oblomovluk

  • no input no output

    en güzel yanı yatağına uzanıp saatlerce tavanı seyretme olayıdır. müthiş.

    2
  • perturbator

    bir uyuşukluk değil, aksine fazla uyanıklıktır

    3
  • flou

    farkındalığı yüksek olan insanların yaşama ve topluma ayak uyduramama gibi sorunları olur. çünkü, en azından şu andaki bilimsel kaynaklar sonu gelmeyecek bir yaşam düzeyinde olmadığı için, kendi zamanlarında bir son olduğunu bilirler ve hayattan bilinçli bir vazgeçiş sendromu yaşarlar. dışarıdan tembel olarak gözükmelerinin sebebi hiçbir işe yaramaz, salak insanlar oluşundan değil, değmez olduklarını düşündüklerindendir. Kendini tamamen soyutlamak, tükenmişlik ve kendini gerçekleştirememe durumunu ortaya çıkarır. Bir nevi, yaşamıyor olmaktır. Fakat asla içlerindeki cevherleri bilemezsiniz. genelde de toplumlar bu gibi insanları dışlar, ötekileştirir ve yadırgar. Çünkü anlamazlar! eğer potansiyelini gerçekleştirip gözlerine sokarsan insan yerine koyarlar. biliyorsunuz, insanlar etiketlere bakarlar, hangi kalıplara girdiğine ve ne kadar ettiğine. acımasızdırlar. işte oblomovluk, tüm bunları boşverir. Zaten yalnızca anlayabilecek kapasitedeki insanlar kafidir ve diğerleri nefes alan fazlalıklardır.

  • ugurkaradeniz

    Oblomov, ivan Gonçarov'un 1859 yılında yayımlanan romanı.
    Oblomovluk, bilinçli bir tembellik/atalet halidir. Bir uyuşukluk değil, aksine fazla uyanıklık, her şeyin farkında olma, bir adım ötesini görme halidir. Ancak tüm bu farkındalık dolayısıyla sonunu gördüğü yolda ilerlemek istememenin getirdiği bir tükenmişlik ve kendini gerçekleştirememedir. Sosyal yaşamdan kopuş, topluma uyum sağlayamama, bilinçli bir vazgeçiştir.
    (bkz: ölüme eş bir uyuşukluk hali; bir başka deyişle yaşarken ölmektir) ve tembellerin birşey istemeye hakkı yoktur diye ekliyeyim her ne sebep olursa olsun buna hakkımız yok aşılması gereken bir durum.

  • erleichda

    teşekkürler.

    1
  • ugurkaradeniz

    ne demek faydalı olduysa.

    1
  • laf ebesi

    bana obmolov deyip duran biri var, küfür mü ediyor şimdi? lümpen mi diyor? annen evde mi mi diyor? tostunu yemiş öyle mi bekliyor?
    an la ma dım