yalnızlıklar

  • caute

    bir hasan ali toptaş kitabıdır...özeldir...enlerinizle paylaşılmalıdır.

    "gece gündüz seninle gezer yalnızlık;

    adımlarının önünde düşlediğin

    adımlarındır kimi zaman.

    biraz sonradır yani;

    sen buradayken

    mutfağa gidip sana dönen sendir.

    kapıyı kilitledim mi'dir yürüdükçe,

    musluğu kapattım mı'dır.

    ya da kollarının salınımında

    bir afişin rengini duymaktır ansızın;

    bir tekerleğin ağırlığını

    ayak izlerinde görmektir.

    yalnızlık düşen bir bardak sesidir

    dönüp baktığın,

    kırılan şarap şişesidir ya da

    ağzındaki cümleyi kana bulayan."

    1
  • tecahul-i arif

    tekilliğin çoğulluğudur.

  • migra

    canım hasanım ali'nin kitabı.

    neresinden bakılırsa bakılsın,
    her cümlede bir çift göz vardır
    ve her noktada bir insan.
    o insan ki, bakar bize ve ötemize;
    ve o insan ki, giyindiği zamanın gerisinden sorar
    hep
    kaygılanır, duraksar ve sessizdir;
    ve geldim demenin bir sessizliği varsa,
    öpüşelim demenin,
    sen hala gitmiyor musun demenin ya da
    ölmek istemenin bir sessizliği varsa,
    kelimeleri de vardır sessizliğin
    duruşun kelimeleri vardır;
    bakışın, uzanışın,
    gülüşün...

    ama, yalnızlığın kelimeleri yoktur.
    o, bütün kelimelerden oluşmuş bir kelimedir.

  • bert ve kermitle intihar etmek

    hasan ali toptaş'ın ilk baskısı 1990 yılında yapılan, şiirsel metinlerden oluşan ve yalnızlık'ın çoğulunu tasvir ettiği eser. daha çok nesirde tasavvur yeteneğini gördüğümüz usta, şiirsel deneyinin de harikalar yaratabileceğini açıkça göstermiştir. hatta şiirsel değil de direkt şiir yazmasını da arzulamışlığım da vardır. ama böyle tadımlık olması da başka bir yaz-... kitapta metinlerin şiir olmaması dolayısıyla parçalara isim değil, numara vererek etiketlemiştir. her bir sayı altında yalnızlığın çoğaldığını gittikçe fark ediyorsunuz. zira parçalar birbirinden kopuk değildir. tam tersine o an okuduğunuz parçadaki bir imgenin birkaç parça öncesiyle bile bağlantılı olduğunu görebilmeniz daha da zevk veriyor okurken size. hem duygusal hem akilane dokunuşların varlığı zaten doruğa çıkma sebebiniz olabilir. kitap sadece öznel olarak üç beş kişinin övgüleriyle yücelmiyor. şu anda adını hatırlayamadığım birkaç ödül aldığını bilmenin yanında, mahir günşiray'ın oyunculuğuyla tiyatroya aktarılmış olduğunu da söyleyebilirim.

    parçaların hangisini kendime "en beğendiğim" olarak seçeyim diye düşünürsem çok fazla uzun sürecek. bu nedenle "en sevdiğim" sayı üzerinden örnek vereyim istedim:

    "7.

    yalnızlık alıp karşısına kendini,
    öteki kendinlerle konuşmaktır.
    bakışmaktır, öteki kendinlerle;
    dövüşmektir.
    kimi zaman da, öldürmektir
    içlerinden sana en çok benzeyeni,
    benzemiyor diye.

    yalnızlık, öldürmektir."

  • sunshine

    "ben sensizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde.
    sensiz kalmamak için sendim o vakitler
    seni uyuyordum sürekli,
    seni içiyordum çay diye,
    cennet diye seni düşlüyordum

    ben yalnızlığı sensizlik sanmıştım her keresinde."

    (bkz: hasan ali toptaş)

    1
  • misa misa

    dinledikçe ruhumu dinlendiren, rahatlatan, huzur veren bir şarkı.

    Soner Avcu - Yalnızlıklar

    Başka gözlerle insanlara dokunsam
    Ben görünmez miyim?
    Aynı dillerde konuşsam
    Yetmez miyim?
    Kendi hikayemi yazmaya çalışsam
    Ben yenilmez miyim?
    Hiç değilsin
    Korkmam yalnızlıktan
    Kapat gözlerini...
    Seni görenlerden olsam
    Ahhhh...
    Kalmaz yalanlar kimseye
    Bozmaz hayaller o zaman
    Ahhhh...
    Hala umudum yanında

    Başka gözlerle insanlara dokunsam
    Ben görünmez miyim?
    Aynı dillerde konuşsam
    Yetmez miyim?
    Kendi hikayemi yazmaya çalışsam
    Ben yenilmez miyim?
    Hiç değilsin
    Korkmam yalnızlıktan
    Kapat gözlerini...
    Seni görenlerden olsam
    Ahhhh...
    Kalmaz yalanlar kimseye
    Bozmaz hayaller o zaman
    Ahhhh...
    Hala umudum yanında

  • yer mi lan anadolu cocugu

    kitabın ilk baskısı hasan ali toptaş’ın bilgisi haricinde basılmış. bir dostunun sürprizi gibi düşünün. hatta gibisi fazla, hasan ali toptaş’ın cebinde metelik olmadığı zamanlarda bir arkadaşı jest olarak bastırmış. ben bu hikayeyi kendisinden dinledim ama pek de ikna olmadım. bence biliyordu arkadaşının böyle bir şey yapacağını da mertliğe bok sürdürememiştir. neyse, çok da mühim değil.

    habersiz basılan bu kitap redakte edilirken hasan ali toptaş’ın kasıtlı yaptığı imlasal hatalar düzeltilmiş. hatta kelimelere bile müdahale edilmiş galiba. hasan ali toptaş’ın içine sinmemiş bu durum ama bir şey de diyememiş. -neticede bir nevi hediye-

    neyse, kitap ilk üç baskıda bu hatalı haliyle basılmış. hasan ali toptaş kitaptan soğumuş. tekrar basılmasına karşı çıkmış. yıllar sonra basımevinin baskılarına dayanamayıp orijinal haliyle tekrar basılmış.

    orijinal haliyle de berbat diyebileceğimiz bir kitap. yukarıdaki beğeni ifade eden entry sahipleri sosyal medyadan özlü söz paylaşan tipler sanırım.

    1