edgar allan poe

  • vokalist

    amerikalı, gerilim, korku polisiye türlerinde öncü kabul edilen kısa öykü yazarı. çok seveni var, açıkçası ben bayılarak okumadım ama adı bilinesi bir adam kendisi.

  • sahanne

    şiirleri de vardır ama öyküleri daha iyidir,hatta mükemmele yaklaşmıştır.

  • can

    hikaye ve şiir yazarıdır. birde ''narrative of arthur gordon pym'' adlı çıkardığı tek roman vardır. hikayeleri sürükleyicidir.

    1
  • bluish

    zamanının editör ve edebiyat eleştirmeni idi de aynı zamanda. amerikan romantik akımı'nın öncülerinden biridir.

    1
  • lidar

    yazdıklarını,düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara ithaf eden poe,yaşadığı çağı kibriyle zehirleyen realizme belki de yalnız kalma pahasına şiddetle kafa tutmuş, gerçeğin zehirli bir yanılsamadan ibaret olduğunu;hayal gücü,fantezi ve rüyalarımızın hem yaşantımızın hem okumalarımızın temel izleği olması gerekliliğini tuğla kalınlığındaki kitabıyla -sıkıcıgerçekçibüyüklerin- kafasına vurmuştur.adamımdır..nerede bulunursa alınıp okunmalıdır..edebiyat derslerinde anlatıldığı gibi anabel lee'den ibaret değildir..ha anabel lee'de güzel şiirdir tabi o da ayrı..başkalarının gerçeklerini yaşamaktan sıkılıp kendi gerçeklerini yaratmak isteyenlere özellikle tavsiye edilir...

  • saldiray abi

    yazdığı şeyler kesinlikle sadece gerilim ve polisiye değildir. müthiş bir hayal gücü ve zeka barındırır hikayelerinde ve anlatımlarında.

    eğer hayal gücünüz zayıfsa ki kesin öyle, hiç okumayın bu adamı. tavsiyede etmem zaten kimseye. bencil, huysuz ihtiyarın tekiyim sonuçta...

    edit: imla.

    1
  • ruyapeccatrix

    ville valo'nun, süt beyaz teninde tattoo olarak taşıdığı şair, yazar. öykülerini okumak gerekir. güzel bir dünyanın kapasını açar kelimeleriyle. antony and the johnsons tarafından seslendirilmiş olan "the lake" isimli şiiri fevkalededir. romantik ve fırça bıyıklıdır. sevilesidir.

    2
  • nickimi kaybettim hukumsuzdur

    (bkz: kuzgun)

    1
  • kafaninsivriucu

    ruh halinin sağlıklı olmadığını düşündüren yazar.
    örnek vermek gerekirse; hikayelerinden birinde kediyi öldürüp, duvara gömdürüp, tekrar hortlatıp, sahibini delirtiyor. * *

    1
  • vincent

    tim burton'ın hayranlığını saklamadığı ve bol bol esinlendiği fantastik (!) hikayeler yazan yazar. * *

  • apocalypse

    çocukluğumda tutkunu olduğum $air ve cinayet romanı yazarı.


    eserleri

    (bkz: altın böcek)
    (bkz: amontillado fıçısı)
    (bkz: berenice)
    (bkz: eleonora)
    (bkz: gammaz yürek)
    (bkz: kara kedi)
    (bkz: kızıl ölümün maskesi)
    (bkz: ligeia)
    (bkz: marie rogãªt'nin sırrı)
    (bkz: metzengerstein)
    (bkz: morgue sokağı cinayetleri)
    (bkz: şişede bulunan not)

  • gereksiz yazar

    poe, denince akla gelen ilk şey korku öyküleridir oysa bu yalnız adam daima başarılı şiirleriyle anılmak istemişti.öykülerini daha çok kısa vadede para kazanabilmek ve borçlarını ödeyebilmek amacıyla belli başlı dergiler için yazmıştı.1800'lerde amerika'nın başta gelen yazarlarından sayılan poe'nun gerçek yaşamı da, öyküleri kadar enteresan geçmişti.hiçbir işte dikiş tutturamadı; delilik krizleri geçirdi, içki şişesine düştü.aşırı alkolün tahribatı sonunda da öykülerine yakışır bir biçimde delirerek öldü.bütün ömrü sürekli yoksulluk içinde geçmişti.
    ''hayatında hiç bayılmamış olan bir insan;yanan korlarda tuhaf saraylar ve son derece tanıdık yüzler gören kişi değildir,çoğu insanın görmediği melankolik hayallerin havada uçuştuğunu gören kişi değildir,bilinmeyen bir çiçeğin kokusu üzerine derin düşüncelere dalan kişi değildir,aklı daha önce hiç dikkatini çekmemiş olan bir ezginin anlamıyla karışmış kişi değildir.''
    kuyu ve sarkaç adlı muhteşem hikayesinden.

