kuaförlerle anlaşamamak

  • o ne lan

    ah, ah ve ah... -bir kuaför çıkışı sonrası, pişmanlık beresini depresyon hırkası edasıyla giyerken ağızdan fütursuzca çıkan feryatlar.

    konu bu değil aslında, kuaförden çıkınca duyduğum pişmanlık -ki genellikle mutlu olurum çıkınca, anormalim galiba- ya da sevinç değil. asıl derdim diyalogdan yana. biz anlaşamıyoruz, elektrik yok.

    içeri girdiğimde memelerini okş... öhm, içeri girdiğimde 5587367 kişinin olduğu kuaförlere giderim hep, popülerin yanındayım ve marjinal değilim. yine böyle bi gündü, avon kataloğundan ucuz ruj bakarken "çay içer misieen" gibi bi soru yöneldi, muhattabım muhtemelen kız meslek lisesinde okuyordu ve şehla gözlere, önleri maşayla kıvrılmış arkaları düz fön çekilmiş saçlara sahipti. diğer çırak kızlar da aynı garip -iğrenç- saç modeline sahipti, bir zamanlar biz de bu hatayı yapıyorduk ve çok güzel olduğumuzu zannedip erkeklerin önünden havalı yürüyüş ritüelleri gerçekleştiriyorduk. -mekan: lise kantini-

    sıra bana geldi. özgüvensizce koltuğa yürüdüm, diğer kadınlardı sebebi. kuaför onlarındı, ben ne hakla arada bir gelip bakımsızlığımı gözlerine sokarcasına "uçlarından kısaltabiliriz, kat da yapın ehe" diyebilirdim ki?

    -nerde okuyon sen?
    (iç ses): sen mi?
    *ankara.
    -yurtta mı kalıyon aplam?
    (iç ses): neeee? noluyor?
    * hı hım, yurt.

    örnek diyalog a1.

    -nasıl yapalım ahahah
    *ya işte sen bilirsin şekerim aaaayyyhahah

    örnek diyalog a2.

    1. diyalog benim. ama hiç kimse gülmüyor, olaylara robotik cevaplar veriyorum. 2. diyalogda ise kadınlar nerede ne zaman bu kadar samimi olduklarını merak ettiğim derecede senli benliler.

    rrööööerrrhhhhöhöhöhöhöhöhöhhhhhhhhhhh (fön makinesi sesi)
    - sağabuğoounooousuonuunn
    (iç ses): ehhh ne diyon amk ya duyulmuyo ki
    *ihihi miihihi.

    b1. diyalog.

    rööööööhhhhhhrrrfffff (aynı ses)
    -ahahahaha hohoho çok sağlıklı saçların.
    *eheh ahahahayyyyyttt sağol gülüm.

    bu da b2.

    yorumu sizlere bırakıyorum. neden ben gülemiyorum? neden ben kuaförlerle anlaşamıyorum?

  • azazil

    şimdi berberle anlaşamamak olarak yeni bi başlık açmak saçma olacağı için buraya yazayım.

    gerçi ne yazayım lan, biz gayet iyi anlaşıyoruz naim abiyle. aslında saçı keserken tv yerine kafama baksa daha çok sevicem pezevengi ama böyle de idare ediyoruz.

    hele bi yandan tv seyredip, bi yandan benim saçları kesip, bi yandan da ayağıyla 2 metre ötedeki kapıyı kapatmaya çalışırken aldığı pozisyon yok mu, geberiyorum gülmekten.

    seviyorum keratayı.

    edit: kendisiyle bir de diyalogumuzu ekleyeyim.

    berber naim: emre, imkansızı çıkardığında, geriye sadece gerçekler kalır.
    emre: sakalı da halletcen di mi?
    berber naim: onu şey yapcaz ya. sow gelmiş fenere.
    emre: amına koydun yalnız kafamın.

