• ben soyunmalarına tam destek veriyorum aktivistlerinin. şaka bir yana ama bazen kadınlar olayı çok çarpıtıyor. ben bir erkek olarak o kadar hakkım yendi ki maalesef karşımdaki kadın olunca tüm yasalar kadından yana. özellikle boşanmış eşlere bakın eğer belli bir statüye sahipse erkek hep madur ediliyor özellikle çocukları bakımından. ama kro falansan ve cezayı göze alıyorsan o zaman kadına kan kusturabiliyorsun. yani düzgün adama feminizim öküzlere her şey serbest.

  • tüm yasalar kadınlardan mı yana? ben başka bir ülkede yaşıyorum herhalde yaa. çünkü benim yaşadığım bu ülkede, karar veren yargının çoğu erkek, kolluk kuvvetlerinin çoğu erkek, hükumet erkek, iş yerinde müdürlerin çoğu erkek.. aynı tecrübe aynı statüye rağmen kadına daha düşük maaş veren şirketler bile var.
    o kadınlardan yana olan yasalar kadınları ne kadar koruyor? polis tarafından kaç kadın karı koca arasında olur böyle diye evine gönderilip dayak yedi ya da öldürüldü? kaç kadın uzaklaştırma kararına rağmen katledildi? kaç kadın cinayetinde kadının eteği, o saatte orada ne işi olması konuşuldu? minibüste şort giyiyor diye tekmelenen kadın değil miydi? ben mi yanlış hatırlıyorum?
    hiçbir kadın akşam yolda tedirgin olmadan tek başına yürüyemiyor. siz kalkmış yasalar kadınlardan yana diyorsunuz. kadınların haklarını koruyan medeni kanunu sadece kendi açınızdan yorumluyorsunuz. yine erkek olan babaları tarafından okutulmayan, zorla evlendirilen, seçme şansı olmayan kadınlar da var. dönecek bir evi olmayan kadınlar da var. kocası tarafından çalıştırılmayan kadınlar var. bu nafakalara ağlaşırken sadece kendi çevrenize göre değerlendiriyorsanız, eş seçiminizde doğru adımlar atın ki nafaka talep edilme durumuyla karşılaşmayın. 3 kuruş veriyorsunuz diye başka türlü bir hayat bilmeyen, öğretilmeyen, öyle bir şansı olmayan kadınların haklarına göz dikmeyin.
    kadın cinayetlerinde mağdur suçlayıcılığı da bırakın artık da bu toplumun o kadınların erkek seçiminde nasıl bir etkisi ve baskısı var bir düşünün bir zahmet. asıl problem tam da burada, her olayı ve süreci kendi kısıtlı çevrenize göre değerlendirmenizde.
    keşke durumlar sizin dediğiniz gibi olsa da feministler bu zihniyetle mücadele etmek zorunda kalmasa. ama işler öyle değil, gördüğünüz gibi çok da güzel ahkam kesiyorsunuz kadınlarla ilgili her mevzuda.

  • ucuz ırkçı mısın bilemem ama kadın düşmanı olduğun kesin. sana prim veren kadının aklından şaşarım, öyle bir kadın düşmanlığı. muhatap olmaya değmeyecek cinsten. ama sen bu manipülatif zırvalarınla insanı mecbur bırakıyorsun. kadın cinayetleri için ses çıkaran en önemli platform her kadın cinayetinde olduğu gibi gerek sosyal medyada gerek senin haberinin olmayacağı şekilde kurbanın ailesine desteğini veriyor, sesini çıkarıyor. kimseye farklı bir tarife uygulamıyor. mesele bu da değil çünkü sen kimsin ve senin fikrinin ne önemi var?
    kadın cinayetlerini önlemek, gerekli cezaları vermek kadın platformlarının işi mi? keşke asıl işini yapması gerekenler işini yapsa ya da erkekler kadınları öldürmese de onlara hiç gerek olmasa. yani bunu sorgulayacağına, koskoca derya deniz bir medyayı sorgulayacağına ki onlar daha geniş kitlelere hitap ediyor kalkmış kadın platformlarını hedef gösteriyorsun. ekşi sözlük'te neden gündem olmamış? sen burada neden gündem yapmadın, bu kadar iyi niyetliysen?
    neyse, finlandiya uluslararası toplumsal cinsiyet eşitliği ödüllü kadın cinayetlerini durduracağız platformu kadın meclisleri ile birlikte paylaşımını yapmış, ölü taklidi falan yapmamıştır.

