daha

  • celine

    candan erçetinin güzel şarkılarından biridir.

    --alinti--

    daha,
    sorulur mu hiç kader, daha
    biçtiğin yarın nedir, merakla beklerim
    daha,
    yorulur muyum sanıyorsun
    geçtiğim üç beş aşk ile biraz acı
    daha,
    çok olmalı
    yok olmalı
    yeter mi bu acı, ah bu acı
    daha,
    yetmiyorsun, yetmiyor, daha
    yenik düşer diye, bekleme boş yere
    daha,
    vazgeçer miyim sanıyorsun
    geçtiğim harabeler hala ayaktalar
    daha,
    çok olmalı
    yok olmalı
    yeter mi bu acı, ah bu acı


    --alinti--

    1
  • gozlerim sigmiyor yuzume

    henüz.

  • kiralik maktul

    eldekinin derinliklerini keşfetmek için emek verme erdeminden yoksun arayış insanı söylemi...

  • vatandasacartcurtyok

    yalınlen, ozan doğulunun berabere şeettikleri şarkı. mütemadiyen duyuyoruz okulda, kafede, dolmuşta. durduramıyoruz.

  • levye

    ilk albümü hazırım'dan bir candan erçetin şarkısı. söz: mete özgencil, müzik: sezen aksu. daha

    2
  • hayta

    bir fazıl hüsnü dağlarca şiiridir.

    " daha

    açtır
    güzeldir daha
    daha açtır
    daha güzeldir daha"

    1
  • amatemde yatan koyu yesilayci

    hakan günday'ın son kitabı.

    tanıtım bülteninden:

    siz bu cümleyi okurken, bir yerlerde insanlar, ülkelerindeki savaş, açlık ve yoksulluktan kaçmak için sonu zifiri bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyor. ancak bu hikâye o kaçak göçmenlerle değil, onları kaçıranlardan biriyle ilgili. adı gazâ. babası bir insan kaçakçısı, gazâ da onun çırağı. henüz 9 yaşında. yani, hayata ve insana dair, öğrenmemesi gereken ne varsa, hepsini öğrenecek yaşta.

    "doğu ile batı arasındaki fark, türkiye'dir. hangisinden hangisini çıkarınca geriye türkiye kalır, bilmiyorum ama aralarındaki mesafe türkiye kadar, ondan eminim. ve biz orada yaşıyorduk. her gün politikacıların televizyonlara çıkıp jeopolitik öneminden söz ettiği bir ülkede. önceleri çözemezdim ne anlama geldiğini. meğer jeopolitik önem, içi kapkaranlık ve farları fal taşı gibi otobüslerin, sırf yol üstünde diye, gecenin ortasında mola verdiği kırık dökük bir binanın ada ve parsel numaralarıyla yapılan çıkar hesapları demekmiş. 1.565 km uzunluğunda koca bir boğaz köprüsü anlamına geliyormuş. ülkede yaşayanların boğazlarının içinden geçen dev bir köprü. çıplak ayağı doğu'da, ayakkabılı olanı batı'da ve üzerinden yasadışı ne varsa geçip giden, yaşlı bir köprü. kursağımızdan geçiyordu hepsi. özellikle de, kaçak denilen insanlar… elimizden geleni yapıyorduk... boğazımıza takılmasınlar diye. yutkunup gönderiyorduk hepsini. nereye gideceklerse oraya… sınırdan sınıra ticaret… duvardan duvara…"

  • dagger

    hakan günday'ın türkiye'deki köle ticareti ve bir çocuğun dramatik hikayesi tadında yazmaya başlayıp da politik, sosyolojik ve psikolojik tespitler üzerinden devam ettiği romanı. öyle ki çoğu yerde hikaye havada kalıyor zaten. konu, sadece yapılan tespitlerin daha iyi anlaşılabilmesi için konmuş bir fon kağıdı gibi.

    sadece, romanın kahramanının* yazdığı "bir güç kaynağı olarak kriz" makalesi için bile okunmaya değecek bir kitap.


    ---güzel bir tespit---

    türkiye doğusundaki aynaya bakınca şişman olduğunu, batısındaki aynaya bakınca kemiklerinin sayıldığını düşünen, üstüne giydiği hiçbir şeyi kendine yakıştıramayan, bulumik ve depresif bir genç kızdı. yirmi yıl boyunca boğulacakmış gibi yiyip sonra pişman oluyor, bir yirmi yıl da boğazını kanatana kadar kusup sonra tekrar yemeye başlıyordu.

    ---güzel bir tespit---

  • drunkpilgrim

    film oluyormuş.

    tuğba büyüküstün, ahmem mümtaz taylan, erkan avcı gibi isimler oyuncu.

    tuğba falan ne mk ya. 34 yaşında kadın. tamam, cinsellik gereği 18- kullanamayacak olabilirsiniz ülke nedeniyle ama en azından 20 falan şaapsaydınız.

  • multimum

    daha nen olayım isterdin?
    onursuzunum ben senin.

    edit: serbest çağrışım

    2
  • otomatik portakal

    gezici film festivaliyle izlediğim ve bugün vizyona girdiğini duyduğum güzel bir onur saylak filmi. oldukça başarılı bir kitap uyarlaması. saylak'ın ilk filmi olmasına karşın bunu size asla hissettirmiyor.

    3
  • 1988

    uzun zamandır beklediğim. kitabın yerini tutmayacak olsa da, bir de film olarak izlemek istediğim bir hikaye. yarın izleyeceğim. gönlümün efendisi hakan gündaycığım da yeni roman yazsın artık. kimse yerini tutmuyor.

  • neandertal adami

    siyad en iyi flim ödülü kazandı. bakalım onur saylak'ın yönetmenlik performansı ilerisi için umut vadediyor mu...
    başka sinema ayrıcalığıyla birkaç gün içerisinde izlemeyi düşünüyorum.

  • 1988

    beğendim. o kadar ödül almış zaten beğenmemek haddime mi jsjsjdjd. kitabın yerini elbette tutmaz, zaten kitapla filmi kıyaslamak ahmakça olur. bire bir kitabın uyarlaması da değil. tüm kitabı film olarak izleme niyetiyle gidecek olan varsa hayal kırıklığına uğrar. beni tek rahatsız eden, sanki onur saylak dur şu teknikle de çekeyim, bu da olsun demiş gibi bütün hünerlerini sergilemeye çalışmış izlenimi yaratması. tekniğe bakmaktan hikayeye adapte olamıyorsun. tekniği güzel mi güzel tabii. iyi işte yaa, sanata doyduk çok şükür. hikayesi itibariyle de bir tur da film olarak perişan olduk.