    5
  • mutatis mutandis

    hayatımın önemli bir korkulu rüyası olan gerçek...
    -ercan olm sehir dısına filan gittiğimizde aynen bu şekil kestirmek için ne diyecez
    +abi işte...(falan filan falan filan anlatır)
    -yok olm aynen sana soylediklerimi soyluyom göz göre göre saçın ebesini belliyolar...beni bi tek sen anlıyon ercan...(diyerek duygusallaşma)
    +telefonunu ver abi...
    şip şak şip şak
    -ercan ağzını yirim lan!
    evet cep telefonumda berber koltugunda saçım yeni kesilmiş bi vaziyette çekilmiş fotoğraflarım var.artık gittiğim berbere ağzımı açmadan fotografları gösteriyom,yeminnen."al abi bana mutlulugun resmini çiz" diyorum...napiyim arkadaş o koltuga her oturdugumda "nasıl kesiyim abi" sorusunu stresle beklemekten bıktım...hele kestikten sonra aynayı tutup gösterdiginde "senin kestiğin saça kerkineyim" diyemeyip mecburen "iyi abi" demek zorunda kalmak varya...

  • theidiotone

    çok normaldir.hatta yapabileceğiniz en normal şeylerden biridir.zaten kuaförle anlaşan gariptir, anormaldir. tamam sakinleştim. evet ne demiştik, kuaförle yok bir de anlaşsaydık. bir kere kuaförler çok konuşur, hatta hiç susmazlar.birden kırk yıllık arkadaşınız olur çıkarlar; o kuaför erkekse, neden bilmem kırk yıllık kadın bir arkadaşınız gibi davranmayı ihmal etmez, çekinmeden sorar da sorar.hatta daha çok sorar. siz cevap vermezsiniz öyle aynaya bakıyormuş, duymuyormuş gibi davranırsınız bu kez çeşitli esprilere başlar:iki çeşit doğum varmış biri nihat doğan diğeri sezaryan mı ne öyle bir şeyler'gerçi esprileri genelde kuaförün kendisi değil yanındaki kalfası yapar.bu da genelde kaşlarını aldırıp saçını hafiften diken, beyaz dar gömlek ve üstüne karizmasını katlayan kumaş yelek, -zincirli kotu ve superstarlarıyla birlikte- bir gençtir.bir de unutmadan ekleyelim kuaförler saçınızı hiçbir zaman istediğiniz gibi kesmez ya da daha iyimser olalım, çok bir zaman istediğiniz gibi kesmezler.çoğu zaman istediğinizin fazlasını keserler daha doğrusu.evet, tüm bunlar kuaförlerle anlaşamamak için yeterlidir sanıyorum.ayrıca kuaföre çok uzun süre gitmeme nedenidir.

    1
  • chell

    büyüklerinin bu problemlerinden ders alıp saçını kendi kesen gençler de yetişmiştir.

    (bkz: alidesidero)

    (bkz: lunpene benzemek)

  • erleichda

    ya ben gerçekten çok çok sorunlu bir insanım ya ne dediğim anlaşılmıyor ya bu kuaförlerin topu salak ya da bilerek yapıyor şerefsizler.

    "kaşlarımı sakın ama sakın inceltmeyin!" ilk isteğim.
    "dikkatli olun lütfen yanlış almayın, boşluk oluşmasın." ikinci isteğim.
    "kuyruk kısmına dokunmayın, kısalmasın." üçüncü isteğim.

    bunları o malum koltuğa uzandığım da olabildiğince kibar ve biraz endişeli şekilde sıralarım. endişeli olmamın sebebi bilirim ki bir sorun olacak. eminim ki olacak. hangi kuaföre gittiysem sorunsuz kalkmadım o koltuktan.

    insanlar saçından çeker, ben kaşımdan. zaten her zaman aldırmıyorum ya. çok nadir bir durum benim için. onunda isteğim doğrultusunda olmaması beni cinnet getirecek kıvama sürüklüyor.

