barış bıçakçı

  • gozlerim sigmiyor yuzume

    yazar. hem de en iyilerden biri.

    (bkz: bizim büyük çaresizliğimiz)

    1
  • caute

    ankaralı en şahane yazarlardır. ankara anılarınız canlanır bir bir okurken. sulhiye bayılırsınız biraz da ender e. küçük hikayeleri de muhteşemdir. okuyun okutun bişeyler yapın...

    örneklerle;

    "...bir yaz gecesi gar'daki ankara tabelasına uzun, uzun, çocukça bir hayranlıkla bakmışlar, sonunda hasan, 'işte sulhi, her şey burada yaşandı ve yaşanacak,' demişti..." veciz sözler

    "başka insanlar başka basit şeylerle boğuşuyordu, birbirlerine dokunmadan, dokundukları zaman da özür dileyerek, çünkü çarptıklarını düşünerek" herkes herkesle dostmuş gibi

    "bu dünyada hiçbir şey göründüğü hatta yaşandığı gibi değil, her şey hatırlandığı gibi!" aramızdaki en kısa mesafe

    "her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?" bizim büyük çaresizliğimiz

    "bir sey sunulmustu bana, bir hediye, bir meyve. ama ben o meyveden tadamadim, gok erik gibi kaldi avucumda dunya. simdi ben uykusuzum, yalinayagim, kendimle mesgulum. kapimin onunde bos peynir tenekeleri, yagmur suyu biriktiriyorum. kendi kendime, 'sanatci tecrube edinemeyen insandir', diyorum, bu dunyada hicbir tecrubesi olmayan insandir ama sen simdi karala bunun ustunu, yirt sen bunu, olmadi cunku, olmadi iste. nafile." bir süre yere paralel gittikten sonra

    "bu berbet şehirde görüp görebileceğiniz en güzel şeyin terk edilmiş bir fabrikanın kara kırıntısı olması saçma ya da gülünç mü? değil. insana özgü bir yavaşlığı, sakarlığı hatırlatan tek şey bu yıkıntı çünkü. şehirde otomobiller, yollar ve binalar, sonunda bütün sıcaklıkların evrenin ölgün sıcaklığıyla aynı olacağı bir geleceğe doğru son hızla gidiyor, uzanıyor, yükseliyor. ama aralarında banka memuru dostum tuğrul'un da bulunduğu sağlığına dikkat etmeyen, fazlasıyla hayalperest bazı insanlar var ki, onlar gece kurdukları saatin sabah çalışmamasını veya en iyisi geriye gitmesini gönülden dileyerek tatlı tatlı esniyorlar." baharda yine geliriz



    bizim büyük çaresizliğimiz 15 nisan da sinemada olucak ayrıca

    2
  • budala

    bizim büyük çaresizliğimiz'de "benden okumak için kitap önermemi isteyenlerin kalbimi de istediklerini sanıyordum." diyerek yüreğimi ısıtmış yazar.

  • budala

    herkes herkesle dostmuş gibi'de ise "tıpkı atomlar gibi sözcüklerin de içi boş. bu yüzden hafifler ve hızlı hareket ediyorlar. çabucak yayılıyorlar." demiştir.

    1
  • rakohammas

    "cemil çayı koyarken beyaz porselen demliğin ve kapağının ucunun yıllar içinde çaydan karardığını farketti.böyle şeylere gözümüz takılıyor sonra da yaşamak kirlenmektir filan diyoruz. basit gözlemlerden büyük sonuçlar çıkıyor, oysa çamaşır suyu diye bir şey var."

    2
  • sunshine

    ---*

  • sunshine

    --- spoiler ---

    ben doğru dürüst konuşamadığım, konuşmaktan tat almadığım birine âşık olamam.

    --- spoiler ---

    1
  • sunshine

    "her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?"

    (bkz: bizim büyük çaresizliğimiz)

  • sunshine

    --- spoiler ---

    '...hâlâ nasıl bu kadar zayıf olduğu sınıfımızın erkekleri arasında ciddi tartışmalara yol açmaktadır.' cümlesindeki 'mastürbasyoncu' imasını fark ettiniz değil mi? ah şu genç erkekler! ah şu önlerinden sarkan şeyi varlıklarının muskası sananlar!

    --- spoiler ---

  • sunshine

    "sevgililerin üçüncü şahıslar için, geniş bir araziyi dikenli telle çeviren, sonra da bir sürü eli silahlı adam yerleştiren çok uluslu bir şirketten ne farkı var?”

