• 1-paranın olmaması
    2-zamanın olmaması
    3-vizyonsuzluk

    para konusuna fazla girmeyeceğim. zamanın olmaması da şehirlere sıkıştırılmış insanların sabah akşam iş, ev döngüsü vs. vizyonsuzluk önemli bak. zengini de fakiri de dar görüşlü bu konuda. zenginler konumuz değil. derdim mavi ve beyaz yaka. geçenlerde burda kış kampı başlığına bir şeyler yazdım. sabahtan akşama kadar altılı ganyandan çıkmayan diko abi bunları hasan dağına bağlayacaksın ki adam olsunlar yazdı. yahu basit bi hobi ben zevk alıyorum bundan alla alla. bi kıza da hobilerin ne diye sordum mesala. aldığım cevap zorlu avm gezmek, internetten çantalara bakmak. bunlar hobiymiş:) başka insanlara da soruyorum en çok tatil yapmak diyen oluyor. peki nasıl tatil yapıyor? ege'de , akdeniz'de yazın beton bir otelin içine girip havuz başında internete fotoğraf yükleyip, akşama kadar güneşin altında yanıp akşam içki alıp günü sonlandırarak. zengini de aynı bu konuda. adamlar tatil kelimesinin anlamını bile bilmiyor.

    ben mesala küçüklükten beridir kuşlara ve doğaya ilgiliyimdir. burda kuş sapığı oldum. basit bir hobi bu da aslında. yarı profesyonel bir şekilde takılmak istiyorsanız alacağınız bir dürbün ve fotoğraf makinası. 20.000 lira falan tutar. onu da alırsınız 7 taksitle:)

  • bu dere düdükçünü bana mı laf koyuyor "7 taksit" göndermesiyle?

    napayım kardeşim rafine zevklerim varsa ve bu rafine zevkler uğrunda kısa vadeli araçlarla borçlanıyorsam? kime ne? bizim oralarda rafine zevk sahibi olmak çok yaygındır. bilen bilir; çorum, rafine zevkler diyarı olarak bilinir duayen rafine zevkçiler tarafından. e biz de o toprakların bir ferdiyiz, bir evladıyız. kimse kusura bakmasın. ben genetiğimin, mayamın gereğini yaptım. benim harcım bu! gidin başkasının üzerinden anlatın derdinizi.

  • kazım abi kariyer rekorunu kırmış olabilir bu uzun yazısıyla...

    helal valla, bu yaşta, bu uzunluk. yaşlı bir adam devamını okuyayım dedirtti hepimize.

  • izmir'deyim.

    geleceksen lozan kapısı'nda hesabımız ne ise görelim.

  • maddi varlıktan çok kültürel alışkanlıklarla alakalı bir durumdur.

    mimarimiz bunun en bariz örneği. yüksek bir yere çıkıp şehre baktığınızda karşılaştığınız manzara bir hafriyat yığınından farksızdır. binalar yalnızca fonksiyonel olmaları için inşa edilmiştir ancak onu da olamazlar. çünkü bu binaları inşa eden insanların ne estetik ne de tutarlılık gibi bir kaygıları yoktur. parayla alakalı bir durum da değil bu. polinezya yerlilerinin palmiye yapraklarından çatı yaptığı evler bile türkiye'deki binalardan daha estetik ve kullanışlıdır.

    konunun binayla ne alakası var? hayata bakışımız bu. türk kültürü kaliteli yaşam talep edinecek ve bu doğrultuda hobi sahibi olacak alanı tanımıyor insanlara. maddiyatın da şüphesiz etkisi var ancak temel meselenin kültür olduğunu düşünüyorum.

    karadeniz'in en güzel yerinde yaylası olup üstüne bok gibi betonarme bina diken adamın ne hobisi olacak?