guilty pleasure

  • edie britt

    mahçup zevk gibi bir anlamı var.

    örnekleyip açıklamak gerekirse, 30 yaşındaki kadınların saçma olduğunu bile bile twilight izlemesi gibi. yapmaktan hoşlandığımız ama hoşlanmıyormuş gibi göründüğümüz ya da öyle olmak durumunda olduğumuz şeyler.

  • juliet

    bir nevi en coolundan bahanemiz.
    mesela kısmetse olur takiplemek. yoksa o zeka seviyeme mi işaret ediyordu ya? her başlıkta zeka seviyesi tespiti yapan yazarları buraya alıyorum.
    fifty shades of grey'deki yakışıklıya bakmak için allahım çok kötü ama elimde değil, sen entelektüeliteme zarar verme diye diye filmi en az iki kere izlemek. bu arada jamie dornan, sözüm sana; sen bana bir gül versen, inadı bırakıp sevsen, ölür müsün be sevgilim, azıcık ucundan oyş?
    yine yaa çok salak yaz dizisi ama izliyom işte diye kiralık aşk'ı izlemek.

    hepsini toplayınca benden bi 5 sayfa guilty pleasure çıkıyo. sonuç olarak anlıyorum ki guilty pleasure ancak bir kaç maddeyse guilty pleasuredur, benim hamurum bu. bırakcam zaten bu ayakları yakında, alinejat bey'e de aşığım var mı be?

    2
  • parliament mavisi

    pişman olunası ama yapmaktan da bıkmadığımız zevkler unsuru. bakın tek bir örnek vereceğim ve ortalık new york sokakları gibi ışıl ışıl olacak. mastürbasyon.

    1
  • wanda

    the originals.

    gizli gizli izlediğim, konusu geçince mümkünse aşağıladığım değilse bilmiyormuş gibi yaptığım ama izlemekten bıkmadığım, doyamadığım dizi.

    1
  • juliet

    (bkz: blank space)

    1
  • nosqua

    (bkz: rupaul's drag race)

    1
  • bayri

    Ahmet Kaya dinleyen ülkücü klişesi pek ala bunu karşılar gibi.