hijyen

  • tabitha

    sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümüne verilen isim.

    ukdeyi veren: kelebekosurtusu *

  • caydaliptonavrattaipdon

    hastalıklardan korunmak için şart olan eylemlerin bütününe verilen genel ad.

  • baba_bu_kim

    küçükken deterjan reklamında sürekli bu kelime geçiyordu. ben ise bu kelimeyi reklamda oynayan kadının adı sanıyordum. "hijyen teyzeeeaaa" diye bağırıyordum sürekli. utanıyor muyum; evet.

  • desokxyn

    (bkz: prezervatif)

    1
  • topan

    (bkz: hijyenik)

  • karinca_kafa

    burnun parmakla karıştırıp temizlemek hijyenikliğe örnek bir harekettir.

  • gozlerim sigmiyor yuzume

    olunan bir şey değildir. illa bir şey olacaksanız, olunacaksa hijyenik olunuz. daha fazla anlatım bozukluğuna sebebiyet vermeyiniz.

  • kahveci

    Şimdi mesela sabah kalkıyor duşunuzu alıyorsunuz, ellerinizi günde
    kaç kere yıkıyorsunuz, dişler fırçalanıyor, temizlik şelale gibi akıyor.
    18'inci yüzyılda bu iş böyle değildi. Eski soylular akıllarımıza tertemiz insanlar olarak geliyor değilmi? Gerçekte sümüklerini
    ellerine akıtıp sağa sola siliyor, evin içine tükürüyor, hatta yanınızda
    bir çanağın içine tuvaletlerini yapıyorlardı. Üstelik sadece "sıradan
    insanlar" değil, bayağı soylular da böyle yaşıyordu. Kimsenin de bu
    durumdan kaçabilme şansı yoktu. Evlerde servis edilen yemeklerde,
    suyun içinde bile dışkı bulunabiliyordu. 18'inci yüzyılda herhangi bir
    şehirde yaşamak gerçekten pis, çirkin, kötü bir deneyimdi. Yaşama
    süresi de bu yüzden zaten çok düşüktü. Şükür çifte devrim ile
    hayatlarımız değişti, tertemiz, püripak bir yaşama kavuştuk. Bugün
    ortalama bir evdeki imkanlar 18'inci yüzyılın kral saraylarında
    yoktu.

    1
  • bartvader

    ilginç kavram. ahlak gibi biraz. nereye çeksen uzar.

    malumunuz hijyen görece yeni bir olay insanlık tarihi düşünüldüğünde. tıpkı glütensiz besinler gibi. bundan çok değil 50 sene öncesine kadar insanlar bunlarla uğraşmıyordu. zaten ateşin olmadığı vakitlerde atalarımız yakaladığı hayvanı lup lup gömüyordu çiğ çiğ. sonra ateş çıktı, işte efendime söyleyeyim gelin şu aşırı hijyenik çubuğa asalım hayvanı ve Ateş üstünde çevirelim dediler. üstünde karınca mı yürüyormuş, hayvan biraz önce kendi bokunda mı yuvarlanıyormuş prob değil, mmmm diye diye gömülüyor miğdeye. biraz daha geçti vakit, tavernalarda 3senedir yıkanmamış kazanlarda yahni yapılmaya başlandı. taverna aşçısı önce sıçıyor, sonra burnundaki kütleyi dışarı boşaltıyor, sonra da yemeğe havuç doğruyordu. böyle böyle geldik günümüze.

    şimdiki insanlarda hijyenik olarak görmedikleri yemeklere karşı derin bir tiksinti var. ama bu tiksintinin yani maksimum 100 senelik bir sosyal Evrimi vardır. Atatürk yemeğini yerken içinden çıkan kıl yüzünden kötü eleştiri yazmıyordur herhalde app yorumlarına. alıyordur kılı, koyuyordur kenara. belki çok normaldir hatta bu, onu da yiyordur çatır çatır.

    ve hani bu tiksinti iyice çıldırmış durumda. insanlar saç baş yoluyor kendi kafalarındaki hijyene uymayınca yediği yemekler. ağır travmalar yaşanıyor, kusuluyor, 2-3 gün yemek yenemiyor falan. yani okey belli derecede hijyen yaşam kalitesini ve süresini uzatan bir şey ama fazlası efektif değil maalesef. aynı muhabbet temizlik için de geçerli.

    neyse tabi evrim evrimdir, bu da evrilmeye devam ediyor. bokların arasında yürümek için topuklu ayakap icat eden Fransızlar şimdi uuuu kaka diyerek bayılan insanlar. bundan 100-200 sene sonra çok daha sayko şeyler olabilir. muhtemelen yemek yemeyi bırakıp haplara geçeceğiz zaten yakında, ama o olana kadar "ya bu yemeğe hava değmiş!!! kapattırırım bu restoranı!!!" diyen torunlarımız da olacak gibi duruyor.

    2
  • uhu

    anotomik olarak sınırı olması gereken. antibakteriyeller ciddi sorunlara sebep oluyor. dolayısıyla tiksinmenin de bir sınırı olmalı.şiddetli okb de dahil hayatı çekilmez yapıverir. antropplojik olarak Mary douglas ın salflık ve tehlike kitabını öneririm.

    1