oscar wilde

  • cynbaline

    oscar fingal o'flahertie wills wilde (d. 16 ekim 1854, dublin - ö. 30 kasım 1900, paris.) ünlü irlandalı oyun yazarı, romancı, kısa öykücü ve şair.

    iğneli uslûbu ile geç victoria dönemi britanya'sının en başarılı ve ünlü yazarları arasına girdi. bir dava sonucu fiili livata ve ahlaksızlıktan suçlu bulununca büyük bir düşüş yaşadı ve doğduğu ortamla tam bir zıtlık içindeki fakir bir otel odasında öldü.

    magdalen koleji'ndeyken wilde estetizm hareketindeki fikirleriyle tanındı. saçlarını uzattı, "eril" sporlara karşı küçümsemesini her fırsatta dile getirdi ve odasını papatya, lale ve benzeri objelerle dekore etti.

    söylentilere göre bu hareketi ona river cherwell'de bir boğma girişimine ve odasının dağıtılmasına yol açtı, fakat estetizm fikri halk arasında daha tanıdık ve olağan bir hale geldi. springfield republican gibi bazı yayınlar, wilde'ın boston gezisi sırasındaki estetizm ile ilgili konuşmalarından sonra onun anlayışının, güzelliğe ve estetiğe övgüden çok şöhret amacıyla yapılan bir hareket olduğuna karar verdi. ayrıca wilde'ın giyim tarzı da higginson gibi eleştirmenlerin odak noktası haline geldi. higginson, unmanly manhood gazetesine yazdığı mektupta wilde'ın dişiliğinin erkek ve kadınların davranışlarını etkileyeceğinden ve şiirinin erkekleri dişil züppeliğe yaklaştıracağından endişe duyduğunu belirtti. ek olarak wilde'ın edebiyatı, eşcinselliği ve kişisel imajını inceleyerek onun hayat tarzını ve eserlerini ahlaksız bulduğunu açıkladı.

    wilde, john ruskin ve walter pater'dan derin anlamda etkilenmişti. bu iki edebiyatçı sanatın hayattaki yeri üzerine makaleler yayımlamışlardı. wilde daha sonra ironik bir biçimde pater'in depresif duyguları hakkında yorum yapacaktı: pater'in ölüm haberi üzerine "o hiç yaşamış mıydı ki?” demişti. pater'in üslubuyla dorian gray'in portresi'nde “bütün sanatlar aslında kullanışsızdır." demişti. bu yorum edebi anlamda okunmalıydı çünkü filozof victor cousin tarafından oluşturulan "sanat sanat içindir." ideolojisini içinde barındırıyordu. 1879'da wilde, londra'da estetizm dersleri vermeye başladı.

    william morris ve dante gabriel rosetti'nin okulunun tanıttığı estetizm, ingiliz mimarisinde büyük yer edinmişti. ingiltere'nin önde gelen estetik sanatçısı wilde zamanının en göze çarpan simalarından biri oldu. yine de zaman zaman paradoksları ve esprili sözleri nedeniyle garipsendiği de oluyordu.

    estetizm, genel olarak gilbert ve sullivan'ın operası patience (1881)'ta karikatürize edilmişti. patience, new york'ta büyük başarı sağlamışken; estetizm, amerika'nın kalan kısımları için hala anlamsız bir isimdi. bu nedenle richard d'oyly carte, wilde'ı amerika'da yapılacak bir konferanslar serisine davet etti. d'oyly carte bu gezinin patience'ın başarısını daha da artıracağına inanıyordu. bu gezi wilde'ın 3 ocak 1882'de ss arizona gemisiyle amerika'ya varmasıyla başladı. bu olaya ait bir kanıt olmamasına rağmen, wilde'ın bir gümrük memuruna "deham dışında beyan edecek hiçbir şeyim yok." dediği rivayet edilir.

    amerika ve kanada'ya yaptığı tur sırasında wilde birçok kasaba eleştirmeni tarafından ayıplandı. the wasp wilde, estetizmi küçümseyen bir karikatüre gazetesinde yer verdi.

    ingiltere'ye döndükten sonra wilde, pall mall gazette'de 1887'den 1889'a kadar köşe yazarlığı yaptı. daha sonra woman's world dergisinin editörü oldu.

    wilde hayatının büyük bir bölümü boyunca sosyalizmi destekledi. ayrıca özgürlükçü yanını da sonnet to liberty şiiriyle gösterdi. wilde ayrıca bir pasifistti. ve "özgürlük kanlı elleriyle geldiğinde onunla el sıkışmak zor olacak." demişti. politika hakkındaki ana yazısı "sosyalizmin etkisindeki insan ruhu" dışında daily chronicles'a hapishane reformunu destekleyen yazılar yazmıştı.

    lady florence dixie'nin 1890'da yazdığı gloriana ya da 1900 devrimi adlı romanda hector l'estrange kılığındaki gloriana'nın avam kamarası'na seçilmesiyle kadınlar oy hakkı kazanıyordu. dixie'nin l'estrange karakterini yaratırken wilde'ı temel aldığı açıktır.