    1
  • rickblaine

    senelerce senelerce evveldi
    bir deniz ülkesinde
    yaşayan bir kız vardı bileceksiniz
    ismi; annabel lee
    hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
    sevmekten başka beni
    o çocuk ben çocuk, memleketimiz
    o deniz ülkesiydi
    sevdalı değil karasevdalıydık
    ben ve annabel lee
    göklerde uçan melekler
    kıskanırlardı bizi
    bir gün işte bu yüzden göze geldi
    o deniz ülkesinde
    üşüdü bir rüzgarından bulutun
    güzelim annabel lee
    götürdüler el üstünde
    koyup gittiler beni
    mezarı oradadır şimdi
    o deniz ülkesinde
    biz daha bahtiyardık meleklerden
    onlar kıskanırdı bizi
    evet! bu yüzden "şahidimdir herkes ve deniz ülkesi"
    bir gece rüzgarından bulutun
    üşüdü gitti annabel lee
    sevdadan yana kim olursa olsun
    yaşca başca ileri
    geçemezlerdi bizi
    ne yedi kat göklerdeki melekler
    ne deniz dibi cinleri
    hiç biri ayıramaz beni senden
    güzelim annabel lee
    ay gelir ışır, hayalin erişir
    güzelim annabel lee
    orda gecelerim uzanır beklerim
    sevgilim sevgilim hayatım gelinim
    o azgın sahildeki
    yattığın yerde seni...

    (bkz: annabel lee)

  • tazim

    babası tarafından senden ne köy olur ne kasaba denilerek evlatlıktan reddedilen yazar.

  • gwenia

    kuzgun

    bir zamanlar kasvetli bir geceyarısı, unutulmuş eski bilgilerin
    tuhaf ve antika ciltleri üzerine düşünüyordum,
    yorgun ve sıkıntılı-
    uyumak üzereydim, neredeyse başım düşüyordu ki,
    bir tıkırtı geldi birden, sanki kibarca
    oda kapımı çalan-çalan birisi gibi.
    'odamın kapısını tıklatan' diye söylendim 'bir konuk-
    başka bir şey değil, yalnızca bu.'
    ah, iyice anımsıyorum ki o hazin aralıktı;
    ve zemine vuruyordu sönen her bir közün yansısı.
    sabahı istiyordum şevkle; -boş yere
    aramıştım
    ödünç bir avuntuyu kederden-
    yitik lenore'un kederinden-
    o eşsiz ve pırıl pırıl kızın, meleklerin lenore
    diye andığı-
    buralarda, anılmayacak artık adı.

    ve mor perdelerin belirsiz, hüzünlü, ipeksi
    hışırtısı
    önceden hiç duyulmamış tuhaf kokularla dolduruyor-
    tir tir titretiyordu beni:
    öyle ki: çarpıntımı bastırmak için tekrarladım.
    'oda kapımdan girme izni isteyen bir konuk
    bu-
    oda kapımdan girme izni isteyen
    geç bir konuk:
    başka bir şey değil, budur bu.'
    o sıra cesaretimi toplayıp: daha fazla
    oyalanmadan,
    'sir' dedim, 'ya da madam, affınızı dilerim
    ama
    gerçek şu ki dalıyordum ve siz öylesine yumuşak
    bir tıkırtıyla geldiniz,
    ve öylesine hafifçe tıklattınız-tıklattınız
    oda kapımı ki,
    duyduğumdan pek emin değilim sizi'-diyerek kapıyı
    açtım burda; -
    karanlıktan başka bir şey yoktu orda.

    orda durdum, korku ve merakla karanlığın içine
    baktım uzun süre,
    kuşkuyla, kurarak hiçbir ölümlünün cüret edemediği
    hayalleri;
    ama sükunet bozulmadı ve sessizlik bir ipucu
    vermedi,
    ve fısıltıyla söylenen tek sözdü orda
    'lenore? '
    buydu fısıldadığım, mırıltılı bir yankıyla geri gelen
    o söz 'lenore'
    başka bir şey değil, yalnızca bu.

    odama dönerken alev alev yanarak
    ruhum
    aynı tıkırtıyı işittim yine ilkinden biraz daha
    kuvvetlice.
    'kesinlikle' dedim, 'kesinlikle bir şey var penceremin
    kafesinde;
    öyleyse neymiş bakalım ve bu esrarı
    çözelim; -
    rüzgardır, başka bir şey değil bu.'

