berber

  • grybluesman

    saç kesimi yapan şahıs.

  • chicqo

    heralde dün gece gittiğim berber, ilginçlikte yüksek bir sıralama elde edebilir.

    aslında her zamanki gittiğim berber ama sanırım gece olunca madalyonun öteki yüzünü görüyoruz...

    ortam şöyle:
    her aynada gömme plazma tvler, duvarda dev ekran bir plazma, klimalı, minibarlı, masaj koltuklu falan fistan lüx bi yer anlıycağınız.

    eh canımın sıkkın olmasından dolayı bende dedim en iyisi saç kestirmek, sıkıntıyı, derdi, tasayı alır dedim... (kız gibi bi piskolojim var amk, bunalıma girince saç kestirmekte nesi)

    velhasıl gittik gece 10.30 sularında, içerde 3-4 kişi var, muhabbet etmekteler ama benim tanıdığım berber kişileri orada mevcut değil. nasılsa üç numara kestiricem bişey olmaz diyerekten (ki oldu ) oturdum koltuğa, ama aynaya bakamıyorum, çünkü herif beni duvardaki ekrana çevirdi, aynaya dönmek istedim fakat abi film izlersin hem dedi, peki dedim. filmde hızlı ve öfkeli 4 izlemiştim ama güzel film kendileri vesselam, izletiyo yine kendisini...

    benim saçlar yavaş yavaş dökülmeye başladı derken ilk cd bitti ve 2. cd nin olmadığı anlaşıldı, bu sırada ufak çırak bir cd getirdi, taktılar falan, 2 tane kadın çılgınca sevişiyo. şimdi arkanda herifin biri olunca, o sahneyi izlemek biraz tuhaf.(arkanda adam var lan)
    kendimi rahatlatmak için,
    +bu filmin adı ne yahu? diye sordum.
    -abi seks filmi bu ya, dedi.
    +oldu canım, dedim bende.
    - rahatsız olduysan kapatalım ?
    +yok ne rahatsız olucam, ne güzel işte, kadın falan... evet...

    eh tabi porno film oynuyo, ben saç kestiriyorum, arkamda bir adam, onun arkasında koltukta oturan 2 erkek(koltuğun yastıklarını siper etmişler kendilerine ! ) hepberaber film seyrediyoruz...

    işin kötüsü, seste öküz gibi açık, ahhh ohhh uwwww gibi sesler sürekli, ben ekrana bakmamaya çalısıyorum, öyle yere odaklanmışım, berber yavşağıda kafamı oynatıp illa ekrana bakamamı sağlıyo sanki, arada değdiriyo falan, hatta bi an koltuğun kolluk kısmına elimi koydum, elime dayandı hayvan oğlu hayvan zor çektim elimi.

    ağzını kendinden geçercesine açmış, yüzüme hohluyo falan. (amını skim)

    heh velhasıl traş boku bitti, yıkayayım abi eğil dedi. ( ulan seninle 2. aşamayı geçmişiz, ne abisi hala ? ) eh eğildim tabi çaresiz, bi yandan popom açılıyo mu lan acaba diye düşünüyorum tabi, sonrasında bana sorduğu soru:
    -hangi şampuan abi? (ulan hala abi diyo)
    +eh kafada saç kalmamış götüme benzemişiz zaten, farketmez dedim haliyle...
    -ufaklığa seslendi, koçum ordan farketmezi getir...
    (yapıcağın espiriyi sikiim dedim)
    ama gördüm ki gerçekten o şampuan geldi ve üstünde farketmez yazıyo birde gülücük...

    eh bunu görünce, lan bak bişey olmasın bunu sürünce (zaten ortam bozuk) dökmeyesin saçları komple? bişiy mişiy olmasın ?
    - yok abi ya bildiğin duru şampuan şakasına öyle yazdık... (şakanı skim)

    yıkandı saçlar, bie fön makinasıyla kurutucam diye ugrasıyo ulan sanki saç var kafada...

    verdim parayı çıktım hemen, yaktım bi sigara ve resmen cinsel tacize maruz kaldığımı düşündüm ciddi ciddi...

    ama en azından tecavüz mecavüz olmadı, ulan cehennem gibi hakkaten...

    eh işte böyle...

    eve gelince babam, surata bak göte benzemiş dedi bide, o kadar...

    not: eski lan tamam.

