mutluluk

    «
  • 15
  • »
  • apple

    tanım: 1. genellikle insanların kendilerine en yüksek erek olarak koydukları değer. bilinci dolduran tam bir doygunluk durumu. istek ve eğilimlerin tam bir uyumu ve doygunluğu. değerli şeylerin bolluğu içinde alınan nesnel durum. 2. kişisel mutluluk duygusu: a. durum olarak; b. bir kezlik bir yaşantı olarak. 3. ahlak felsefesinin ana kavramlarından biri ; özellikle klasik eskiçağ ahlakının temel kavramı: a. bireyin mutluluğu, b. toplumun mutluluğu. 4. kant'ta mutluluk erişilmesi güç bir ülküdür; bunun karşısına kant mutluluğa layık olma değerini ulaşılabilir bir erek olarak koyar. (tdk)

    benim size düşman olduğumu sanıyorsunuz. durmadan size zarar vermeye çalıştığıma inanıyorsunuz. kinim olduğunu düşünüyorsunuz. yanılıyorsunuz. her zaman olduğu gibi. umrumda değilsiniz.

    tek dileğim vardı. maskenizi istemezdim, gerçek yüzünüzü isterdim her zaman!

    bir insana damga vurduğumda hiç pişmanlık duymadım. tanıdığım insanlara yapardım bunu. fakat görürdünüz, haklı çıkardım. dürüsttüm. hiç duydunuz mu bir yalan benden şu ana kadar? bir tane... ya iftira? ya inkar? hepsini bıraktım, karşımda kim olursa olsun ona karşı istikrarsız bir tavır sergiledim mi? benim dengesizliğim kendime zararımdı. karşımdakine asla zararlı değildi. benim karanlığım kendimeydi! seni yanıma çağırmadım! eğer geldiysen sen geldin.

    ben hiç bir zaman ağlamadım. sizin için. zaten biliyordum sonuçları. benim için hiç ağladınız mı? ağladınız. fakat gerçekten benim için miydi o? yoksa ezilen, o her şeyden üstün tuttuğunuz egonuzdan mıydı?

    ben hiç nefret tatmadım. saftım. temizdim. küçüktüm. hiç bir kötü niyeti olmayan bir çocuktum. gülümserdim. yıllar önce... büyüdüm. tanrı beni bir oyunun içine attı. adına "gerçek hayat" diyorlar. eğer bu oyunu yenersen mutluluk kazanacaksın. fakat bu oyunu kaybedersen bütün kötülükler seni bulacak. mutsuzluk, yalnızlık, karanlık... bir sonu olacaktır elbet, bunu sen göremeyeceksin! bedenin çürümüş olacak. fakat bu oyunda yenilginin de hediyeleri var. o kadar kötü bakma. ezileceksin, kin ve nefretle tanışacaksın. yalanın ne olduğunu anlayacaksın ve sen de bunu çok kullanacaksın. güvensizliği öğrenip artık güvenmeyeceksin, güvenilmeyeceksin. kötü hırsların esiri olacaksın. kötülerle işbirliğin olacak. güvensizsin fakat buna ihtiyacın olacak. daima vazgeçmeyeceksin. belki de yenik giderken oyunu çevireceksin. kirlensen de, zor olsa da mutluluğu geri kazanacaksın. yetinme duygunu kaybetmiş olacaksın. egon için yaşayacaksın. bencil olacaksın.

    herkes büyüdükçe bu oyunda yenik gider, bazıları oyunu kendi lehine çevirir, bazıları ise kaybeder.

  • le poisson

    bir zülfü livaneli eseri. daha sonra beyaz perdeye de uyarlanmış ve başrolünü özgü namal oynamıştır. eser doğudaki töre cinayetlerini işler.

    1
  • monalisa

    (bkz: bana uzak o'na yakın)

  • scarlet

    "mutluluk, kafese sokulabilir olsaydı, tüm evlilikler mükemmel olurdu... elimi uzattığımda, parmaklarımın arasından kaçıyor olmasaydı mutluluk, bu harflere basan parmaklarım, onun yanaklarını okşuyor olurdu...mutluluk, bir ütopya. elimize sadece demo versiyonu geçiyor. tam sürümünü bulduğumuz an, adı artık mutluluk değil, alışkanlık oluyor..." *

    3
  • mimesis

    bir zülfü livaneli romanı

  • ejder

    bir (bkz: abdullah oğuz) filmi

  • shut the fuck up

    (bkz: yok öyle bir şey)

  • hayyam

    belki ölümdür.