    çok basit istekler bunlar, sen kuaförsün. ben zaten kendim alamadığım, yanlış aldığım, kendi isteklerimi yerine getiremediğim için sana geliyorum ya. yoksa ne için sana kıllarımı yol diye para vereyim. üstelik acıyor.

    insanoğluyum ben de. bütüün oo olumsuz geçmişe rağmen, malum koltuktan yine de hevesle ve umutla doğruluyorum. aynaya yöneliyorum, içimden "belki bu sefer olmuştur.." diyerek. bakıyorum sonuç gene hüsran, gene acı. işte o an, seni o malum koltuğa yatırıp neler yapmayasım gelmiyor ki, kuaför bacı.

    hani hepiniz mı aynı olursunuz ya. biriniz bari beni anlayın ne demek istediğimi kavrayın da bütün varlığımı dökeyim uğruna. al etim senin kemiğim de senin diyeyim. al ne yaparsan yap, al zaten en ayıbımsın deyip alnından öpeyim, işi bir tık daha ilerletelim. her ay kapında kul köle olayım. ayy Ayfer abla'ya gitmem lazımcılardan olayım. Ayfer ablam olsun benim de bir tane, ne olmam gerekiyorsa olayım.

    2
  • fuckyourfeelings

    kuaförlerle anlaşabilmek gibi bir durum olamaz zaten. adam istediğini yapar ve sen karşı koyup direnemezsin. ulan bir de kaç kez yüzüme vurup ‘bu saça mı?’ demişlikleri var. neyseki kuaföre gitmeyi 2013 yılında bıraktım. mutluyum.

    benim saçım benim kararım

    1
  • eskilerinladyssii

    gitmeyin kuaförlere ya kaşınızı düzgün almazlar,fönünüzü çekemezler,kestirirsiniz istediğiniz gibi olmaz hayatta boyunu tutturamazlar üstüne makas izi de tuz biber olur.saçınızı boyatırsınız en dandik boyayı kullanır bir de yakar.Ben gitmedim gitmiyorum da hiç gerek yok valla güzellik uzmanı anneciğim sağ olsun.kuaförlere hayır!

    2
  • kisisel illeti

    3 4 ayda bir 15tl veriyorum ve yok böyle bir hizmet. her seferinde istediğimden çok daha iyisi oluyor üstüne.
    sadece benim berberim kekeme ve çok konuşuyor. orda biraz anlaşamıyoruz.

  • omegledaki stranger

    sanki başka dil konuşuyoruz aqmunla. kaç yıl oldu daha yeni yeni istediğim ayara geldi.
    sonra saç sakal niye birbirine girdi. girer tabii lan. inanılmaz gergin anlar "ya istediğim gibi olmazsa" süreci.

  • eslesemeyenhomologkromozom

    mermiye kafa atmaktır.
    bir kuaför size isterse herşeyi yapabilir anam diyemezsiniz.

    bundan iki sene önce kahkül kahkül diye öldüğüm bir dönem, cesaretimi toplayıp hiç tanımadığım bir kuaföre gittim. - çünkü tanıdıklarınız alttan girip üstten çıkarak size bi şekilde istediklerini yapıyor- girmiş bulunduğum kuaför benim milyon tane modelime göz ucuyla bile bakmayarak beni dinlemeye bile tenezzül etmeyerek “perçem değil mi işte abla?” dedi.
    bir de bu best of sorunsalımız; kahkül mü perçem mi?
    -ehe abiciğim ona perçem denmiyor kahkül ama siz tabi daha iyi bilirsiniz
    (asla göz teması kurmuyor, havaya falan bakıyor eli saçımda, pis hayvan )
    - ııııı şey sizce nasıl olur uygun mudur tedirginim de biraz?
    ( insan olduğum için konuşurken göz teması kurmaya çalışıyorum ı ıh yok)

    velhasıl sonuç olarak bir kabusla bitti, saçım bana küstü.
    kuaför bey hayata öfkesini saçımdan çıkardı.
    arkadaşlarım eşim ve diğer herkes birlik olmuş gibi dediler ki “milyar da verseler sakın bir daha kahkül kestirme noolur!” abv
    o yüzden sularına gidin bence, teslim olun
    ateşkes yapın ve ne istiyolarsa yerine getirin
    hatta bana sorarsanız tek kelime konuşmayın.

    1
  • dunyaturuncu

    ülke elden gidiyiieeehh siz hala kuaför diyorsunuz be!