yaşama uğraşı

  • berserk

    başlığının açılmamasına şaşırdığım cesare pavese romanı.
    35 senesinden, intiharından bir hafta evveline kadar yazdığı, hayata karşı hissedemediği aidiyet ve de beşeri ilişkiler üzerine okunması gereken bir eser. kitaptan bir kaç alıntı yapalım.

    --- spoiler ---

    Kimbilir kaç kez o güvenli ve yerinde karara vardık: Ondan 'uzak duracak', ona sanki her şey şimdi başlıyormuş gibi davranacak, bu arada da onun her tutumunu biliyor olmanın getirdiği büyük avantaja sahip olacaktık. Ve kimbilir kaç kez bunu başaramadık? Niçinine bir bakalım. Yalnızlıkla bütünleşip onun karşısında kurban rolünü oynadık. Onun karşısında sakin ve hazır olmalısın; yalnızlığına dalmalısın. Artık kaya ol, dalga değil. '33'nte sandaldaki sağlamlığına yeniden kavuş. Boşalan içsel enerjini tazele. Rıza göster, talep etme. Bekle. Her dürtünün seni nerelere götüreceğini gör. O bildik alçaltıcı durumlara götüren bütün dürtülere egemen ol. Bunu yapamazsan, hiçbir şey yapamazsın.

    --- spoiler ---


    --- spoiler ---

    Hayatın alaycı yasalarından biri de şudur: Sevilen kimse, veren değil, alan insandır. Sevilen kimse vermez, çünkü seven verir. Bu da anlaşılmayacak bir şey değildir; çünkü vermek almak kadar kolay unutulmayan bir zevktir; kendisine bir şey verdiğimiz insan bizim için gerekli, yani sevdiğimiz bir insan olur. Vermek bir tutku, neredeyse bir kusurdur. Kendisine bir şeyler verebileceğimiz bir insan olması gerekli.

    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    Acı çekmek hiçbir anlamda bir ayrıcalık, bir soyluluk belirtisi, Tanrı'yı haırlatan bir özellik değildir. Acı çekmek hayvanca, insanı hırpalayan, sıradan, gereksiz ve hava gibi doğal bir şeydir. Elle tutulamayacak bir şeydir acı; insan ne kavrayabilir, ne de karşı çıkılabilir; zaman içinde vardır- zamanla aynı şeydir; olmadık zamanlarda insanın karşısına çıkması sadece kendisini izleyen anlarda, insanın son işkence anını yeniden yaşadığı ve bir sonraki nöbeti beklediği sürede acı çeken kimseyi savunmasız bırakmak içindir. Bu nöbetler gerçek anlamda acı değil, bize gerçek acının süresini, sıkıcı ve bıktırıcı sonsuzluğunu duyuran sinirsel canlılık anlarıdır. Acı çeken kimse her zaman daha sonraki ve ondan sonraki nöbetin bekleyişi içindedir. O an, acının onu beklemekten yeğ tutabileceği sırada gelir. O an, insanın boş yere zamanın akışı kesmek için, bir şey olduğunu hissetmek için, bu hayvanca acının sonsuz etkisini bir an için bozma amacıyla haykırması gelir - bu haykırış acıyı daha da korkunçlaştırsa bile.

    --- spoiler ---

    3
  • hafmeyjan

    "gençlik yıllarında insan şaşkın bir şekilde, kendisinden olduğu kadar, başkalarından da bir şey beklediği, onların 'başkaları' olduğunu anlamadığı için, gençliğe umut çağı diyorlar. kendimizle başkalarını ayırt edebildiğimiz zaman, yani artık onlarla birlikte olma gereğini duymadığımız zaman genç olmaktan çıkarız. ve iki şekilde yaşlanırız: ya kendimizden bile hiçbir şey beklemeyerek ya da yalnız kendimizden bir şey bekleyerek."

    2
  • nosferatu_alucard

    ölmemeye çalışmaktan ibarettir. buna da yaşamak diyorlar.s

    1
  • grumpy

    uğraş güç gerektirir. yaşam uğraşı ise daha fazla güç gerektirendir. insan ne olursa olsun güçlü olmak zorunda olup yaşam uğraşını yerine getirmelidir.