    wilde çoğu yerde biseksüel olarak nitelendirilmesine rağmen kendini yunan kültüründen gelen bir erkek aşkı geleneğine bağlıyor ve sokratik olduğunu iddia ediyordu. şu kişilerle birliktelik yaşamıştı (kronolojik sıraya göre): frank miles, constance lloyd (karısı), robert baldwin ve lord alfred douglas. wilde ayrıca birçok jigoloyla da beraber olmuştu.

    tarihçiler genellikle wilde'ın homoseksüelliğinin farkına 17 yaşındaki robert ross'a aşık olduktan sonra vardığını söylerler. neil mckenna'nın the secret life of oscar wilde adlı biyografisinde wilde'ın homoseksüelliğinin farkına 16 yaşındayken başka bir genç erkeği öptüğünde fark ettiği yazar. mckenna'ya göre wilde 1874'te oxford'a vardıktan sonra cinselliğin keşfetti ve daha çok esmer ve sıska erkeklerden hoşlandığını öğrendi. 70'lerin sonlarına doğru wilde eşcinsel aşkı konusunda kendisiyle aynı düşüncelere sahip bir arkadaş grubuna sahipti ve bu sıralarda walt whitman'la tanıştı. bir arkadaşına whitman'ın cinsel tercihini açık edecek biçimde "walt'ın öpücüğü hala dudaklarımda" dediği bilinir. wilde tüm bunlara rağmen hayatından çok da mutlu olmamış olacaktı ki, kendini iyileştireceği umuduyla 1884'te constance lloyd ile evlenmişti.

    wilde, ross'la ilk tanıştığında kendi cinselliği konusunda hala tam olarak bilgili değildi. ross, wilde'la tanışmadan önce de ona hayrandı ve victoria döneminin katı ahlak anlayışına karşı ilgisizdi. sonraları ross, lord douglas'a wilde'ın ilk erkeğinin kendisi olduğunu söyleyerek aralarında büyük bir kıskançlık başlattı. wilde kısa zamanda içinde genç erkeklerin bulunduğu bir hayata atıldı. ona göre ilişki panterlerle ziyafet çekmek gibiydi ve tehlike zevkin yarısıydı. hemcins aşkı ilk kez bay w.h.'nin portresi adlı yapıtında işledi.

    1891 yazında lord douglas onu şair lionel johnson'la tanıştırdı. aralarında büyük bir dostluk başladı. bu ilişkinin cinsel bir içeriği olmadığını, sadece entelektüel seviyede olduğunu daha sonraları lord douglas söyleyecekti.

    bir süre sonra wilde'ın lord douglas ve alfred taylor'la ilişkileri basında yer etmeye başladı. aktör charles brookfield'in de yardımıyla polisler wilde'ın londra suçlularıyla olan ilişkisini açığa çıkardı ve wilde dava edildi.

    dava halkın büyük ilgisiyle 3 nisan 1895'te başladı ve aynı şekilde 25 mayıs'ta wilde'ın büyük ahlaksızlık suçu nedeniyle iki yıl kürek hapsine çarptırılmasıyla bitti.

    ilk başta pentonville'de ve sonra wandsworth'te yatan wilde en sonunda reading zindanı'na transfer edildi.

    bundan sonra mahkum c.3.3. olarak bilinen wilde'a ilk başta kalem kağıt bile verilmemişti; fakat daha sonra bu ihtiyacı karşılandı. hapis günlerinde douglas'a 50.000 kelimelik bir mektup yazdıysa da gönderme şansı bulamadı. ölümünden sonra mektup ross tarafından kısaltılarak de profundis adıyla basıldı. 1962'de tam hailyle oscar wilde'ın mektupları adı altında yaymlandı.

    hapis hayatı wilde'a hiç yaramamıştı ve hayatının kalan üç yılını beş parasız bir halde geçirdi. yine de hızlı bir biçimde eski zevklerine döndü. reading zindanı baladı bu yıllarda yayımlandı. son yıllarını geçirdiği hotel d'alsaceta, daha önce hiç yapmadığı kadar cüretkar şeyler yaptığı söylenir.

    wilde 30 kasım 1900'de menenjitten öldü. ölmeden hemen önce peder cuthbert tarafından katolikliğe tekrar kabul edildi. ölürken otel sahibi ve papaz yanındayken ünlü "ya duvar kağıdı gider, ya ben." sözünü söylemiştir. vefatının ardından cimetiere de bagneur mezarlığına gömüldüyse de, daha sonra yine paris'teki ünlü pere lachaise'e taşındı ve sir jacob epstein tarafından tasarlanan ve üzerinde erkek melekler olan mezartaşının altına gömüldü. mezarı bugün bile hayranlarının öpücük izleriyle kaplıdır.

    2
  • mayonezliarmut

    betimleme gücü maksimum seviyede olan, güzel romanları olan yazar.