    5
  • kediyle beslenen kopek

    hair style coiffeur adına geçmiş meslek

  • achilin sol testisi

    gel beri yar gel beri götüne koduğumunun berberi şarkısına konu olan meslek dalıdır.

    hatta sözleride şu şekildedir;


    şarkının sözleri şu şekildedir.

    gel beri yar gel beri
    götüne kodumun berberi

    çabuk tıraş et beni
    yoksa sikerem seni

    al elline taraği
    sok götüne yarraği

    yarrak ufak gelirse
    al sana at yarraği


    berber anan güzel mi
    ben istesem verir mi

    eğer anan vermezse
    ben de sikerem seni

    al ipek yeil keytan ederler
    vay ananın amına koyam vay
    alırlar genç bir kızı ihfal ederler
    vay bacının amına koyam vay
    soyarlar şalvarını alttan iterler
    vay ananin amina koyam vay
    soyarlar onbeş yıla mahkum ederler
    vay hakimin amina koyam vay
    alırlar bu şarkının içine ederler
    bu şarkinin amına koyam hey

  • caramio

    (bkz: kuaförden ağlamaklı çıkmak)

  • leoneidas

    öncelikle bazı berberleri tenzih ederim az sonra söyleyeceklerim için.

    öncelikle bir kanun tasarım var. berberlerin kesin ölçü birimleri dışında ölçü birimlerinden bahsetmesi, bunları işlerinde kullanması yasaklansın.
    "abi yarı yarıya mı kısaltalım mı?"
    "iki parmak bırakıyorum?" vb.

    birader 21 senedir benim favorilerim saçtan uzar, neden sakalla birleştirme ihtiyacı duydun ki? niye yani? "abi şimdi onlar sakalla birleşse de olur?" lan madem olasılıklar üzerinden saç kesimi yapıyoruz, seçim hakkını bana bırak bari. saç benim göt. "önler uzun kalsın" lafında anlamadığın yeri anlat. kelime kelime açıklayayım.

    neyse, onlar ki birer postmodern sanatçı. doğaçlama onlar için birer olmazsa olmaz. yarattıkları eserlerle nice yiğitlerin ağzına sıçtılar, sıçmaya da devam edecekler. tehlikenin farkında mısınız?

    2
  • seferoglu suphi

    (bkz: berberlerin dünya'yı ele geçirmesi)
    işini hakkıyla yapanları buradan saygıyla selamlıyor, kazançlarının bol olmasını temenni ediyorum.

  • yaevdeyoksan

    kız çocugu olmama ragmen oglan gibi büyüdüm. erkekler ne yaparsa bende onu yapardım. haliyle saçlarımı annemin kesmesini degil de berberin kesmesini isterdim. kuaföre de göndermiyormuş he. hemen karşımızdaki dükkandı. bakar bakar üzülürdüm. berberde kestiremedigim gibi bir de annem saçlarımı küt yapardı. hala o küt saç modeliyle resmedilmiş bir kimlik taşırım yanımda..*

  • kardan adam

    mahalleninin dedikodusunun yapıldığı mekan. saç kestirmek işin kamuflajı

  • arka sayfa manseti

    posta gazetesi olmazsa olmaz olan, ticari kaygısı bulunan özel kuruluş.

  • kazinayagi

    (bkz: berberi aldatmak)

