dünya dışı yaşam

  • marlboro red

    Canlılığın var olduğu bilinen tek yer Dünya.
    carl sagan reyizin de dediği gibi "soluk mavi nokta."

    şimdi Mesafeler hakkında kafada ampul yakması için gözlemlenebilir evrenin yaklaşık 46,5 milyar ışık yılı yarıçapında bir küreyi temsil ettiğini ve Dünyanın çapının 12.756 km olduğunu belirteyim.
    Böylesi uçsuz bucaksız bir evrende Dünya dışında yaşam aramak uçuk kaçık bi bilim-kurgu fantezisi değil, temelsiz bi komplo teorisi hiç değil; bilim açısından kuvvetli bir varsayım.

    ne demiş carl reyiz;
    “DNA’mızdaki karbon, dişlerimizdeki kalsiyum, kanımızdaki demir, içtiğimiz sudaki oksijen kendi içine çökmüş bir yıldızda yapılmıştır. Bu da bizi yıldız tozu yapar.”

    Canlı ve cansız diye ayrılan maddeleri oluşturan atomlara bakıldığında büyük oranda benzerlik görülüyor.
    Örneğin; bugün canlı olarak nitelendirilen form karbon temelli. Ancak karbon atomu, cansız olarak sınıflandırılan bazı maddelerin de temelini oluşturuyor. Yani aslında canlı ve cansız sınıflandırması çok belirgin fiziksel temellere dayanmıyor.

    şimdi bir maddeye canlı dememiz için gereken özellikler?
    şöyle iki çıta mevcut;
    1-Organizasyon -yani; bütünlüğünü belli bi düzeye kadar koruyabilen ve dış etkilere karşı belli bi düzeye kadar dağılmayan yapı.
    2-Aktivite -yani; dengeli olan organizasyon içerisinde, temel olarak iki biyolojik amaca hizmet edecek çeşitli aktivitelerin düzenli olarak sürdürülmesi.

    Canlılığın tanımlanmasını sağlayan aktivitenin en önemli bileşeni, genetik materyal. Çünkü organizasyonun sürdürülebilir olmasını sağlayacak olan aktivite, genetik kod tarafından düzenlenir.

    prizent dey de, Dünya dışında yaşam araştırmalarının çok kapsamlı değil -neden değil aq?Gözlemlenenler keşfedilmeyenlere nispeten oldukça küçük. amma velakin buna rağmen bir zamanlar Mars’ın bi zamanlar su bulunduran bi gezegen olduğu ve yaşam bulundurma olasılığının hiç de düşük olmadığı biliniyor.
    peki bu ne gösteriyor?
    şu; gözlemleyemediğimiz ve henüz araştıramadığımız evrenin çok büyük bi kısmı için de yaşam adına gerekli bileşenleri bulundurma olasılığının yüksek olduğu.

    e hadi bulduk dünya dışı yaşamı, nabıcaz?
    stephen hawking diyor ki; sessiz kalalım yoksa hepimizi sikerler.
    buna dayanağı da; yeryüzünde gelişmemiş uygarlıkların, gelişmiş uygarlıklarla karşılaşması sonucunda ilkel uygarlığın ezildiği ya da yok olduğu tarihsel olgular -haklı.

    carl sagan reyiz ise diyor ki; taktik maktik yok, bam bam bam!
    Yıldızlararası iletişim, kuşaktan kuşağa devredilecek bir tarihsel görev gibi olacağından, uygarlığımızın ömrünü uzatmakta faydalı görülebilir.

    çok uzatmayalım.
    ne yazık ki Henüz Dünya dışı varlıklara ait olduğunu bildiğimiz sinyaller almadık ya da aldık anlamadık -çünkü malız.
    ama bilim araştırıyor, Teoriler üretiyor ve irdeliyor.

    bilim<3

    6
  • kocaadam

    şu ve şu videoda güzel irdelenmişti.

    1
  • sokratesla

    dünyalı dostum tam olarak anlamadın galiba.kaçırıldın !

  • ibni satanas

    beynimin icinde var olan ben ve digerleri kalbimde olan o
    kafama sıkar giderim

    1
  • plutospeople

    selam.

    kasımda istila var diyorum siz hala dünya dışı yaşam var mı yok mu

  • somut olric

    teoman reyizin demediği gibi:

    "herkes, dedi, merak içinde
    dünya dışında hayat var mı diye
    boşuna düşünürler
    sanki hayat varmış gibi dünya içinde"

  • user

    Göt kadar güneş sisteminde biri eskiden(mars) kesin, ikincisi(Venüs)eskiden muhtemelen, üçüncüsü(dünya) halen yaşam belirtisi ve delili olan 3 gezegen var. Güneş sistemi dışında evrenin diğer yerlerinde yaşamın var olmadığını düşünmek benim gibi üstün zekada biri için doğrudan ahmaklıktır. Ha zeki yaşam formu bazında bakarsak olaya, ben bulunduğumuz güneş sisteminde bile halen istisnai bireyler dışında zeki yaşam formu olan tür olduğuna inanmıyorum.3-5 zeka insan türünü zeki yaşam formu yapmaz.

