kitap satın alma hastalığı

  • anarsik coban

    son dönemin moda hastalığı sanırım. alan arkadaşlar kitapları okumuyormuş falan filan. bu da hiç kitap okumayanların savunması herhalde aq. 'yea alıyorlar okumuyorlar zaten' sanıyorlar.

    evet benim de kitaplığımda okumadığım 'bir miktar' kitap bulunur. ama onları okumamış olmam, okumayacağım anlamına gelmiyor en nihayetinde. şu ara maddi gücümüz varken kitapları depolayalım çocuklar. önümüzde uzun bir ömür var eğer ki kaza kurşununa gitmezsek.

    3
  • hayta

    askere gitmeden evvel bayağı bir kitap depolamıştım. minimum bi elli kitap. çok kitap okuyamam herhalde diye düşünerek giderken yanıma beş kitap aldım. ama asteğmenliğin acemilik dönemi bile rahattı. o yüzden o kitaplar kısa süre içinde tükendi. hatta oda arkadaşlarımdan üç tanesi de o kitapları okudu. foça kitap kulübünün standından üç beş tane kitap aldım, o esnada istanbul'dan kitaplarımdan birkaç tane daha getirttim. izmir'e gittiğim bir gün gene birkaç kitap aldım. onlar da bitti. sırf yirmi tanesi üç ayda bitti. bir orta boy çantayla gittiğim acemilikten askerlik kıyafetlerini koyduğum çantayı saymazsak iki valiz dönmek zorunda kaldım.

    sonrasında asteğmenlik döneminde de gene bol bol kitap okuma fırsatı buldum. üstüne bi de ingilizce kursuna giderek. kısa dönem askerlerden, okumayı seven diğer askerlerden, okuma yazma öğrettiğim askerlerden gelen istekler doğrultusunda onları da bunlardan faydalandırdım. bi on kitabım çocuklarda kaldı.

    o okunmaz, öylesine alınıyor yeaa diye hakkında konuşulan kitaplardan otuz tanesi bitti. üstüne izmir'den, foça kitap kulübünden, sağdan soldan alıp okuduğum kitaplar dahil bi elli kitap bir yıllık süreçte bitti.

    olur da günün birinde hapse falan ottan boktan bi sebepten düşersem sırf kitap okumaya zaman ayırabileceğim için fazlasıyla mutlu olabilirim.

    yani demem o ki kitap satın alma hastalığı hastalıklardan en iyisidir. keşke hepsi bunun gibi olsa. her şeye rağmen kitap okumaya fırsat bulmak için zaman kollamak, kitap okumaya hazır bir kafaya sahip olmak güzel. en sıkıntılı günler bile birkaç mısra ile, birkaç satır ile güzelleşebiliyor. bunu biliyorum.

    ömrünü bilgisayar oyunlarına harcayan amelelerden olmak yerine bu tercih edilmeli. siz okumasanız bile etrafınızda o kitabın taliplisi çıkacaktır. yakın zamanda bir evlilik planım var. davetiyeye "herkesten kitap istiyorum, para takı değil" gibi bir cümle yazasım var. gerçi para takılsa da gene kitaba gidecek, sonuç aynı. ama insanları en azından bir kitapçıya sokmuş olmak düşüncesi bile benim için güzel.

    okuyun olm. mal mal yaşamayın. sözlükte entry okumak da olur(götünüzle anlamadığınız sürece). kitaplığımı hayırlısıyla şöyle güzelce dizdiğim zaman listesini çıkartıp burda yayımlamayı da düşünüyorum. geri vermek koşuluyla serbest dolaşıma açabilirim. ehe.

    6
  • somut olric

    Kitap satın alanlara tavım da kitap satın alanlara tav olanlara daha çok tavım. Yani şöyle ki kitap satın alan belli ki bir takım duygularını, iç dünyasını ve sairesini tatmin ediyor da ona şiddetle karşı çıkanlar neyi tatmin ediyor acaba? Var birkaç tahminim ama paylaşmıycam.