  • nejatalf

    müdehale etmeye çok üşendiğim "laykerolinksıton" bir dönemin ardından, doğup büyüdüğüm istanbul beni sırtından atmış, "taşra" dediklerinin tam karşılığı bir yere düşmüştüm. evim, odam, plaklarım, bütün yakınlarım, yerebatan sarnıcı ve berberim ismail abi çok uzakta, yani geride kalmıştı.
    taşrada geçirdiğim ilk ayı değerlendirdiğimde; saçlarımın hiç sevmediğim şekilde uzamış oluşu haricinde canımı sıkan bir şey göremiyordum. nihayet cumartesi günü, bu küçük fakat sevimsiz sorundan; "e, artık bir şeylere müdehale edeyim ama hafiflerinden olsun." diyerek yaşadığım dağdan, ahalinin merkez olduğunu iddia ettiği yere giderek kurtulmaya karar verdim.
    2005'ten beri şantiyelerde kullanılmış, her yanı ayrı oynayan ve deli gibi homurdayan garibim fortrencır'a atlayıp, trenlerin bile bıkıp geçmeyi bıraktığı hemzemin geçide kadar götürttüm kendimi. cep telefonu kullanmayan şoförü "beni buradan bir saat sonra ışınlamayı sakın unutma!" diye beş yüz kez tembihledikten sonra yaya olarak yoluma devam etmeye başlamıştım ki; yıllardır görmediğim, yıllardır kimsenin görmediğini sandığım "triportör" denilen şeylerden birinin, zaman yolculuğundan dönen deloreyn gibi boşluktan fırlayıp, üstüme üstüme geldiğini fark ettim! hafif yere çöküp, sağ kolumla yüzümü koruma çabasında çarpma anını beklerken, harika bir manevra yapıp hapse girmekten kurtulan triportörün sürücüsü; “kim ki bu salak?” diye soran gözlerle inceleye inceleye fakat alenen küfretmeden geçti, gitti.
    cadde üzerindeki dükkânlara bakınırken, sağ koldan üçüncünün camında; minik bir vantuzla tutturulmuş; yıllardır görmediğim, yıllardır kimsenin görmediğini sandığım cam üzerine yaldızla yazılmış bir “berber” tabelası olduğunu fark ettim. tabela bana; “hiç bulaşma, devam et” dedi. bir çiçekçi, iki tane bitişik ıslama köfteci ve nalburu geçtikten sonra karşı kolda, diğerine nazaran “seksenler değil de, hani daha bir doksanlar” duran başka bir berber daha buldum. “üçüncü bir berber bulsam da karar veremesem, bu iş iyice uzasa” diye düşünüp nalburun önündeki kıl amcaya “amca berber var mı buralarda?” gibi salakça bir soru sordum. amca “aha ya la’sığır!” anlamında “aha!” diyerek ve o garip burnunu daha da bi’uzatarak hâlihazırda tespit etmiş olduğum berberi gösterdi.
    karşıya geçtim. “merhabalar dersem kimse bakmaz, ben bi’selaminaleyküm çekeyim şunlara” gibi şeyler düşünerek içeri girdim. o kadar kötü bir “selaminaleyküm” dedim ki, yerdeki saç öbeklerini süpürmeye çalışan çırak bile yarım ağız cevapladı. ismail abi yoktu. “keşke merhaba deseydim amına koyim “ gibi pişmanlıkların pençesinde dükkanı incelemeye aldığım sırada, böyle hafif narkozlu gibi bakan genç bir macır kardeş, yavşak bir sesle “buyur abi” çekti, buyurdum. “çeketimi” istediler verdim. “otur abi” dediler oturdum. narkozlu, boynuma sarmak için tuvalet kağıdı ararken kalkıp ceketimin cebinden cep telefonumu ve cüzdanımı aldım. sigara çakmağa dokunmadım. yerime geçtim. sanki detaylı anlatsam uygulamayı becerebilecekmiş gibi “abi nasıl olsun?” diye sordu, “düzeltelim” dedim. sonra bu gitti yerine çırak geldi! tuvalet kağıdını boynuma doladı, garip muşambayla sarıldım bir güzel. saçımı yıkamak için duşumsu musluğu açtığı gibi kafamı uzattım, duşumsu şeyi geri çekti piç! ördek gibi kaldım. suyun ısınmasını o şekilde bekledim. kafamdan akan suyun rengini gördüğümde “kardeş valla nikel falan işliyoruz” diye açıklama yapma gereği duysam da ses etmedim. bunun yerine genelde uyuz olduğum berberlere yaptığım “yüzümü yıkadıkları sırada çaktırmadan avuçlarına tükürme” faslını es geçtim.
    eleman kafamı kuruladıktan sonra “narkozlu”, operasyonu devraldı. ilk beş dakikada fark ettim ki, yemin ederim en son onbeş yıl önce olduğum “makine izli amerikan traşı” yapıyordu! ensemle uğraştığı sırada; “abi, yarık var burada, yarığın üstünü çok almıyorum ” şeklinde bilgilendirdiğinde kafamın o bölgesini ne ara yardığımı hatırlamaya çalışıtım, sonuç bulunamadı. “birader o izleri makasla uçuracaksın değil mi?” gibisinden uyardım narkozluyu. aldı makası eline yirmi dakika daha eşelendi kafamda. elinde ustura “enseyi çizeyim mi natürel mi olsun?” adlı soruyu sordu bu defa. her zamanki gibi ne bok yiyeceğimi bilemedim. “sen bilirsin” dedim. o ne bilecekse! çizdi tabi pezevenk.
    -sakalları alalım mı?
    +alalım
    -favorileri alalım mı?
    +almayalım
    dünyanın en güzel sakal traşı berberde olunan sakal traşıdır. en boktan berber bile iş sakal traşına geldiğinde maystıro kesilir! fırçayı sıcak suya daldırır, sabuna sürer, deli gibi köpürtür. bendire dönmüş cildiniz muhallebi gibi süzülür. limon ve temizlik kokusu aklınızı alır. hiç tanımadığınız ve hakkınızda ne düşündüğünü bilmediğiniz bir adam elinde ustura, gırtlağınızda artistik patinaj yaparken bile panik olmazsınız.
    sol yanağım profesyonelprofesyonel traşlanacağı için kafamı sağa yatırdım. sağ koltukta, bedfort tamponu gibi yamuk yumuk kafasını toparlatmaya gelmiş bir kardeş vardı. berberin işi zordu. her halde bu yüzden traş yaparken dilinin yarısı dışarıdaydı. sonra içeri bir arkadaşı girdi ve “şututkart maçını yanlış oynamışız dayı” dedi. şututkart maçına çıkacakmış gibi aceleyle dışarı fırladılar. yamuk kafa peşlerinden bakarken göz göze geldik. kafasının sol tarafı makinayla üç numaraya indirilmiş, geri kalanı en az yirmibeş numaraydı. kendimi çok kötü hissettim çünkü gülüyordum. narkozlu “geçmiş olsun abi” dedi, “valla sorma” dedim. sakal faslı bitti, yüzüm yıkandı. tam “hayat ne güzel” diye düşünüyordum ki birelli boylarındaki çırak, kolonyalı elleriyle yüzüme bastırdı! “ismail abinin dükkanında olsaydık ağzına sıçardım da deplasmandayız, şükret!” der gibi baktım yüzüne, anladı. narkozlu; elinde saç fırçası ve fön makinasıyla geri geldi. hani hayatınız boyunca yapmadığınız ve size kalsa asla yapmayacağınız bir saç tarama biçimi vardır ya, beş dakika kadar uğraşıp saçımın ön bölümüne aynen o biçimde, dışbükey bir dalga inşa etti! işini bitirmenin haklı gururuyla aynadan sırıtarak “tamamdır” dedi.
    kalktım, borcumu sordum “saçsakalyıkama 15 kaat abi”ymiş. 20 verdim. para üstünü çırağa uzattım. benim gibi o da çok şaşırdı. “bi’çayımızı iç”önerilerini kibarca siklemeyerek kendimi dışarı attım. istanbul’da olsam “sanki herkes bana bakıp traşıma gülüyor!” diyeceğim türden bir duygu çöktü üstüme. etrafa baktım; istanbul çok uzakta yani geride kalmıştı. arifiyedeydim ve sokakta neredeyse kimseler yoktu. bi’sigara ateşleyip fordu beklemeye koyuldum. kafam acayip üşüyordu.

