hülasa

  • chicqo

    bir şeyin özü, sadeleştirilmesi.

  • assenzio

    özetle, uzun lafın kısası anlamlarına gelen söz.

  • gozlerim sigmiyor yuzume

    özet.

  • caramio

    fezleke, özetle anlamına gelir. halis kelimesi ile aynı köktendir.

  • kim biliyo ne belli

    sonuç olarak anlamına gelen bir bağlaç. ben genellikle cümleyi hülasa diye bağlamaktansa işin hülasası şeklinde kullanıyorum. tok karna, sabah-akşam.

  • guguk

    "güzel olan hiçbir şey hülasa edilemez, demiş çünkü valery"

  • yer mi lan anadolu cocugu

    bazı ağızlara çok yakışıyor. hani öyle yakışıyor ki hülasa’ya ev sahipliği yapan ağza karşı oturup bir kasa bira içilebilir. he tabi bu “bir kasa bira” hadisesi elbette alt kültüre ait, dibine kadar varoşluk, hülasa ve ev sahibi ağızla örtüşmeyen bir durum ama... varoşun sevmeye hakkı yok mu kardeşim! kaldı ki “aşk” alt kültürün hayatta tuttuğu bir yalandır. insanlığın büyük çoğunluğu seçkinlerden oluşsaydı aşk diye bir şey kalmamıştı. aşk, alt kültür var diye var.

    4
  • diren

    hulasaten kelimesini çok kullanmak istiyorum cümle içinde ama çok iğreti duruyor dilimde be.

  • yer mi lan anadolu cocugu

    rahatsızlık veren ;)

  • don draper

    bunu kullanan erkeklerin abdestinden suphe duyuluyor istanbulun bazi bolgelerinde.

    1
  • isis

    rahatsızlık mı veriyormuş? >.>

    2
  • yer mi lan anadolu cocugu

    hülasayı savunacağız. sonsuza dek... ve hep onu 3 noktanın en yakıştığı cümlelerde kullanacağız. manisine mani, duygusuna duygu katacağız. bu uğurda radikalleşebildiğimiz kadar radikalleşeceğiz. cesuruz!

  • pobeda

    (bkz: hülasa et piç)

  • don draper

    kullanan kadinlarin ahiretleri hakkinda internette kaynak bulamadim.
    yardimci olabilecek var mi?

    1