björk

  • lorelei

    alıntı

    izlandalı müzisyen, şarkıcı, sinema oyuncusu. gerçek adı björk guã°mundsdã³ttir'dir. vh1 tarafından rock'n roll tarihinin en önemli 36. kişisi olarak değerlendirilmiş, 12 kez grammy'ye ve oskara aday gösterilmiş, lars von trier'ın dancer in the dark filminde gösterdiği performansla cannes'da en iyi kadın oyuncu dalında verilen ödülün sahibi olmuştur. albümleri tüm dünyada 15 milyon satmış olan şarkıcı pop, alternative rock, jazz, electronica, folk ve klasik müziği birlikte kullandığı eserleriyle müzik endüstrisinin en farklı isimlerinden biri olmuştur.

  • can

    army of me şarkısı tavsiye edilebilecek sanatçıdır.

  • juliet

    binlerce defa pagan poetry'si dinlenir, bıkılmaz usanılmaz.
    nasıl hoş bi hatun abla, nasıl bi tarz o yareppim!

    1
  • lovebuddy

    bi kac sene onceye kadar insanlari siniflandirmak icin turnusol kagidiydi björk.dinleyen cool,o ne lan? diyen mal'di.ama artik herkes dinliyo..sevinsemmi? uzulsemmi? bilemedim simdi.

    2
  • jokerock

    animelerde kusma efekti olarak rastlanılabilinir.

  • krizantem

    karanlıkta dans adlı filmdeki oyunculuğuyla hayran kalınan kadındır.

  • jim beam

    bir izlanda klasiği. diğeri için;
    (bkz: sigur ros)

  • kuruntuyonetmeni

    ismi bir iğrenme ünlemi olarak da kullanılabilecek izlandalı şarkıcıdır.

    (bkz: ıyyk byörkk)

  • perakedisi

    etkileyici sesi, kendine has tarzı ve çığlıklarıyla dinlenesi izlandalı şarkıcı. dinlemeye başladıktan sonra bir anda sizi etkisi altına alan büyüleyici ses.

    erkek versiyonu için; (bkz: thom yorke)

    1
  • capua

    play dead şarkısı öldürür ya da ölmüş gibi yaptırır.acıları dindirir.

  • poncici la la la

    wanderlust şarkısıyla uçurur.
    i have seen it all'la insanı kendinden geçirir.
    mükemmel kadındır.

  • sosyalfobi5

    altay öktem'in björk için yazdığı güzel bir yazıyı paylaşmak istiyorum,okurken tüylerim diken diken oldu.

    yüzümdeki bütün çizgiler üşüyor björk

    aşk çizgiseldir. her ne kadar inişli çıkışlı, düşüşlü kalkışlı, savrulmalı, ölüp ölüp dirilmeli bir kavram olsa da, sonunda sular durulur ve incecik birer çizgi kalır aşklardan geriye. bulutların üzerine savrulmanın da, hızla yere çakılmanın da etkisi çabuk geçer. hafıza, acının fazlasını siler. zevkin fazlasını ise birkaç kat arttırarak işler kayıt defterine. o yüzden yalancıdır hafıza, yanıltıcıdır. kesinlikle dürüst değildir. iyi ki değildir.

    her şey geçer ve yaşanan aşklar incecik birer çizgiye dönüşüp göz altlarımıza, dudaklarımızın kenarına yerleşir. dikkatli bakınca, yaşlılığın çizgisiyle aşkın çizgisi ayırt edilebilir. tecrübeli bir göz şıp diye anlar farkı.

    björk yaşlı mı? elbette değil. ama yüzündeki incecik çizgileri görmemek imkansız. o çizgilerin aşktan kaynaklandığını da ruhu soğuğa maruz kalan her ölümlü anlar. hemen anlar.

    belki ben bir çizgiyim! björk gülümsediğinde, üst dudağının kenarından başlayıp sağ yanağına doğru uzanan o incecik, belli belirsiz çizgi benim belki de.