    1
  • the mask

    harika bir anlatıma sahip ve betimleme gücünü mükemmel bir şekilde kullanan sonzamanlarda ezel adlı diziden beri ağızlada sıkça duyulan "herkes öldürür sevdiğini..." dizelerininde adı bilinmeyen sahibi.

    1
  • ugrajiba

    kelimelerindeki duyguyu mıh gibi adamın beynine kazıyan, eşcinsel olan yazar.

    1
  • delgree

    yazdıklarını okuduktan sonra kendisine olan ilgimin maksimuma çıkmasına sebep olan ve sonrasında kendi çizdiği resimlerin yaşadığı dönemin ne denli ilerisinde olduğunu farkedip birkaç kat daha şaşırmama engel olamadığım 'sanatçı'.

  • etagorretni

    ''hepimiz çamur içindeyiz ama bazılarımız yıldızlara bakar.''

    2
  • jedikedi

    "hayatları boyunca sadece bir kez seven insanlar geri zekalıdır. onlara sorarsanız bunu sadakatleri ve doğrulukları ile izah ederler. bana kalırsa, tembellikleri ve hayal gücü yoksunluklarındandir."

    işte, tamamen budur. biz hayal gücü yoksun insanlarız belki de. dank eder sözleri, aforizmaların kralı.

    2
  • constantine

    '' kadınlar anlaşılmak için değil sevilmek için yaratılmıştır'' diyen büyük insan.

    3
  • otuz karaktermis bura ona gore

    (bkz: bana lükslerimi verin ihtiyaçlarım olmadan da yaşarım)

    3
  • gotumser

    bir kadının kendisine tamamen normal bir insanmış gibi davranmakta ısrar eden bir adamla mutlu olması nasıl beklenebilir ki? demiş yazardır.

  • oblomov

    pomegranate metaforunu pek sever.

    1
  • supurgesizcadi

    'nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen kimsedir' diyen tatlı adamdır. facebook edebiyatçısı olmuştur şu günlerde malesefki.

  • tevekkeli degil

    "bir kadının yaşamı duygusal eğrilerden oluşur; erkeğin yaşamı aklın düz çizgileri doğrultusunda gelişir." demiştir.

  • eternalsunshine

    (bkz: dorian gray'in portresi)

  • samadoluaslani

    çok büyük bir yazardır ama maalesef ülkemizde ezel dizisinden sonra tanınmaya başlamıştır.ülkemizde maalesef böyledir.çok da değerli işlere imza atsan popüler kültür,medya vs gibi olguların içinde yer almazsan kimse tanımaz seni.koskoca tuncel kurtiz'i bile kaçımız tanıyorduk ki ezel'den önce.

    1
  • yokedici

    dorian gray'in portresi adlı kitabın muhteşem yazarı.
    zaten dorian gray'in kendiside her türlü zevkin içersinde homoseksüel yakınlaşımınıda yine kitabın içersinde belirtmiştir.

    hani kişisel seçimdir ama "delikanlı adam erkek erkege öpüşmez uleynn" diyesim var.

    1
  • fresa

    der ki;

    gariptir kadınlar.. "kendilerini güldüren erkekleri sadece severler; onları ağlatanlara ise aşık olurlar."

  • belkioylebelkiboyle

    the happy prince i okuyupta gozlerde nemlilik oluşmayan insana ben insan demem şahsen.

    1
  • fresa

    tapılası aforizmalara sahip muhteşem yazar. misal;

    ' evliliğin temel ilkesi iki tarafın da birbirini anlayamamasıdır. '

  • sekiz

    tarihler 30 kasım 1900 ü gösterdiğinde, kaldığı otelin sahibi ve papaz yanındayken telafuz ettiği ''(gbkz: ya duvar kağıdı gider, ya ben)'' sözü ile, ölüme esprili bir dille gittiğini fark ettik.

    aslında bakmayın hepimiz az biraz ramiz dayıdan öğrendik oscar wilde ı.
    ama olsun önemli olan medeni cesaret gösterip bunu itiraf edebilmek.

  • elekcii

    (bkz: dorian gray'in portresi)

  • murdock

    ezel i meşhur eden adamdır herkes öldürür sevdiğini dizeleriyle yankılandı tüm facebook alemi

  • nitro

    bir akşam oturup, kimle karşılıklı içki içmek istersin, dese lambadan çıkan bir cin; işte onun cevabıdır. büyük insan.

  • kendini asan zenci

    sırf eşcinsel oluşundan ötürü sadece yaşadığı dönemde değil hala baskılara maruz kalan* ''insanların yüzde doksanı yaşamazlar, sadece vardırlar.'' diyerek insanoğlunun ruhsuzluğunu yüzüne vuran edebiyat dehası.

  • deus avertat

    kisa oyku yazaridir ayni zamanda. muazzam bir oykusunu bilirim, fakat buraya alintilayacak sizlerle paylasacak degilim.