  • sunshine

    “her şey bir şeyin etrafında hiç durmadan döner, insanın payına düşen sarhoşluktur.”

    1
  • sunshine

    "en bol elementin, hidrojen ile helyumun, aynı zamanda en hafif iki element olması her şeyi açıklıyor zaten. böyle hafif bir evrende anlam ne arasın? anlam ağırdır. dibe çöker. falcılar bu nedenle kahvenin telvesine bakarlar."

  • sunshine

    "bir insanı anlamak için onu sevmek gerekir. peki ama sevmek için ne gerekir? işte tam bu noktada nedensizliğin arsız kuşları üzerinize pisler. ciddiyim, bir de bakmışsınız, seviyorsunuz. biri çıkar karşınıza, balkon yıkamanın çok güzel bir şey olduğunu söyler, seversiniz."

  • sunshine

    "ev kuşuyduk biz. radyo dinlerdik, çay içip bisküvi yerdik, bu da yetmezdi bisküvimizi çaya batırırdık .gülüşümüzün bütün dişleri tamamdı da gençliğimizin üç dişi eksikti."

  • sunshine

    ---spoiler---

    ”aile televizyon karşısında gerçekleştirilen toplu bir intihardır.” demişti sulhi. yine ankara’dan arayan ve adının ekber düzgün olduğunu söyleyen biri, sıcak ve neşeli bir sesle, ”içinde kaybolabileceğiniz en güvenli kalabalıktır aile.”
    bolulu bir iç mimar, ”aile bir mayın tarlasıdır, birey olmak için oradan sağ salim çıkabilmek gerekir.”
    çanakkale’den nöbete kalmadığı günlerde hiç sektirmeden arayan yedek subay, ”aile bir fanustur.”

    ---spoiler---

  • sunshine

    ---spoiler---

    cemil’in bütün gün evde ruhsal söküklerle uğraştığını da biliyordu nazlı… iki ucu bir araya getirilmemiş hatıralarla ve partal fikirlerle… yaşamak bu küçük evde de eksik kalıyordu, cemil’in yetişemediği tamamlayamadığı şeyler vardı. cemil’in kuytuya köşeye bıraktığı sessizlikler, yutkunmalar ve toz.

    ---spoiler---

  • yumusakg

    ismini solda görmemle yeniden bizim büyük çareszliğimiz'ine başlama isteğinin içimde şiddetle oluştuğu yazar. nasıl da seviyoruz.

  • sunshine

    ---spoiler---

    çünkü bu şehir de diğer şehirlere benziyor. burada da karnını doyurmak, başını sokacak bir yer bulmak, hastaneye, karakola düşmek gibi dertler var. bu şehirde de geceleri duvarlara yazı yazarken bir şey gelip insanın bileğinden tutuyor, tabii bu yüzden bazı harfler atlanıyor, sözcükler yanlış yazılıyor. sonuçta bu şehirde de çoğunluk aynı kanıyı paylaşıyor: ‘anarşistler imla bilmiyor.

    ---spoiler---

    2
  • sunshine

    ---spoiler---

    her şey, sabah akşam yağmurun yağdığı bir fransız filmi gibi yavaş ve dokunaklıydı. her şey.

    ---spoiler---

    3
  • neandertal adami

    ben de hakkında kötü sözlük'te 23 entry yazılacak adam değil diyodum, yarısından fazlasını sanşayn yazmış.

    3
  • bildigingibidegil

    ben de yazayım tam olsun. serbest yazın (bilinç akışı vs.) tekniğinin güzel örneklerini veriyor barış bıçakçı. normalde bazılarına göre yorucudur bu tarz eserleri okumak. beni hiç yormadı. sizleri de yormaz umarım. ayrıca ankara dokusu güzel.

  • yazamayancizer

    son zamanların iyi çıkış sağlayan modern yazarlarından.
    kitaplarının ismi etkileyici tabi ancak içinin o kadar dolu dolu olduğunu savunamam.
    mesela 'herkes herkesle dostmuş gibi' .
    şimdi bu kitabı elime alınca aslında derin isminin altında baya etkileyici yazılar bekliyor insan , yalan değil.
    ben umduğumu bulamadım ama beğeneni de az değil.

  • sunshine

    ---spoiler---

    cemil bulaşık yıkıyor, süngeri bardağın içinde dolaştırıyor ve anlıyor: keder vardır.

    ---spoiler---

  • keyifadami

    "incecik bir gündüzsün sen,
    salıyla çarşamba arası."
    — barış bıçakçı