    şimdi bütün çıplaklığımla, yani ruhumun harita metot defterindeki kenar süsüymüşüm gibi soyunup çıktım işte björk'ün karşısına. peki ne var defterdeki kenar çizgisinin diğer tarafında? ne olabilir ki… küçük bir papatya, bacası tüten çarpık çizilmiş bir ev, hadi bilemedin kırlarda koşuşturan doru atlar… gülümserken dudağının kenarında beliren çizgi, harita metot defterindeki kenar süsü kadar şıklaştırıyor beni. aniden çocuk oluyorum. renkli kalemlerle süsler yapıyorum defter misali kendime. aniden büyüyorum sonra. odama kapanıp, resimlerine bile bakmadan, sadece sesinin etkisiyle kıvranıyorum acıyla ve zevkle…

    björk, gotik zamanlardan geri gelen asimetrik bir buz kraliçesi gibi giriyor hayatıma. güzel mi; asla değil. çirkin mi; kesinlikle değil. ikisinin de dışında, ikisinin de ötesinde... sesi, şarkı söyleyen bir kadının sesi mi, yoksa hafif buğulu bir büyünün etkisine mi giriyorum onu dinlerken? ikincisi elbette. ikincisi ve sonuncusu!

    bir şarkıcıyı, bir kadını, bir insanı sever gibi değil; kuzey rüzgarlarına aşık olan, kuzey rüzgarlarıyla sevişen ve rüzgardan küçük, sevimli, hırçın çocukları olan bir masal kahramanı gibi hissediyorum kendimi. sular çekiliyor kıyılarımdan. sular gürültüyle değil, usulca çekiliyor ve yeryüzüne iniveren bir tanrının eline bırakıyorum kendimi.

    seni dinlerken björk, dudağım ağır ağır uzanıyor o büyülü sesine. uzanmakla kalmıyor, dokunuyor da! yüzümdeki bütün çizgiler üşüyor björk.

    1
  • sozlukuser

    öyle herkesler anlayamaz bu hatunu,
    biraz zaman verin ve ölmeden önce pagan poetry i dinleyin.

    2
  • kirmizi etek

    "dancer in the dark" filmindeki performansıyla 2 saat ağlatmıştır bu kadın beni.

  • sana oyle gelmis

    (bkz: dancer in the dark)
    (bkz: i remember you)
    (bkz: i've seen it all)

    daha da bir şey demem.

  • petidus

    (bkz: isobel)

  • lethee

    izlandal'ı müzisyen, oyuncu. ne oynamış be arkadaş karanlıkta dans'ta. bu izlandalılar iyi yolda.

  • minik kuzu

    (bkz: joga)
    (bkz: army of me)
    (bkz: pluto)
    (bkz: bachelorette)
    (bkz: all is full of love)
    (bkz: so broken)
    (bkz: ı miss you)
    (bkz: pagan poetry)
    (bkz: amphibian)

  • bir arkadasa bakip cakacaktim

    possibly maybe parçasıyla mükemmel gününüzü hüzün doldurabilen sanatçı.

  • itoolit

    yıllarca güler yüzünden tiksinip müziğinin karanlığını keşfedemediğim yetenek küpü hatun kişisi. onsuz gün geçmez oldu, yetiş ya maynard!

    sanatçı başlığa eser bakınızı veren yazardan tiksinir, björk'ü pek sever sayarım.

  • dmnrzv

    (bkz: i've seen it all)

  • aceleyle kosan cakil tasi

    thom yorke'un göğüsleri olan versiyonu. ayrıca gözleri de çekik ve muhtemelen yumurtalıkları var.

    thom yorke'a tapan buna da taptı. geç ama güç değil...

    1
  • puslu hava radyosu

    joga ile insanın içini en derinden titretebilen sese sahip yaşlanmaya yüz tutan şarkıcı...

  • manevra

    (bkz: sucker punch)