    nacizane kısa bir deneme;

    mutluluk

    güneş doğuyordu ısıtmaya basladı camlardan kırılarak üzerine düşen ışınları bedenini.üzerinde garip bir mutluluk vardı.nedensiz mutlu hissediyordu kendini.mutsuz olması için bin tane keder bin tane dert bin bir tane hüzün yuva kurmuşken nerden çıktı ki gereksiz mutluluk.son günlerde bunu hakedecek birşeyler yapmış olmalıydı.düşündü durdu bulamadı.
    hiç ses yoktu ne annesi namaza kalkmıştı ne kardeşi işe gitmek için hazırlanıyordu.daha çok erken diye geçirdi içinden.sağıma döneyim dedi üşendi,gözlerini açmak istedi vazgeçti.sanki mutluluğu gözlerini açınca uçup gidecek gibi hissetti.keyfini süreyim dedi. uzun süredir kıpırmadan yatıyordu sessizlik her yanını sarmış ve gözlerinin hemen önünde ışığı hissediyordu.hava bu gün güzel olacak yeşil montumu giymeyeyim diye düşündü.kalkıp her zamanki gibi iştahsız bir dilim ekmek yarım bardak çayla kahvaltısını yapacak.evde çok kalmayacak metroya binip gidecekti.sonra bir sinema yapar iki bira içer geri gelirim dedi.metroda okuduğu kitabını unutmamalıydı.
    hala kimse uyanmamıştı evde hiç bir hareket belirtisi yoktu.çok erken uyanmışım diye geçirdi içinden.uzun süredir sabahlara kadar oturup öğleden sonra kalkmaya alışmıştı.ama dün sanki çok bitkin isteksiz bir gün geçirmişti.kolunu oynatacak hali yoktu.sadece uyumak istemiş annesinin yaptığı kahveyi bile isteksizce sadece içmek zorunda olduğunu düşündüğü için içmiş ve hemen yatağına uzanmıştı.başını biraz fazla geriye attığını düşünüp yastığını düzelttiğini hatırlıyordu.son hatırladığıda oydu zaten.
    ondan sonrasını hatırlamıyordu.deliksiz müthiş bir uyku çekmişti.bununda etkisi var bu sabahki mutlulukta dedi kendi kendine.artık gözlerini açmalıydı.uzun süredir erken kalkmıyorum.bu sabah kalkayım sabahın kokusunu çekeyim içime dedi.güzel bir yürüyeyim bir iki gazete alayım ondan sonra dönüp aylar sonra ilk defa sağlam bir kahvaltı yapayım ailemle dedi.

    kalkmak istiyor ama bir şey onu yatağa geri çekiyordu sanki.neden mutluluk varken bitkinim ki dedi.içime bu kadar mutluluk dolduran tanrı gücümümü aldı benden diye geçirdi ve salakça düşüncesi için güldü kendine.
    bir kaç kez kalkmayı denedi sessizliğin içinde doğrulmak istedi.yok olmuyordu.üzerinde anlayamadığı bir direnç vardı kalkmasını istemeyen.gözlerini bile açamıyordu.son bir direnç gösterdi ve kendini yukarı doğru itti....


    sonra ne mi oldu,
    başını sert bir tahtaya çarptı önce.gözlerinde ki ışık yerini karanlıklara bıraktı.sımsıkı kundaklandığını hissetti.bu yüzden hareket edemediğini anladı.ve kalkmaya çalışırken başını vurduğu tahtanın anlamını çözdü.

    en son mu ne oldu,

    tanrı ona verdiği mutluluğu geri almadı.

    şimdi nemi yapıyor,

    mutlu mutlu bekliyor.

    3
  • rahmetlikeremabi

    en çabuk biten, sonunun hemen geleceği bilindiği için yaşanılan o nadir zamanlarda da tadı çıkarılamayan aslında olmayandır.ya da sadece bittikten sonra farkına varılabilen.

  • monalisa

    (bkz: belki mutlu son)

  • kuzu

    askin yanibasinda olmaktir.

  • asi_karamelek

    (bkz: belki mutlu olursun)

  • benbirbaskasi

    ''mutluluk yarına ait değil. o bir varsayım değil.
    mutluluk burada ve şimdi başlar'' salif keita

    1
  • lethee

    beklentilerle ters orantılı hal.

    1
  • gereksiz yazar

    finallerin son günü,okuldan geldikten sonra 1* tam ekmekten yaptığın jumbo sandiviçin ve azına kadar kola doldurduğun dev kupanla emektarın* başına çökmektir mutluluk.gerisi yalan.

