işini eşini ve yaşantısını sevmeyen insan

  • nosferatu_alucard

    (bkz: Kürk Mantolu madonna)
    (bkz: Raif efendi)

    böyle insanlar hakkında ahkam kesmek kolaydır. Hatta genel olarak, hayat hikayesini bilmediğimiz kişilerin hakkında igneleyici konuşmamız kolaydır. dışarda Birçoklarını her gün görüyoruz. Kimisi okulda, kimisi otobüste, kimisi iş yerinde... fakat özellikleri aynı. annesi ölmüş gibi gezer mi ulan insan her gün? eski sevgilinin verdiği çiçek yaprağı, kitap arasından çıkmış gibi bir hüzün taşıyabilir mi insan her gün?

    eski aklım olsa "ne yazık ki" öyle derdim.

    Bu tür insanlara acır ve yargılardım. Fakat şu an "ne mutlu onlara" demek istiyorum. Çünkü farklı bir bakış açısı edindim.

    ben hiç bir insanı kaybettiğimde 5 gün uyumadan, yemeden-içmeden kesilip ağlayacak kadar sevmedim!

    ben hiç eski bir hatıraya denk geldiğimde, boğazım düğümlenmedi!

    ben hiç sevismelerden sonra gözlerine bakıp şiir okumadım. ya da Sevişmeden önce... ne fark eder, yap(ma)mışım sonuçta!

    ben hiç o yürürken adımlarının hızına ve narinliğine dikkat etmedim!

    ben hiç özlemimden yatak, yorgan ya da eski elbiselerde: bir nefeslik koku aramadım!

    ...

    Peki şimdi bu adamlar birini severken, hayatta onu gerçekten en çok seven insan oldukları için... lafta "canını verenler"den değil, gerçekten verenlerden oldukları için... Neden yargılıyoruz ki?

    ne mutlu onlara...

    not: yazılanlar, başlıktan bağımsız olmuş gibi olmuş. izah edeyim: zamanında öyle bir şeyi sevmişlerdir ki sonrasında, sevecek: ne bir iş, ne eş, ne de ideal bir yaşantı bulamamışlardır kendilerine.