  • deli ali

    ortaokul yıllarımı hatırlatan küfür manyağı şarkıdır. dinlemek için:

    gel beri yar gel beri

  • agbi zaten

    cama brad pitt, david beckham posterleri asıp geleni ciguli gibi yollamak. üstüne para almak. Berber çıraklarındaki fön çekme arzusu. Berberin doğru berber olmadığının anlaşıldığı o an... Berber çıkışı eve ara yollardan gelmek. Berber.

    6
  • outlaw

    (bkz: kola değen kıkırdağımsı doku)

    4
  • agbi zaten

    Yalnızca berberlerde rastlanabilen muzlu şampuan. Berberden empati kurmasını beklemek. Berber aynasında saçların daha güzel görünmesi. berber.

  • crimewave

    saçınızı yıkamadan veya spreylemeden kesmeye teşebbüs ederse derhal koltuktan kalkılması gereken, kasap falandır o. Hele ki benim gibi mustafa sarıgül gamsızlığında saçları olanlar varsa, o saçı yıkamadan hesap kitapsız kesmesi pek makul değildir.

    berber mühim, iyi seçmeli

    2
  • thesobaborusu

    çoğu saç kesmekten bir bok anlamayan hanzolar sürüsü. "uçlarındaki kırıkları" al dersin bir karış saçını keser. "uçlarındaki" kelimesinin neyini anlamadın ulan beyinsiz herif? hele o ara makaslar var ya makasını siktiğimin ibnesi bir dalar saçına onunla 3 kilo saçın varsa 500 grama düşer. bu ülkedeki en boktan yerlerdendir berber dükkanları. insanları aleni sikerler.

    uzun saçlı erkeklerin hayatlarında yapmamaları gereken çok çok ciddi bir hatadır berbere gitmek. üç yıl beş ay iki gün sonra berbere gittim ve bir daha hayatımda asla gitmemek gibi bir karar aldım tekrar. üç buçuk yıl önce de bu kararı almıştım ama geçen gün bozmuştum. o kararı bozan kafamı sikeyim.