    1
  • tb

    bi haftasonu boyunca sürebilir.
    rüya mı diye kendi kendini cimciklersin falan.

    ama sonra gider.

    (bkz: geldikleri gibi giderler)

  • sevimsizlik

    huzurla birlikte gelen muhteşem histir ancak hiç güvenmemek lazımdır kendisine. "ne güzel lan mutlu uyanıyorum her sabah" derken bir bakmışsınız sap gibi duruyorsunuz odada. gelen giden yok, sallayan yok, hayatta bir değişiklik yok, herşey aynı b.k. böyle hissedince ilk başta geçici birşey olduğunu düşünürsünüz bunun, bu esnada çevreye gene de mutlu görünmeye çalışırsınız. bir süre sonra bakarsınız ki geçici falan değil gayet kamp kurmuş bünyeye. o zaman mutlak olanın mutsuzluk mu mutluluk mu olduğunu düşünmeye başlarsınız? bir boka ulaşamaz, olduğunuz yerde kalırsınız.
    bu enteresan his çoğu zaman anlık olarak yer eder insanın hayatında. herhangi bir filmin karesinde, kahvaltıda annenin hazırladığı kızarmış ekmekleri gördüğünde, birinden küçük bir hediye geldiğinde, yaz gelince markette karpuzun çıktığını gördüğünde, bütün çamaşırların kirliyken tam en arkada temiz bi t-shirt bulduğunda, yatağa girince yastık kılıfının yumuşatıcı kokusunu hissettiğinde, eve dönmek için bindiğin otobüs terminale yaklaşınca karşıdan anneni babanı gördüğünde, rüyanda ablanın öldüğünü görüp deli gibi ağlarken birden uykudan uyanıp gerçek hayatın sıcak bir battaniyenin altında sessizce devam ettiğini anlayıp pis pis sırıtmaya başladığında, aşuredeki bakla sana çıktığında, sipariş verdiğin pizzanın yanında haberin olmadan bi pizza daha geldiğinde, "deniz dalgalı ulan gitsem de giremicem" diye düşünüp zorla gittiğin sahilde denizin çarşaf gibi olduğunu görüp denize atladığında, alakasız bir günün akşamında eve döndüğün zaman salonda ailenin rakı-balık sofrası için seni beklediğini gördüğünde, duş alırken su kesildiğinde ve 5 sn sonra geri geldiğinde, istiklal'de yürürken ilkokula giden küçük bi kızçocuğu durup "abla saçların ne güzelmiş" dediğinde hissedilen şeydir mutluluk. çok güzel birşeydir ama kısacık sürer. kısacık sürer ve tadı insanın damağında kalır. insan bekler bir diğeri gelsin diye ama bu iki mutluluk arasına tonla huzursuzluk, sıkıntı girer. bu huzursuzluk yaşanılan mutlulukları aşarsa, insanın yaşamı oldukça kötü bir hal alır. ama gene de vaz geçemez yaşamaktan çünkü ipin ucunda anlık denilerek küçümsenilen mutlulukların bir daha asla yaşanmayacak olması vardır.

  • constantine

    yönetmenliğini (bkz: abdullah oğuz)'un yaptığı başrollerinide (bkz: özgü namal), (bkz: talat buluk) ve (bkz: murat han)'ın oynadığı türk filmi.

  • simurg

    öğrenci milletinin cuma akşamı

  • miniminnacik

    hafta içi bile 11'e kadar uyumak

    1
  • kararsiz ara bilesik

    dertlerin sadece unutulması durumu. geçicidir.

  • soli deo gloria

    hangi mutluluğu bırakmadık ki? bırakılmadık hiçbir şeyimiz kalmadı ardımızdan. kimi zaman çok severken gitti mutluluk, kimi zaman hayatın en dibindeyken buldu bizi. seni özlediğimi söylemedikten sonra, nasıl mutlu olurum ki? söylemeye bu kadar uzakken, sesim yetişir mi sana? her mutluluk dediğimizde mutsuzluk geldi peşimizden. biz kaçmaya çalışırken sessizliğimizden, mutluluk oyununda oynamayı bile beceremedik ki... bu yüzden yitirdiğimizin, yitirdiklerimizin adını anmak için anımsamak istedik ya hep mutluluğumuzu. ***

    1
  • start wearing purple

    --spoiler--

    - ben heç günah yapmadım, heç günah yapmadım..

    --spoiler--

    3
  • benbirbaskasi

    ''mutluluk yarına ait değil. o bir varsayım değil. mutluluk burada ve şimdi başlar...''
    salif keita

    2
    «
  • 15
  • »