  • japon milliyetcisi

    #3191024

    zeka genel olarak alet yapabilme ve kullanabilme becerisi olarak tanımlanır. yani zeki olmak için fourier denklemleriyle dans etmeye, tinin fenomenolojisini içselleştirmeye, platonun devletine karşı akla yatkın tezler üretebilmeye ve yine sekiz onuncu dereceden integraller çözmeye gerek yoktur.

    o yüzden insan ırkı baya zeki bi tür. öyle böyle zeki bi tür değil hem de. ve insan ırkı muazzam bi adaptasyon yeteneğine de sahip, çok değişik bi tür. cidden evrimin çiçeğiyiz arkadaşlar. sağda solda görülen çirkinliklerin, insanlık olarak geldiğimiz yeri unutturması çok acı. bizlerin birey olarak yaşadığımız altmış yetmiş yılın insanlığın hacmi ve tarihinde pek bi ehemmiyeti yok. o yüzden hakkımızı yemeyelim.

    konuya dönecek olursak, dünya dışında yaşam formları olduğu zaten biliniyor. ama bizim aradığımız zeki yaşam. yani iletişime girip karşılıklı anlaşabileceğimiz bi tür.

    olmama ihtimali yok bence. evrene gönderdiğimiz sinyaller ne ki şunun şurasında ahkam kesiyoruz. bi gün uzaydan birileri gelip skicem iki radyo istasyonu kurdunuz, bi maykıl ceksin hologramı yaptınız diye kendinizi mekanın sahibi sanmayın tribine girip bize kötü şeyler yapıcak.

    o yüzden böyle triplere girmeyelim. insan gibi mesajımızı yollayalım, cevap bekleyelim. diplomatik davranalım. ingilizleri yollayalım yani.

    8
  • neptune

    aslında çoğu yazar arkadaş değinmiş konuya ama bence dünya dışı zeki yaşama bakış açısının ana noktası, olaya istatistiksel verilerle yaklaşmaktan geçiyor. özeti de kabaca şu; devasa (öyle böyle değil ama gerçekten insanın akıl edemeyeceği boyuttaki büyüklükten bahsediyoruz ki sonsuzluk kavramını kullanmamızın ana nedeni hali hazırda bir sınırı olup olmadığını bilmemekten kaynaklı) bir ağ içinde bulunuyoruz, adına evren dediğimiz. ve zeki yaşamın varlığı ve varlığını sürdürebilmesi için -ki biçimsel form olarak zaten birebir aynısını aramak da bir hata olur- gerekli şartların sadece tek bir gezegende olduğunu düşünmek cidden ağır hatalı bir mantık yürütme şekli olur.

    yani "contact" filminin, şu efsanevi baba-kız diyaloğunda olduğu gibi ;

    - baba, sence başka gezenlerde hayat var mı ?
    - bilmiyorum sparks. ama şunu söylemeliyim ki, eğer sadece biz varsak, bu korkunç bir yer israfı demektir.

    yani açıkcası ben var mı yok mu tartışmalarını fazlasıyla komik buluyorum, sadece bilimsel değerler ölçeğinde ve istatistiksel açıdan bakınca, zeki yaşam yok demek gerçekten komik bir durum olur. tabii ispatlayamadığımız sürece veya bir iletişim kurulamadığı sürece diyelim, acaba sorusunu sormaktan başka seçenek kalmıyor ne yazık ki :/

    ha işin işte varlarsa ne olur, bize zarar mı verirler, yoksa "selam dünyalı biz dostuz" deyip tatlı bir diyalog içine mi gireriz kısmına gelince, bir neptün'lü olarak size ne zararım dokundu bugüne kadar der geçerim ;) hawking'in korkusu bu açıdan biraz saçma, zira zaten radyo sinyalini kullandığımız gün itibariyle, ama öyle ama böyle evrende biz varız mesajını yollamış olduğumuz için, bizden çok gelişmiş bir medeniyet var ise, dünyanın sonu gelmeden onlar bizi bulacaklardır. yani tüm uzay çalışmalarını durdursak bile, dönülmez akşamın ufkundayız zaten. pardon ufkundasınız diyecektim :))))

    edit : #3191017 komşum plütonlu dostum da entry girmiş. illa büyük siyah gözlerimizi size dikip, biz buradayız zaten dememizi mi bekliyorsunuz, anlamadım ki :D

    special edit : evrenin sonsuzluğu ilgili başka bir açılım da, evrenin hali hazırda genişlemeye devam etmesi teorisidir. belirtmeden geçmek istemedim.