    açıverince kepengi, eski devirden kalma
    azametli bir kuzgun
    kanat çırpıp sallanarak adım attı
    içeriye;
    ne bir selam verdi ne bir an durdu ya da
    oturdu;
    ama bir lady'nin ya da lord'un edasıyla
    tünedi kapımın üstüne-
    oda kapımın üstünde bir pallas büstüne kondu-
    konup oturdu hepsi bu.

    derken ciddi ve haşin suratıyla bu abanoz kuş,
    kaderimi gülümsemeye dönüştürdü,
    'sorgucun kırkılmışsa da hiç kuşkusuz' dedim
    korkak değilsin sen,
    gecenin kıyısından gelen
    suratsız ve yaşlı kuzgun-
    gecenin plutonian kıyısındaki saygı değer adın nedir,
    söyle bana.'
    kuzgun dedi ki 'birdahaasla.'

    çok şaşırmıştım bu çirkin kuşun konuştuğunu duyup
    böylesine açıkça,
    pek alakalı olmasa-yanıtı pek anlamlı olmasa da;
    çünkü kabul etmeliyiz ki yaşayan kimse henüz
    mazhar olmadı oda kapısının üstünde bir
    kuş-
    kuş ya da hayvan görmeye oda kapısının üstündeki
    büstte,
    bir isimle 'birdahaasla' diye.

    ama kuzgun, sessiz büstün üstünde tek başına
    yalnızca bu sözü söyledi, sanki bu bir tek sözle
    içini dökmüş gibi.
    sonra başka birşey söylemedi- ne de bir tüyünü
    oynattı-
    ben mırıldanana dek, 'önceden uçtu diğer
    dostları-
    sabahleyin beni terk edecek, umutlarımın
    önceden uçup gittiği gibi.'
    o zaman

    3
  • wiolent

    öykü ve şiirleri tapılası insandır.

    1
  • birarkadasabakacaktim

    karanlıkları adlandırmanın sözcükleriyle yazan, karaşın yazar.

  • moskoe strom

    şiirleri güzeldir ancak hikayeleri kesinlike mükemmeldir.
    descent into maelström'de olayı yaşamış gibi hissettirir tasvirleri.
    hayalgücünün sınırı olmadıgını göstermiştir murders in the rue de morgue'de.
    yalnız anlayamadıgım nokta şudur, cok daha güzel şiirleri varken neden kuzgun (raven) bu kadar önplana cıkmıstır.

  • perakedisi

    genç yaşta şiir yazmaya başlamış, tenkit ve hikaye türlerinde de eserler vermiştir.

    başlıca eserleri:

    annabel lee
    kuzgun
    çanlar
    acayip ve çarpık hikayeler

  • odangoatama

    okuyun, okutun..

  • espri yapamayan adam

    entel hatunları tavlamak adına çok güzel şiirler yazmış insan. kendi bile bu kadar faydalanamamış, yazık.*

    1
  • marilyn

    amerikan edebiyatının en sağlam kalemi, usta yazar-şair. fransız şair charles baudelaire'de "çağımızın en güçlü yazarı" der ve 'varlığıyla başlı başına bir protestoydu' olarak tanımlar poe'i. dünyanın en iyi yazarlarındandır, gerçektir. anlatımı oldukça derindir ki, onu anlayabilmek için derinliğine inmek gerekir -dikkat edilecek husus, inipte çıkan birileri görülememiştir, içine hapseder seni olmadık bir an- şizofren bir bünye olduğu rivayet edilenler arasındadır, ki olduğuna da inanırım, normal bir bünyeden bu tür cümlelerin çıkması imkansıza yakındır. fantastik, gotik ve gerilim öyküleri daha dişe dokunurdur. buradan poe'nin hayal dünyasının, yaratıcılığının ve zekasının genişliğine tanık olunur -oldum, mutluyum- beni şair kimliği daha çok ilgilendiriyor açıkçası, dizelerinin hayranı olmamak mümkün değildir. kuzgun adlı şiiri, aklınızı bulandırmakla kalmayıp, lsd etkisi yapar bünyede.

    1
  • ruyapeccatrix

    ~~ e.a.p dizesi~~

    we loved with a love
    that was more than love

    ~~ e.a.p dizesi~~

    bıyıklarına yumulunası adamdır. aşkın şairdir. üsttür. üstadtır.

    1
  • ozankb

    hayatını konu alan bir film çekilmektedir. john cusack'ı beyazperdede poe olarak göreceğizdir. the matrix efsanesinde yardımcı yönetmen olarak çalışmış ve v for vandetta'daki yönetimiyle takdir toplayan (allan moore haricinde) james mcteigue filmin yönetmeni. filmin adı mı? tabii ki de the raven.

    1