  • boz

    kedinin arkasındaki lgbt bayrağı mı? parli'nin kedisi miydi bu?

  • harry potter vs lord of the rings

    dondraper, marlboro, japon, parliament. bu dörtlü biraz üzülecek. aşçılığa merak saldım. kısır görüyorum, nar ekşisi görüyorum, abi lütfen yapma görüyorum.
    görüşeceğiz sizle. rahat olun gençler.

« / 66 »