    6
  • parliament mavisi

    Eğer tüm evrende yaşam sadece Dünya'da varsa, bu çok büyük bir yer israfı olurdu - carl sagan -

    3
  • goliath of gath

    ilkel ya da gelişkin olsun yaşam için protein gereklidir. dünya dışı bir gezegen üzerinde protein varsa olasıdır. bunu kendi gözlemlerimden yola çıkarak söylüyorum.

    dünya dışı yaşamında dünya harici bir form şeklinde gerçekleşeceğini düşünemiyorum. çünkü bütün elementlerin her evrende ya da gezegende aynı olduğu düşünüyorum. okuduğum ve bildiğim kadarıyla da öyle.

    bunu "yoktan var edilme" olasılığı üzerine çokta istem dışı deneye şahit olduğum için de rahatlıkla söyleyebilirim.

    evimde büyükçe ve küçükçe çok akvaryum var. su konusunda amatör düzeyde bile olsa ciddi şekilde deneyimliyimdir.

    ilk olarak akvaryum içerisinde deneyimlediğim ilk olay şudur;

    akvaryum kurulalı bir kaç ay olmuşken içerisinde garip garip solucanlar oluştuğunu gözlemledim. daha sonra bunların planarya denilen ilkel yaşam formları olduğunu öğrendim. oluşumlarındaki tek sebep ise protein ağırlıklı yemlerdi. yani su da protein oranı o kadar artmıştı ki; bu canlılar kendiliğinden oluşmuştu.

    bir ikincisi ise suyun dışında gerçekleşmişti. Yine aynı yem kapağı kapalı olmasına rağmen böcekleşme yapmıştı ? Bu böceklerin dışarıdan gelmesi neredeyse imkansızdı. Yani bunlarda kendiliğinden oluşmuştu.

    bu ve benzeri etkileşimler ve tesadüflerin dış dünyalarda olma olasılığı da bana kalırsa çok olasıdır. bu sebeple inandığım durumdur.

    1
  • papalarin papasi

    Evrende yalnız olduğumuzu düşünmek, okyanustan bir bardak su alıp balinalar yok demekle aynı şey. / Carl Sagan

    Adet olduğu üzere carl sagan sözü ile başlamak istedim.. ve kesinlikle varlıkları ya da yoklukları üzerinden kafa şişirmeyi düşünmüyorum.. üzerinde durmaya çalışacağım husus uzaylı kardeşlerin himmet ve hikmet savdalısı oldukları yönünde de değil.. zira kaynakları için dünyanın işgali teoremi son derece saçmadır.. altın için dünyaya gelen uzaylıların, ana kaynağı bırakarak dünyadan altın çıkarma fikri dahil beslenme tarzı teorilerde buna dahildir.. öğüne biz, yani insan dahil değilse tabi..

    Günümüzde uzay madenciliği tek bir gök taşında bile milyarlarca dolarlık cevher olduğu konusunda hemfikirdir.. iş bu sebeple kaynak arayışı saçmalığın daniskasıdır.. galaksinin a ucundan b ucuna yolculuk yapabilen bir uygarlığın bu gibi basit zenginlik sebebi ile dünyaya gelmeyeceği, yolu üzerinde yeni bir keşif dahilinde ise gözlem yapıp, ilgili yaşam kaynağını o çok gelişmiş haritalarına dahil ederek yoluna devam edecekleri gerçeği de vardır..

    her şeyi bir kenarı bırakırsak; dünyamıza gelmeleri durumunda bizleri dost ya da düşman olarak görüp görmeyecekleri mevzusu ise, bana göre ziyaretçi uygarlığın gelişmişlik seviyesi ile alakalı olacaktır.. karbon bazlı bir yaşamdan söz edersek şayet, 10 ila 100 bin yıllık bir gelişmişlik bizlerle empati kurmaları için yeterlidir.. fakat gelişmişlik seviyeleri günümüz seviyesinden bir milyon yıl gibi yüksek bir teknoloji ise şayet gözümüzün yaşına bakmayıp, böcek gibi süpürüleceğimiz gerçeği ortaya çıkacaktır.. ki, günümüz insanının yaptığı farklı değildir..

    Ek: şöylede bir durum olabilir.. ağaçların oksijen üretmesinden habersizliği ve bizim muhtaçlığımız gibi bir durum söz konusu olabilir.. dünyaya ekilen insan tohumu zihin gücü ile bu canlıların ulaşım, gıda veya türlü türlü sorunlarını hiç habersiz şekilde karşılıyor da olabilir..

    4
  • balta

    gecen kepler-452b gezegenini inceledim. temsili cizim olsa da gercekten dunyamizi andiriyor. ayni dunya gibi gunes benzeri bir yildizin etrafinda donuyor ve donusunu dunya ile hemen hemen ayni surede tamamliyor.

    hakkindaki bazi bilgiler soyle;

    - 1400 isik yili uzaklikta(radyo sinyali icin cok uzak)
    - gunler daha kisa ve gun isigi yuzde 30 daha az(sakal gunes gozlugu kombinasyonu yapmak icin elverissiz. yani burada yasasaniz bile bir don draper olmak hayal)
    - yercekimi iki kat fazla ve 1 milyar yil daha yasli

    yanlis hatirladiklarim olabilir. simdi bu siktigimini gezegeni ile dunyamiz arasindaki mesafeye isik hizi bile yetersiz kaliyor. durum buyken "biz akilli yasam ariyoruz" fikri senol gunes gibi ici bos geliyor bana. balonunu patlattirir yakinda.