    Eski insanların bu hastalığa yakalanmasını normal karşılıyorum da günümüz insanlarını yadır yadır yadırgıyorum. (Bu arada kitabı satın alıp da boş yere turşusunu kuranlardan bahsediyorum)

    2
  • marlas

    kızları ıslatan hastalıktır keşke bende de olsa kızlaarı ıslatsam.

    3
  • sessizamagururluharf

    Sadece satın almakla ilgili olan bi hastalıktır. Gerisini bilemem, okur musunuz okumaz mısınız. Ama sırf kitap ya da yazar ünlü diye, veya kitabın ismi güzel diye tanrıııımm bunu almalıyım diyip öylece rafına koyan çok kişi tanıyorum. Hatta bi arkadaşımın şöyle bi lafı var: okumasanız bile kütüphanenizde kaliteli kitaplar olsun. Koleksiyonluk eşya alıyor sanki mal değneği.

    1
  • fakiramauniversiteli

    Umberto Eco’nun dediğine göre, elindekileri okumadığı halde yeni yeni kitaplar almaktan vazgeçmeyen sıradan okur, aldığı kitapları kısa bir süre sonra “okumuşluk” duygusuyla muhafaza eder. Bu muhafazanın koleksiyonerlikle bir alakası yoktur, çünkü disipline değil yanılsamaya dayalı bir muhafazadır söz konusu olan.

    Şöyle ki, bir yanı o kitapları okumadığını biliyor olsa da fiziksel olarak sahip olmasından dolayı, zihin, bu sahipliği bir iki gün içinde “okumuşluk” duygusuna tercüme eder. Bu öylesine tehlikeli bir duygudur ki kişiyi hem okumaktan alıkoyar hem de kitap satın alma çılgınlığına sonu gelmezcesine sevk eder.


    Bilirsiniz; ekmek ya da tatlı yiyenler bir süre sonra kan şekerleri düştüğü için tekrar tıkınmaya başlarlar. Eğer kendilerini dizginleyemezlerse sürekli tıkınma tuzağına düşerler. Bu tıkınmanın da beslenmeye hiç bir faydası yoktur. Kontrolü hem gıda seçimine hem de iradeye dayanır.

    Kitap satın alma hastalığını sonlandırmanın yolu ise kitap seçiminden değil tamamen bu bilgiyi içselleştirmekten geçer. Sonuçta, kısa bir tefekkürle halledilebilecek bir rahatsızlıktır. Aldığınız kitabı okuduğunuzu zannettiren zihninizin oyununu imha ederseniz, yeni kitaplar almak yerine, elinizdekiler bittiğinde almak üzere düzgün bir liste tutmaya başlarsınız.

    Hatta şöyle de bir güzellik olur: önceden kitap al(a)madığınız için kendinizi kötü hissederken, şimdi de elinizdeki kitapları hala bitiremediğiniz için hayıflanır, teessüf eder ve şefkatle sayfalarına uzanırsınız.

    kaynak

    8
  • ikinci yeni hic eskimedi

    benim gibi bu hastalık sahibi insanları düşünerek , kitapçılarda daha önceden okuduğum güzel kitapları öne çıkararak yardımcı oluyorum. eğer şiir rafında didem madak ve edip cansever , roman rafında emrah serbes ve murat menteş ön saflardaysa oradan ben geçmiş olabilirim.

  • kotsamya

    "sahip olma" hastalığında belki de en hoş görülebilir olanıdır ancak ne olursa olsun binlerce kitabın kütüphaneden durmaktansa insanlar tarafından elden ele okunması taraftarıyım. Ayrıca bizim evde de ciddi bir kütüphane olduğunu da belirtmek gerekir diye düşünüyorum.

  • lemuria

    Arşivciliğin yan koludur.

    2