  • zannediyorum sizin derdiniz zehra bayır'ın kendisi, öldürülmesi, kadınların bi şekilde birileri tarafından her gün öldürülmesi ve eziyet görmesi değil. sizin derdiniz size göre "diğer" taraf olarak adlandırılacak tarafa bişeyler yıkabilmek. bu kaçıncı bilemiyorum, sürekli bu canice öldürülen kadını kullanarak kandil, pkk, kürtçü, feminist birilerine giydirme derdinde yazılar görüyorum. bunların hiçbirinde de bu kadının neden öldürüldüğü, kadınların türkiyede neden sürekli eziyet gördüğüyle alakalı bişey yok.
    boş, karşıya nasıl bok atarım propagandası. lafı güzaf. türkiyenin çoğunluğu gibi yani. oturun, 0.

  • üzmeyin şu erkekleri kızlar, zırlamaları bitmiyor sonra.

  • ikiye ayrılır.

    a. feminizm,
    b. türk tipi feminizm.

    feminizmi, kadın haklarının korunması ve kadın-erkek arasındaki eşitsizliğin ortadan kalkması amacıyla yürütülen toplumsal hareketler şeklinde tanımlamak mümkündür. türk tipi feminizm ise eğitimsiz bireyler tarafından bokunun çıkarılması, sürecin sürdürülebilir bir cehalet nedeniyle son derece yanlış yönetilmesi ve kontrolün kaybedilerek ortadoğu'ya has bir zorbalığa dönüştürülerek içinden çıkılamaz hale sürüklenmesi halidir.

    ben kendimi feminizmi destekleyen biri olarak tanımlıyorum.

  • ulu orta tanımlama sen yine de ollycim yaa. göbeği açıkta bırakan kıyafet konusunda ahkam kesmelerin falan vardı diye hatırlıyorum. bir de kurban suçlayıcı bir yaklaşımın olmuştu kadınların yanlış tercihleri dolayısıyla.

  • ağır ithamlar var.

  • hak arayışı eğer radikal olmazsa, hakkınızı gasp edenin vicdanına sığınmış köleden farksızsınızdır. radikal olup gücü elinde bulunduranı zorlayacaksınız ki, hakkınız olanı aldığınızda bu sizin mücadeleniz ile olmuş olsun. ancak erk sahibi bunu hiç sevmez, bu tarz arayışları hep karikatürize ederek zayıflatmaya çabalar. sol ideolojilere yapılan da budur, kadınlara yapılan da budur, eşcinsellere yapılan da budur. sürekli olarak farklılıkları ve radikal fikir ve davranışları karikatürize edilerek "bunun nesine saygı duyayım?" algısı pompalanır.

    düzene karşı olan eylemin düzenin kuralları içinde olması bekleniyor. daha saçma çok az şey vardır. hak arayışı radikal olmak zorundadır, doğası budur. her mücadele, kendi içinde çelişiklik taşır ve bu da ezilenin en doğal, en anlaşılabilir halidir. bu birkaç fikrin, birkaç savunucuna özel bir şey değil, herkes için geçerli bir durum. hayatın hangi alanında olduğu fark etmez, oklar size döndüğü anda, oklar başkasına çevrili olan halinize göre çelişkiler barındırırsınız. bu sizin makul isteğinizdeki niyetinizden pek de bir şey kaybettirmez.

  • saygıdeğer sezciğim, belli ki seninle aramızda pek de hatırımda olmayan bir husumet vuku bulmuş. zira çok saygıdeğer bir eşim ve şipşirin bir kızım olduğunu unutmaya devam ederek olumsuz tavırlarına devam ediyorsun.

    cümlelerimi türkçe kurmuştum o bahislerimde. daha iyi anlayabilmen için ingilizce ya da daha iyi anlamanı sağlayacak başka herhangi bir dilde kurmam gerekiyorsa söyle, onun için de çaba sarfedeyim?

    daha bugün kızım tamamiyle kendi tercihleri doğrultusunda göbeğini açıkta bırakan bir bluz çaktı bana. elbezinden bi'tık küçük, arkadan iple bağlamalı son derece ciciş bir bluz. benim orada bahsettiğim şey buna dair özgürlüklerin kısıtlanması değil, bu kıyafetin doğru kullanım ya da yanlış kullanım ayırt edilmeden üniforma haline getirilmesineydi.

    ne bahsinin yapılması adına önemli bir fikirdi, ne de eleştirmeye önemli bir fikirdi.