güvercin

  • kayra

    eğitilebilen, bir ıslık eşliğinde yaptıkları gösteriler ile hayranlık bırakan kanatlı.

    (bkz: paçalı güvercin)
    (bkz: posta güvercini)

  • constantine

    (bkz: beyaz güvercin)

  • drinkcold

    sapan hedefi.

  • chakotay

    bir sezen aksu şarkısı.

    sözleri ;

    bir daha açar mı karanfil korkusuz?
    bir daha uçar mı güvercin şehirde?
    yalancı güneşli bir ocak
    mübarek cuma gününde

    gitti cancağızım gitti
    bitti son istanbul
    kaldırımlar zabıt tuttu şahidiz hepimiz,
    her yer tetikti

    sen de çekip gitme
    dayan be umudum
    dön gel, dön gel
    meydan okur hayat
    pabuç bırakmaz ölüme
    dön gel, dön gel
    bir daha yazar mı kalem kanaya kanaya?
    kağıdı da kan tutar, ağaç değil mi soyu?
    ağla, doyasıya ağla!
    aynı denizde çoğalır yüreğin özsuyu

    2
  • purolarimi iciyor olum

    13:30 sularında arabasını
    yıkattı bugün.
    yere doğru tuhaf bir pike
    yaparak düşen
    mavi bir güvercin gördü,
    yere çarptı,
    kanatları sonuna kadar açılmış,
    tek gözü aralık
    titredi yerde,
    ölüyordu.
    uzaklaşıp yıkayıcıların camlarını
    sildiği arabasına doğru yürüdü.
    bir peugeut tam gaz gelip
    ezdi güvercini.
    kırmızı lekeye dönüştürdü,
    ve yıkayıcılardan biri "allahım" dedi.
    kimse daha iyi ifade edemezdi.

    yıkayıcıya bahşiş vererek
    bulvardan batıya
    gazladı,sonra
    akay caddesine doğru
    saptı.

  • komutan lozan

    (bkz: üzgünüm leyla)

  • joinme

    kuşadası'nın sembolüdür , güvercinadamız vardır bir de.

  • caramio

    masalların değişmez sembolüdür kendileri, şapkadan çıkar, gelir dala konar, periye dönüşür falan.

  • meteliksiz

    "
    yorulduk mu güvercin
    bir yerlere konalım
    çok ıslandı kanatların
    durup nefes alalım
    belki yolumuz yakın
    sen uçarsan ey umut
    doğan güneş bizden yana
    ilk doğuşu değil ki bu
    "

    ferhan şensoy yazdı, vedat sakman besteledi, zuhal olcay söyledi, meteliksiz copy&paste yaptı.

    2
  • lakaukulele

    evimizin mutfağına girip kaka yapan, bazen sabahları zar zor uyanıp derse yetişmeye çalışırken apartmanda merdiven boşluğunda arkadaşlarıyla toplanıp, duvarlara çarpa çarpa bana doğru uçan, penceremin kenarına gelip aynamı eşyalarımı alıcı gözüyle süzen, az önce de tuvalete girdiğimde suratıma boş bir ifadeyle kafasını sağa sola çevirerek bakan tavuk-kuş kırması.
    uçmaz yürür.

  • blayel

    barışın sembolüdür.

  • fresa

    gökhan özen'in başka adlı albümünde yer alan 7 numaralı parça. sözleri:

    bir daha açar mı karanfil korkusuz
    bir daha uçar mı güvercin şehirde
    yalancı güneşli bir ocak
    mübarek cuma gününde..
    gitti cancağızım gitti
    bitti son istanbul
    kaldırımlar zabıt tuttu şahidiz hepimiz
    her yer tetikti..
    sen de çekip gitme
    dayan be umudum
    dön gel, dön gel
    meydan okur hayat
    pabuç bırakmaz ölüme
    dön gel, dön gel
    bir daha yazar mı kalem kanaya kanaya
    kağıdı da kan tutar, ağaç değil mi soyu
    ağla, doyasıya ağla…
    aynı denizde çoğalır yüreğin özsuyu…

  • denizim

    bir kadın ismiymiş. kızına güvercin adını veren anne- baba, niye martı, bıldırcın değil de güvercin?

