10 more entries
  • müzik zevki ve yaşam alışkanlıkları üzerinden bu tür yargılarda bulunmamak gerektiğini düşünüyorum.

    mesela caz bugün seçkinci bir tür olarak tanımlanıyor. sanat galerilerinde, lüks restoranlarda ve kültürel düzeyi yüksek ortamlarda caz çalınır. ama caz bir zamanlar kölelerin, abd'nin gettolarına sıkışan siyahi vatandaşların yani varoşların müziğiydi. vaktiyle adorno da dahil olmak üzere birçok kişi tarafından yoz bir tür olarak görülüyordu. hatta bozkırkurdu'nu okuduysanız henry haller'in cazdan ne kadar tiksindiğini hatırlarsınız.

    kötü müzik var mı? bence evet, var. arabesk mesela bence fevkalade kötü bir müzik. ama bunu dinlemek birini varoş yapar mı, sanmıyorum.

    yaşam alışkanlıkları için de aynı şeyi söylemek mümkün.

    bence böyle bir yafta oluşturulacaksa, alışkanlıklar üzerinden değil çevreyle kurulan ilişki üzerinden belirlenmeli. mesela arabesk müzik dinlemenin bir mahsuru yok ama arabayla bangır bangır dinleyip insanları uyandırmanın bir mahsuru var. ya da minderi piknik alanına serip oturmanın kimseye bir zararı yok ama orayı kirletmenin hem insana hem çevreye zararı var. çizgiyi buradan çekmek daha mantıklı geliyor.