jean baudrillard

  • klea

    2007 yılında kaybettiğimiz fransız sosyolog. bir çok eserini dilimize çevirmiş olan prof. dr. oğuz adanır'ın da hocası olan; en önemli eseri simülasyon ve simülakrlar olan efsane insandır.

    maddi uygarlıkların temelini (bkz: potlaç) kavramı üzerine oturtmuş, kapitalist düzenin çıkış noktasını simülasyon evreniyle bağdaştırmış, medeniyet sorunsalını gerçeklik kavramı üzerinden açıklamış ve cevaplardan çok soru sormaya teşvik etmiştir.
    simgesel değiş tokuş ve ölüm kitabını da okumanızı tavsiye ediyorum.

    ukdeyi veren: lethee

    5
  • lethee

    (bkz: şeytana satılan ruh)

  • lethee

    herkes batılı olduğunda, güneş nereden doğacak?
    j.b.

    2
  • gojira

    ---*---

    1960'ların "cinsel devrim"i, cinsel özgürlüğe değil; travestiliğin hükümranlığına, kadın ve erkek kategorilerinin birbirine karışmasına yol açmıştır. "sanatta devrim" ile iyi ve kötü gibi estetik düzeye dair kategoriler terk edilerek "kötünün de kötüsü" türünden trans-estetik kopyalar hayatlarımızı doldurmuştur. sibernetik devrim, makine ile insan arasındaki ayrımı makine lehine ortadan kaldırmış; politikanın sonuna yol açan "politik devrim" ise eski politik biçimlerin simülasyonu olan "trans-politika"nın egemenliğini kurmuştur...


    ---*---

    gibi, çarpıcı, sikişken saptamalarıyla, uyuyan binlerce bünyeyi uyarmış, uyandırmış ve bir daha uyutmamıştır.

  • randolph carter

    jean baudrillard, kitlelerin tanrı düşüncesini değil tanrı imgesini benimsediğini savunur. çünkü kitlelerin sahip olduğu bu tanrı inancı, kurumsallaşmış bir dinin ve kilisenin dışına asla çıkamamıştır. bu imgesel tanrı, kitlelere kilise törenleri, şehit ve aziz masalları ve bunun gibi sembolik şeyler verir. kitleler putperest doğmuş ve putperest kalmışlardır. bir inanç, dava ve ya lider adına ölürken dini bir büyücü gibi gösterişli bir şekilde kullanarak emmişlerdir.

    (bkz: sessiz yığınların gölgesinde)

    5
  • ttemas

    iki entry görünce dirildi sandım.

    2
  • sunshine

    "Birey televizyonda Sudan iç savaşını, herhangi bir tuvalet kağıdı reklamıyla aynı duyarsızlıkla izlemektedir. Televizyonu kapattıktan sonra Sudan'daki iç savaş devam etse bile onun için bitmiştir. işte bireyin yaşadığı bu evren simülasyon evrenidir. Her şey görüntülerden ibarettir ve cansızdır."

    2
  • otodidakt

    şimdi bu abimizi bilen bilir. fransız düşünür, simülarklar ve simülasyon kitabının yazarı. hani şu matrix'te neo'nun içine disketleri saklarken bize gösterilen kitap. zaten filmde de makineler tarafından ele geçirildiğimizi anlatmasıyla beraber, baudrillard der ki, kitle iletişim araçlarının sunduğu gerçeklik değil, gerçekliğin baş döndürücü halidir. gerçekliğin yeniden türetilmesi der simülasyona, gerçeklik ve ilüzyonun bittiği yerde başladığını iddia eder. tüketim toplumu kitabıyla yine, artık malların bizim ihtiyaçlarımızı karşılamanın ötesinde sağladıkları prestij ile ilgili olduğunu söyler. böylece modern toplumda metalaşma, mekanizasyon ve teknoloji gibi alanlarda bir patlama olduğunu söyler. tüm anlamların içinin boşaltıldığını, medya sunumları ile de toplumun denetlendiğini ifade eder.

    7
  • cloudt

    (bkz: hiper gerçeklik)

    1
  • gayatri

    en bilinen kitabı simülasyon ve simülakrlar olan , simülasyon kuramının yaratıcısı, 20. yüzyılın en karamsar filozoflarından biri.

    bize ilk okuttukları vakit gerçekten ne kadar uç, karamsar, elitist bir üslupla yazıyor diye düşünüp epey tepki vermiştim.lakin sanırım son bir iki yıldır dünya ve türkiye üzerinde olanlara, bizim kanıksamış hallerimize, bırakın televizyondaki savaşın tv yi kapatmakla bizim için bitmesine, en basiti bir suriyeli mülteci ailenin başları yere eğik hallerine bakıp, üzülüp sonra tekrar hayatımıza hiç bir terslik yokmuş gibi devam edebilmemize,yani yanı başımızdaki kötülüğe bile ne kadar kayıtsız kaldığımıza bile bakarak yazdıklarının ve karamsarlığının az bile olduğunu söyleyebilirim.

    (bkz: sessiz yığınların gölgesinde)
    (bkz: şeytana satılan ruh)
    (bkz: tüketim toplumu)
    (bkz: kötülüğün şeffaflığı)

  • romani jewish

    sene 2012. bölümden birkaç kişi içmeye çıktık. biralar, votka, tekila şatlar birbirini kovalarken, bir süre sonra kafalar acayip noktalara geldi. o sırada konu nasıl olduysa baudrillard'a gelmiş. herkes entel entel konuşurken ben susacak değildim. bu abinin "simgesel sikiş-sokuş ve ölüm" (http://i.idefix.com/cache/600x600-0/originals/0000000126053-1.jpg) kitabına referans vermişim farkında olmadan. derin bir south park sessizliğinin ardından öyle bir feminist azarı işittim ki, üstüme kaynar su dökseler o kadar tesir etmezdi. siz siz olun, feministlerin yanında böyle hatalar yapmayın. eskisi gibi değiller, çok yaygaracılar.

    2
  • aynadaki iskelet

    "bankaya para yatırmaya çekiniyorum, hiçbir zaman paramı çekmek cesaretini gösteremem diye korkuyorum. günah çıkarmaya gidip, günahlarınızı papaza emanet olarak bıraktığınızda, hiç bu günahları geri almaya geldiğiniz oluyor mu?" (amerika)

  • hakki bullet

    postmodern düşüncenin önemli temsilcilerinden biri. gerçi kendisi her türlü kalıbı reddettiği ve yöntem olarak yöntemsizliği kullandığı için kendisine postmodern diyenlere de siktir çeker ama her türlü kalıba siktir çektiğin zaman postmodern olduğun için bu arkadaşa postmodern demekte de bir sakınca görmüyorum.

    neyse bu arkadaşın diğer postmodern düşünürlerden en önemli farkı karamsarlığı bir başka boyuta taşımış olmasıdır. derrida, lyotard, rorty gibi arkadaşlar da karamsar olmakla beraber sistemle sistem içinden de mücadele edilebileceğine dair tezlere sahiplerken baudrillard sistem içinde yapılacak her şeyin sistemi yeniden üretmekten başka bir halta yaramayacağını söylemektedir. yani legal zeminde sistem içerisinde bir şey yapmamızın mümkün olmadığını söyleyen baudrillard bu durumda bize ne demektedir? silahlanıp dağa çıkın teröristlik mi yapın demektedir?

    belki de baudrillard ölmemiştir, ebu bekir el bağdadi takma ismiyle ırak ve suriye semalarında takılıyordur; kim bilir?