• avustralya yerlilerinin dini sistemleridir.

    esasında, kıta genelinde birçok farklı kabile var ve bunların inanışları, dilleri ve kültürleri arasında ciddi farklar var. biz buradan bakınca hepsini tek tip görüyoruz ama değiller. diğer yandan, bu kabilelerin dünya ve evren tasavvurları doğal olarak birbirine yakın. baştan sonra herkesin mutabık olduğu bir dini ideolojiden bahsetmek mümkün olmasa da bu kabilelerin inanışlarındaki ortak unsurlardan söz edebiliriz.

    bu dini anlatılara göre, dünyanın işleyişinden doğaüstü varlıklar adı verilen birtakım ruhlar sorumlu. mircea eliade'ın avustralya dinleri kitabından bir alıntı yaparak konuyu netleştirebiliriz.

    --- spoiler ---

    avustralya'nın dinsel sistemi doğaüstü varlıkların düş zamanında gerçekleştirdiği paradigmatik edimlerin yinelenmesine dayanır. avustralya yerlisi bu tanrısal modelleri sürekli taklit ederek dünyasını canlı tutar ve bereketli olmasını sağlar. sonunda "tinsel" bir ölüm sonrası varoluşu mümkün kılar. dolayısıyla yapısal olarak avustralya ve brahman ritüel ideolojileri arasındaki sürekliliğin kesintiye uğraması söz konusu değildir.
    --- spoiler ---

    aranda kabilesinin inanışlarına göre, dünya bildiğimiz anlamda var olmadan önce yeraltı ve yer üstü olarak iki bölümden ibarettir. doğaüstü varlıklar, yeraltında binlerce yıl süren bir uykuya dalmışlardır. yer üstünde ise biçimden yoksun varlıklar vardır. bu amorf varlıklar esasen insanların, ağaçların, hayvanların atalarıdır. insanlar, yer üstündeki suların içinde kolları, bacakları, ağızları ve burunları olmayan embriyonik varlıklar veya az gelişmiş bebekler olarak çaresizce yaşarlar. sonra doğaüstü varlıklar uyanır ve güneş onların uyanışıyla yeniden doğar. bu ruhlar, yeryüzündeki zavallı amorf canlılara nüfuz ederek onları şekillendirir ve bedenlerinde yeniden doğar.

    kıtadaki kabilelerin birbirlerinden farklı inanışlara sahip olduğunu söylemiştik. mesela kaitish kabilesinin yaratılış anlatısı bir baba-tanrı figürü olan atnatuile başlar. atnatu, gökyüzüne gidip burada kendine bir ev kurar, evlenir ve çocukları olur. ancak oğulları kutsal ibadetleri yerine getirmediği için onları dünyaya sürer. sürgün edilen bu tanrılar ise insanlığın ataları olur.

    aranda ve kaitish kabilelerinin anlatıları arasında fark var. ancak bir benzerlik de var, ikisi de insanların atalarının tanrılardan ve ruhlardan dönüştüğüne inanıyor.

    şimdi, birçok dinde olduğu gibi, avustralya inanışlarında da yaratılış anlatısının insana yüklediği bir sorumluluk var. yani doğaüstü varlıklar tarafından yaratılmış olmak bazı ritüelleri ve pratikleri zorunlu kılıyor. şurada bahsetmiştim:

    (see: #26341)

    yukarıda referans verdiğim entryde de belirttiğim gibi, avustralya dinlerinde tinsel ve maddi dünyalar arasında bir geçirgenlik olduğuna, insanın ruhlar alemine yolculuk edip geri dönebileceğine inanılıyor. üstelik bu yolculuk yaşamın sıradan rutinlerinden biri olarak görülüyor. yine aynı kitaptan bir alıntı yaparak durumu daha iyi anlatabiliriz.

    --- spoiler ---
    kıtanın bazı kesimlerinde akrabaları can çekişen bir adamın etrafında toplanır ve kabilenin totemine ilişkin şarkılar söylerler. bu ölmek üzere olan adamı rahatlatır ve kutsal ruhlar dünyasına dönmesi için onu hazırlar. elinden geldiğince o da atalarına eşlik eder. murninglerde şarkı adamın babasına ve atalarına bir çağrıdır. bilgi kaynaklarından birisinin açıklaması şöyledir; "şarkı söylemeseydik geri dönemeyebilirdi, çünkü kötü hayaletler (mokois) onu yakalardı ve onu alıp yaşadıkları vahşi ormana götürürlerdi. büyük babalarının ve atalarının gelip onu alması, toteminin geldiği klana geri götürmesi daha iyi.
    --- spoiler ---

    sonuç olarak; avustralya dinlerine göre insan yaşamı, hiç bitmeyen ruhani bir süreklilik içindedir. uykuda olan ruhlar uyanır, bedenlere nüfuz ederek maddi dünyada var olur, bu dünyadan ruhani aleme yeniden yolculuk yapar. ortada semavi dinlerde olduğu gibi creatio es nihilo yani hiçlikten yaratma durumu yoktur.

  • aborjinler çok önemlidir. batı düşüncesinin ne kadar sığ olduğunu gösterir