  • romani jewish

    bazı berber tükkanlarında saç tasarım dergisi olur. bunlar kuaföre evrilmek isteyen berberlerdir ama mahallenin delikanlılarını kaçırmamak için berber gibi takılmaya devam etseler de, o dergi illa ki fotomaç, amk*, mercedes katalogu gibi item'ların yanında hazır bulunur. bu dergide çeşitli saç kesimleri, bizim gibi ortadoğu milletlerine hiç benzemeyen (kara kitap'a referans yoktur burda) insanların kafasında durur. adeta berbere dönüp, "ali abi, işte şu saçı istiyorum" diyebilecekmişiz gibi bir hava yaratılır. halbuki kara kaşlı, kara gözlü delikanlıların harman olduğu bir coğrafyada ben saçımı david beckham gibi kestiremem ki lan. benim saçım kalın telli ve sık. yatışması için yarım kilo jöle sürmek gerekiyor. jöle kullanmadığım için her seferinde 3 veya 4 numaraya vurduruyorum kafayı. şimdi bu saç tasarım dergisinde sarı saçlı mavi gözlü adamı gösterip "bundan istiyorum" desem, berber "kardeş gay mısın. gizli gizli vurduruyon nu" diye soracak. sormaması için dergilere sadece bakıyoruz.

    bu dergilerin (en azından bana göre) en ilginç özelliği, saçın nasıl kesilmesi gerektiğini bir origami kılavuzu gibi anlatmasıdır. "önce saçın sol arka tarafını sola yatırıp, sağ ön tarafıyla overlap ettikten sonra (bi de ingilizce koduğumun dergisi. mahalle berberisin lan sen) alttan kat atın" gibi şeyler yazar. 12-13 adımda saçın nasıl kesileceği anlatılır. benim kafam yamuk olduğu için o olaylara hiç girmiyorum, "her zamankinden" deyip geçiyorum ama o dergi orada duruyor ve birileri mutlaka bakıyor o dergiye. kesin "anama mı sövüyor" esprileri falan yapılıyordur. ben hiç şahit olmadım ama illa ki yapılıyordur.

    ben gerçekten bir gün o dergilerde yonca evcimik'in çılgın bebiş dizisinde oktay'ın saç stiline benzeyen bir saçı gösterip, o saçı zorla kendime yaptıracağım. gerekirse berbere gta san andreas'taki gibi 50 dolar verip "bu saçı bana yapacaksın usta. yarın erken yat, uykunu al, sabah seni kahvaltıya götüreceğim ve bu saçı bana yapacaksın" diyeceğim. toplum içinde bugüne kadar biriktirdiğim bütün itibarı kaybetme pahasına o saçla gezeceğim. arabamın artık çalışıp çalışmadığından emin olmadığım üst açma sisteminin düğmesine basıp bahçeli 7. caddede karı-kıza yavşayacağım o saçla. "senden hoşlaşıyorum. bak saçım da son derece yavuşak. benimle bir gece geçirmek ister misin tatlı kıs" diyeceğim. gemileri yakacağım bir gün. bekle beni berber.

  • blenka

    babamın annemden sonra en fazla bağlılık ve sorumluluk hissettiği insandır kendileri.20 yıldır ne zaman başka bir berbere gitse birisini öldürmüş gibi vicdan azabı çeker kendisi.

    4
  • caracal44

    Eskiden sokak ortasında da insanların saçlarını ve sakallarını kesen meslek grubu.

    gitmek üzere hazırlanmak anlamına gelen,tası tarağı toplamak deyiminin berberlerin zabıtadan kaçarken söylediği rivayet edilir.

    3
  • baholii

    Arada değdirmesiyle ün salmış, saç sakal kesen kişi.

    7
  • motor hayri

    tabelalarında orlando bloom'un şunun gibi bir fotoğrafının bulunması farz olan mekanlar.

  • parliament mavisi

    şu hayatta dayama sanatını en usturuplu ve en ponçik bir şekilde sergileyen insanlar.