bab-ı esrar

  • uykusuz

    beste ve düzenlemesinin birol yayla'ya ait olduğu; yaşamın hengamesinde kafanızı bir lokmacık dinlemek istediğinizde, imdadınıza koşup

    yetişebilecek, dinlerken insanın kulaklarından içine yağ gibi akıp giden,muazzam, dinlenilesi hatta şiddetle tavsiye edilesi bir eserdir.

  • seksibiz

    dinlenilesi,dinlenip uçulası ve dinledikten sonra 'ben napıyorum' etkisi bırakan leziz parça.

  • eemmree

    uyurken kulaklıkla dinlendiğinde uzaklara götürüp uyanana kadar geri gelinmeyen hoş dinleti.

  • atlas

    ahmet ümit'in son romanı. okurken her sayfasında mutlaka bir şeyler öğreniyorsunuz ve elbette diğerleri gibi bunu da elinizden bırakamıyorsunuz. polisiye roman sevenlere şiddetle tavsiye edilir.

    1
  • tahterevalli

    ---spoiler---

    her gün bir yerden göçmek ne iyi,
    her gün bir yere konmak ne güzel,
    bulanmadan donmadan akmak ne hoş,
    dünle beraber gitti cancağızım,
    ne kadar söz varsa düne ait,
    şimdi yeni şeyler söylemek lazım'
    annem de çok severdi bu şiiri ama 'bulanmadan, donmadan akmak' kısmına katılmazdı. 'yeryüzünün bütün akan suları bulanır, geçtiği yerin kiri, pası, çamuru, suyun saydamlığını bozar. kış güçlüyse donar. önemli olan bulanmamak, donmamak değil, akmaktır. su akabildiği sürece, yeniden temizlenmek, soğuğun donduruculuğundan kurtulmak umudu vardır. kimse saf, kimse masum değildir. yaşayan kirlenir; önemli olan safiyeti, masumiyeti yaşamın amacı haline getirmektir. aslolan yaşamdır. yaşam olduğu sürece saf olmak, masum olmak umudu da vardır." babam bu düşünceye karşı çıkmıştı. "suyun özü temizdir" demişti, "insanın özü de. önemli olan, bunca kötülüğe, bunca zalimliğe, açgözlülüğe karşı özümüzü koruyabilmek. dünyanın en zor işi bu. gündelik hayat acımasızlık çarkı üzerinde dönüyor. bizi o masum özümüzden uzaklaştırmak için hayat birbirinden parıltılı ilişkiler sunuyor: yalanla, sahtekarlıkla, bencillikle cilalanmış ilişkiler. nefsimizin iştahını kabartacak renkli oyuncaklar. ruhumuzu köle edip aklımızı bedenimizin emrine sokmak için. işte buna karşı uyarıyor bizi mevlana hazretleri. ve kirlenmemiş olana, bulanmayana, donmayana övgü düzüyor."


    ---spoiler---

  • dark night of the soul

    fantastik öğeleri kullanarak çok katmanlı bir dil yaratan ahmet ümit, bu yapıtında mevlevilik temelinde din ve inanç üzerinde duruyor.
    dünyayı, yaşamı, inancı ve aşkı, yeniden düşünmemiz, farklı bir gözle yorumlamamız için radikal bir pencere açıyor ahmet ümit.

    not: bir çok kitapçı da indirim reyonundadır. max.9,90 tl.

  • ttemas

    mevlana ve şems i tebrizi'nin aşkını anlatmaya çalışmış romanlardan biri. anlatmaya çalışmış diyorum zira anlatmak kolay değil.

    elif şafak'ın aşk isimli kitabından daha sürükleyici daha etkileyici bir anlatıma sahip ahmet ümit kitabı.

  • feramis

    güzel değildir.

    1
  • kravisni tol tol

    polisiyelerde sevdigimiz ahmet umit'in, tasavvuf ustu az polisiye az gizem havasinda yazdigi, begenmedigim tek romanidir.

    2
  • zamana aykiri dusunceler

    şems ve mevlana ikilisini aslına en uygun anlatan romandır. özelliklede şems bir sevgi pıtırcığı asla değildir.

    1
  • adyingwish

    ismini boş yere esrar koymamışlardır.

  • sunshine

    çok polisiye severi bir insan değilim. ahmet ümit'in de okuduğum ikinci kitabı bu ama "ya bi polisiye okuyayım hem bak saf bir polisiye de değil." gazıyla okudum ama beni hayal kırıklığına uğrattı açıkçası.

    mevlana ve şems'in aşkı çemberinde dönen ve bazı mistik olaylar da barındıran eseri okurken sürekli olarak zaten redaktöre bol bol sövdüm. başıbozuk bir yerde ayrı bir yerde birleşik. gözden kaçmıştır falan derken "aptes" almak ne birader?! konuşma içerisinde geçse konuşma ağzı ile yazılmış diyeceğim ama aptes aldı gibi eylemi anlatan bir yerde geçiyor.

    ahmet ümit'e de gelince kitabı yazmadan önce bir hayli araştırma yaptığını söylemiş ama bence mevlevilik hakkında az bilgisi olan bir insan için kitap beginner seviyesinde. polisiye kısmına gelirsek kitap polisiyeden biraz uzaktı. katil ilk tahmin ettiğim kişi çıktı ve biz mevlana ve şems'in peşinden koşarken cinayetin sürükleyici bir yanı kalmadı. kitapta polisiye kısım geri plandaydı. ama tabii bunu olumsuz bir eleştiri olarak almamak lazım. belki de ahmet ümit genel yazdığı çerçevenin dışına çıkmayı hedefledi bu kitapta ama 650 sayfa kitap yazıp mevlana ve şems ekseninde aynı şeyi farklı şekillerde 20 defa açıklayıp cinayet konusunda da üstün körü davranmak benim kafamda soru işareti. kitapta ahmet ümit ikilinin ilişkisini açıklarken sık sık tekrara düşmüş. aynı ana fikirle ilişkili alt metni baş karakter farklı yerlerde, farklı kişilerle yaşıyor yetmiyor ahmet ümit bir de bu kadına "bunu bundan öğrenmiştim." diye tekrar tekrar anlatıyor iç konuşmalar vasıtasıyla. işin aslı bence anlatamamış da bu ikilinin ilişkisini.

    he polisiyeye çok alışkın olmayan ve sufilik ve mevlana, şems eserlerinden kısımlarla karşılaşmak isteyenler okuyabilir ama beni tatmin etmedi.

    edit: abi bir de konya-ankara yolunda tuz gölü'nün dibinden geçen arabaya helal olsun.

  • tenchu

    okudum hiç sevmedim,tavsiye etmiyorum.

  • otenazi

    tabutta rövaşata filminde mahsunun yaşamına eşlik eden filmin dramını çok iyi yansıtan şarkı

    (bkz: tabutta rövaşata)