  • kiralik maktul

    (bkz: hrant dink)

  • heyheygotellabokubokupokella

    (bkz: gömercin)

  • guneslenen yarasa

    taklacıları meşhurdur. özellikle güneydoğu anadolu'da çok beslenir bunlar.

  • papuda

    (bkz: üvercinka) *

    1
  • kam

    bankonuma ortakçı çıkan, orada sevişen, yiyen, içen, sıçan gereksiz kuş. böyle barış sembolümü olur amk. ömrümde gördüğüm en sünepe, en yapışkan hayvan. sevmeme rağmen sırf bu kuşu uzak tutsun diye eve kedi alacağım. mnsiktiklerimin.

  • hipotez

    türleri vardır. baska, kelebek, bango, ön tepe mardin, çakmaklı vb.

  • yukseltintavankirisiniustalar

    çiğden erken' in kız kafası adlı albümünde yer alan şarkılardan birisidir. tam da bu saatte dinlenilesi vardır buradandinlenilebilir.

  • keyifadami

    abi apartman boşluğundaki güvercinler niye sürekli bi parti, sürekli bi kopma halinde ya..
    -wuhhuu hu wuhhuuu hu..
    insanın canı çekiyo bildiin...

  • zeyzey

    çatılarda yetiştirilen kuş türüdür. paçalıları en karizmatikleridir.

    bugün bira fıstık muhabbet üçlüsündeyken farkettik ki fıstık seviyorlar ama tuzlu kabuklarını ayırıyorlar ve yüzsüzler. kovuyorsun vuruyorsun geliyor masaya tünüyor pıtı pıtı, gözümüzün içine baka baka çerez tabağına daldırıyor gagasını

  • betbeniz

    öleceklerini anladıklarında gizlendiklerinden dolayı, etrafta ölü halde göremeyeceğimiz kuş.

    hayvanların çoğu kendilerini ölüme yakın hissettiklerinde ölümü beklemek için bir yerlere gizlenirler. bu, bir ağaç kovuğu, kayaların arası veya saklanabilecekleri herhangi bir yer olabilir. buradaki içgüdü, hayvanın kendisini güçsüz hissetmesi nedeniyle bir düşmanla karşılaştığında karşı koyamamak ve kaçamamak korkusudur.

    şehir hayatının bir parçası haline gelen serçe, güvercin, karga gibi kuşlar da etrafta çok miktarda bulunmasına rağmen bunların ölülerine aynı nedenle hiç rastlayamazsınız. saklandıkları yerlerde öldükten sonra da vücutları bir şekilde ya bir başka hayvan ya da böcekler tarafından yenilerek yok edilir veya kendi kendilerine çürüyerek toprağa karışırlar.

    sokaklarda, meydanlarda insanlardan hiç çekinmeden dolaşan güvercinler bazen balkonlarımıza bile konarlar. hiç dikkat ettiniz mi? bütün bu güvercinlerin boyutları üç aşağı beş yukarı aynıdır. öbür hayvanlar gibi yanlarında yavruları, minik güvercinler yoktur.

    bunun nedeni güvercinlerin yuva kurdukları yerlerdir. onlar yeterince emniyetli görmedikleri ağaçlara yuva yapmazlar. güvercinlerin ana yurdu kuzey afrika'dır. buralarda yuvalarını kayalıkların üst noktalarına kuruyorlardı. bu sayede aşağıdan gelecek düşmanlarını görebiliyorlardı.

    sonradan başka bölgelere göç eden güvercinler bu içgüdüsel alışkanlıklarını buralarda da sürdürdüler. yuvalarını yüksek binaların pencere, çatı gibi yüksek yerlerine kurdular. yavrularını gelişene kadar buralarda büyüttüler.

    zaten güvercin yavruları çok hızlı büyürler. kısa bir süre içinde vücutları tüy ve teleklerle örtülür, birinci ay sonunda uçarak anne ve babalarını izlerler. yani yavrular uçabilecek hale gelince boyut olarak büyüklerinden farkları kalmaz.

    1