• kıymetliiimmmssss. sonlara doğru çok bozsa da o hala benim biricik bebeğim. hafızamın lost bölümünü sildirip tekrar baştan izlesem keşke.

  • sayende hayatımda acıdığım en büyük zaman dilimi. geçmişe dönüp baktığımda beni bu kadar çok üzen başka bir kayıp zaman yok.

  • çaylaklık talebiniz onaylanmıştır.

  • parli'ye inanmıyorum. hafızamın lost bölümünü sildirmeme benim açımdan ihtiyaç yok. her seferinde aynı zevkle yeniden başlıyorum. asla onun gibisi gelmeyecek.

    yalan rüzgarı, cesur ve güzel gibi diziler 30-40 senedir hala yayındalar. "aman efsanesi bozulmasın," mukabilinden göt korkusu yaşayıp bu denli rağbet gören bir diziyi devam ettirmemek çok anlamsız. şu gün olsa hala izliyordum. bu tartışmasız...

  • - "yalan rüzgarı ile cesur ve güzel 30-40 senedir hala yayında, rağbet gören bir diziye şanı yıllarca yürüsün diye final yaptırmak ne anlamsız," dememi lost pembe dizi olsun dediğim yönünde mi tanımlayabildin gerçekten? yani sen kalkmış kısır yapabiliyor olmam ile lost'un pembe dizi olmasını istiyor(muş) olmam arasında bir bağ kurup bunun çelişkili yönlerini ele alan cümleler sarfedebiliyorsun ancak ara ara hesabı çaldıran ben oluyorum, öyle mi efen'im? pek teşekkür ederim.

    yani yukarıdaki entriyi açıklamam gerekeceği hiç aklıma gelmemişti ama madem gerekli, izah edeyim.

    efendilerin efendisi baruun efendi... cesur ve güzel derken, yalan rüzgarı derken, uzun süredir ekranlarda var olan projelerden bahsediyorum. seni daha mutlu edecek bir örneği ele alalım madem; mesela star trek? star trek'in ilk yayınlandığı tarih biliyorsun ki 1966. yaklaşık 60 yıla yakındır gerek sinemada, gerekse de dizi olarak ekranlarda ve/veya platformlarda. star trek discovery şu anda netflix'te. star trek picard ise prime video'da. ayrıca eski sezonlara ait bölümleri de platformlar kendi aralarında paylaşmış durumdalar. filmlerine de heryerde rastlıyorum.

    sence star trek pembe dizi mi baruuncuğum? veya star wars? 2008 senesinden bu yana 14 senedir her sene envai çeşit filmi yayınlanan marvel serileri pembe dizi mi? senin meseleye bakışın bu yönde olabilir diye düşünecek olursak şayet bir de subjektif olarak bakalım meseleye ve o yönde bir soru soralım? sence bu eserlerin yapımcıları yalan rüzgarı ile cesur ve güzel'deki pembe dizi atmosferinden mi esinlenmişlerdi? uzun süredir yayınlanıyor olmaları onları pembe dizi sınıfına sokmuyor, değil mi? peki ben dedim diye neden bunu yapıyoruz baruuncuğum? kısır tariflerimin lost düzlemindeki yeri nedir?

    sen bi'sana bakıyorum bi'entriye bakıyorum falan modülüne girme, bana pek bakma, illa bi'yerlere bakacaksan geç aynanın karşısına da aç kendi bi'taraflarına bak, o paralelden yorumlar yap kendine, tamam mı baruuncuğum?

    bir bu.

    madem bahsettik, gerisini getirelim; ikincisi... lost'un finali, seri uzadığı için insanları tatmin etmedi görüşü bence doğru değil. dünyada bu kadar çok izleyeni olduğu için beğenilmedi, hepsi bu. daha ikinci-üçüncü sezonlardan barındırdığı gizemin çözümüne dair milyonlarca olasılığın masaya yatırıldığı bir diziydi. dizide kimin kim olduğuna dair mayalardan tut, te ebesinin herekesine kadar yığınlarca analiz yapıldı. yani 250 milyondan fazla insanın ayrı ayrı kafa patlatmayı eğlence haline getirdiği bir dizinin finali elbette ki kimseyi tatmin etmeyecekti. olan da bu oldu.

    ben memnunum.

  • (see: #26995) bunadı o farkında değil

  • ekşi sözlüğün ekşi sözlük olduğu dönemlerde bu diziyi ingilizce izleyince övünen beyaz yakalılar vardı. bunların eyitilmeyeceğini söylerdim hep.

  • eyitim şart tabi.

  • turuncu saçlıları eğitmek mümkün değil.

  • bu da yeni adet mi efendilerin efendisi baruun efendi? "bi'entrye bakıyorum bi sana bakıyorum," dediğinde bundan rahatsız olabileceğimi düşünmedin mi? ne ki bu şimdi? n'apmışım ki bu denli şaşkınlık içerisinde kaldın? yüz kızartıcı suç mu işlemişim lost başlığı altında? ne şevkle arzuyla koşturup bi'entrye bakmışsın, bir bana bakmışsın arkadaş? geçen de filmler hakkında çok tuhaf şeyler yazmışım, kısır manifestosu yazmışım falan? hımm? bu koştura koştura eleştirmenin sebebi neydi ki?

    hayır, hem yapıyorsun ediyorsun, sonra bu kadar gerileceğini bilsem ilişmezdim diyerek bir daha topu bana atıyorsun? gerekli değil böyle şeyler bence...