bilmek

  • perceneige

    herhangi bir şeyi, başka şeylerden ayırmaya yarayacak biçimde öğrenmiş olmak.

  • red john

    bir şeyi öğrenmiş olmak. -(iyi hesap bilir.)
    bir şeyi yapmaya alışık olmak, elinden gelmek. -(ütü bilen hizmetçi.)
    tanımak. - (o adamı biliyorum.)
    sanmak. -(ben de onu dost biliyordum.)
    kuşkulanmak, sorumlu tutmak. -(bu işi sizden biliyorlar red john )
    yardımcı olarak yeterlilik fiili yapmaya yarar. - (görebilmek)

  • ectopicfocus

    çoğunlukla insana haz verse de bazen rahatsız eder.

  • olmadi kacariz

    insan bilmek istiyor. inandığı şeyin gerçek olup olmadığını. ve sonrası büyük bir hayal kırıklığına dönüşüyor.

  • socrates

    (bkz: En cok bilen neyi bilip bilmeyendir)

    3
  • a master manipulator of thoughts

    Eğer sen O’nu o sanıyorsan teşbihi bırak. Eğer sen O’nu o sanmıyorsan tenzihi bırak. Allah'ı bilmeyi bilmek zordur. Bilmek ayrı zordur. Bulmayı bulmak ayrı zordur. Bulmak ayrı zordur. Onunla yaşamak ise bambaşka zordur.Rahmetine sığın ve edepli ol. Ben seni hakkıyla bilemedim de...

    1
  • metal isaretiyle egildi enistem

    ne kadar bilirsen bil ey dost bilene danış demişler. bir bildikleri olmazsa bu lafı söylemezlerdi.

  • bir middle earth kahramani

    bilmemekten iyidir.