six days

  • hannibal barca

    mos def adlı sanatçının şarkısını tekrar düzenleyen dj shadow'un ortaya çıkardığı güzel çalışma. hızlı ve öfkeli serisinin tokyo drift filminde kulaklarımızın pasını silmektedir. aracınızda bulunmasında fayda vardır; lakin sakin ve derinden seyrederken dinlenebilecek şarkılardandır.
    six days remix

  • don draper

    sunday
    tuesday
    wednesday
    thursday
    friday
    saturday'dir.
    *

    2
  • gordon freeman

    tokyo drift remix çevirisi işte burda ;

    -I get a feeling there's going to be a riot
    Bir kargaşa çıkacak gibi hissediyorum

    -I don't read the newspapers because
    Gazeteleri okumuyorum çünkü
    -They all have ugly prints
    Hepsinde çinkin resimler var

    -At the starting of the week
    Haftanın başında
    -At summit talks you'll hear them speak
    Zirve toplantısında onların konuştuğunu duyacaksın
    -It's only Monday
    Sadece pazartesi [sadece p.tesi olan olay]
    -Negotiations breaking down
    Müzakereler bozuluyor
    -See those leaders start to frown
    Bak, şu liderler kaşlarını çatmaya başladı
    -It's sword and gun day
    Kılıç ve silah günü

    -Tomorrow never comes until it's too late
    Yarın, (bizim için artık) çok geç olana kadar gelmez [yarınlar iş işten geçmediği sürece gelmez]

    -You could be sitting taking lunch
    Oturmuş öğlen yemeğini yiyor olabilirsin
    -The news will hit you like a punch
    Haberler sana yumruk gibi vuracak [haberleri alınca beyninden vurulmuşa döneceksin]
    -It's only Tuesday
    Sadece salı günü [sadece salı olan olay]
    -You never thought we'd go to war
    Savaşa gideceğimizi asla düşünmedin (aklının ucundan bile geçmedi)
    -After all the things we saw
    Gördüğümüz herşeyden sonra
    -It's April Fools' day
    Nisan aptallar günü [1 nisan]

    -Tomorrow never comes until it's too late
    Yarın, (bizim için artık) çok geç olana kadar gelmez [yarınlar iş işten geçmediği sürece gelmez]
    -Tomorrow never comes until it's too late
    Yarın, (bizim için artık) çok geç olana kadar gelmez [yarınlar iş işten geçmediği sürece gelmez]

    -You hear a whistling overhead
    Havada (o karmaşa içinde)bir ıslık sesi duyarsın
    -Are you alive or are you dead?
    Canlı mısın ölü mü?
    -It's only Thursday
    Sadece perşembe [sadece perşembe olan olay]
    -You feel a shaking on the ground
    Yerde bir sarsıntı hissedersin
    -A billion candles burn around
    Etrafta milyarlarca mum yakılmış
    -Is it your birthday?
    Bu(gün) senin doğum günü mü?


    -Tomorrow never comes until it's too late
    Yarın, (bizim için artık) çok geç olana kadar gelmez [yarınlar iş işten geçmediği sürece gelmez]
    -Tomorrow never comes until it's too late
    Yarın, (bizim için artık) çok geç olana kadar gelmez [yarınlar iş işten geçmediği sürece gelmez]

  • parliament mavisi

    israil ile arap ittifakı arasında geçen altı gün savaşlarının konu edindiği şarkı. böyle gülüp eğlenip kopuyorsunuz ama hikayesi acıdır. hatta şarkı sözlerinde de geçer bu dramatik anlar.


    At the starting of the week
    at summit talks, you'll hear them speak.
    It's only Monday...
    Negotiation's breaking down.
    See those leaders start to frown.
    It's sword and gun day.
    Haftaya başlarken,
    zirve toplantısında onların konuşmalarını duyacaksın.
    Daha günlerden Pazartesi...
    Müzakere dağılıyor.
    Şu kaşlarını çatmış liderlere bak.
    Bu silahları kuşanma günüdür.


    Tomorrow never comes until it's too late.
    "Yarın" asla iş işten geçmeden önce gelmez.

    You could be sitting taking lunch.
    The news will hit you like a punch.
    It's only Tuesday...
    You never thought we'd go to war,
    after all the things we saw.
    It's April Fools' day.
    Belki de oturmuş öğle yemeğini yiyorsundur,
    haberler yumruk gibi tepene inecek.
    Daha günlerden Salı...
    Asla savaşa gideceğimizi düşünmemiştin,
    gördüğümüz onca şeyden sonra.
    Bu "nisan bir" günüdür.


    Tomorrow never comes until it's too late.
    "Yarın" asla iş işten geçmeden önce gelmez.
    We'll all go running underground
    and we'll be listening for the sound.
    It's only Wednesday...
    In your shelter, dimly lit,
    take some wool and learn to knit.
    'Cause it's a long day.
    Hepimiz yer altına koşuşturacağız
    ve şamatayı dinliyor olacağız.
    Daha günlerden Çarşamba...
    Loş sığınağında,
    biraz yün al ve örmeyi öğren.
    Çünkü uzun bir gün olacak.


    Tomorrow never comes until it's too late
    "Yarın" asla iş işten geçmeden önce gelmez.

    You hear a whistling overhead;
    "Are you alive or are you dead?".
    It's only Thursday...
    You feel the shaking of the ground,
    a billion candles burn around.
    Is it your birthday?
    Yukarıdan bir uğultu duyuyorsun;
    " Hayatta mısınız yoksa öldünüz mü?"
    Daha günlerden Perşembe...
    Toprağın titremesini hissediyorsun,
    etrafta bi milyar yanan mum var.
    Doğum günün mü?


    Tomorrow never comes until it's too late.
    "Yarın" asla iş işten geçmeden önce gelmez.

    Although that shelter is your home,
    a living space you've made your own.
    It's only Friday...
    As you come out to the light,
    can your eyes behold the sight?
    It must be Doomsday.
    O sığınak senin yuvan bile olsa,
    kendin için yaptığın bir yaşama alanı...
    Daha günlerden Cuma...
    Aydınlığa çıkarken
    gözlerin etrafı görebilecek mi?
    Bu kıyamet günü olmalı...


    Tomorrow never comes until it's too late.
    "Yarın" asla iş işten geçmeden önce gelmez.

    Ain't it funny how men think,
    they made the bomb, they are extinct.
    It's only Saturday...
    I think tomorrow's come, I think it's too late.
    I think tomorrow's come, I think it's too late.
    Think tomorrow's come... I think it's too late.
    Adamların düşünme şekli komik değil mi;
    bombayı yapıyorlar, soyları tükeniyor.
    Daha günlerden Cumartesi...
    Sanırım "yarın" geldi, sanırım iş işten geçti.
    Sanırım "yarın" geldi, sanırım iş işten geçti.
    Sanırım "yarın" geldi... sanırım iş işten geçti.


    (bkz: altı gün savaşı)

    2