yılca

  • redrum

    günceyi eğer günlük gibi tanımlarsak yılcayı da yıllık olarak tanımlayabiliriz. aslında aklımda olan şey bu yaşıma kadar olan şeyleri yıl yıl entrylerle anlatmak. tabi bunu bize ne amk diyerek eksileyebilirsiniz. zira ben pek umursamam. projemi yarın itibari ile başlatmayı planlıyorum. tabi ilk 6 yaşımı hatırlayamadığım için bana anlatılanlardan yola çıkacağım bu yüzden anlatım dili aktarma biçiminde olacak ondan sonrasında kendi hatırladıklarımı yazacağım. 32 yılımı 32 entryde tamamlamayı düşünüyorum. iyisi kötüsü doğruları ve hatalarımı objektif biçimde yansıtacağım. hadi bakalım hayırlısı.

  • redrum

    evet kırmızı kurdelemizi keserek açılışımızı yapıyoruz. yılcama başlamadan önce biraz nasıl bi çevrede büyüdüğümü ve etkin rol alan insanlardan bahsedelim.

    baba öğretmen anne hemşire yani 657ye tabi bitir memur ailesinin ilk çocuğuyum. anne ve baba tarafı 7 kardeş olduğu için bolca hısım aktabaya sahibim aynı zamanda. 2 sene önce ananemi 1 yıl önce onun kocası dedemi ve 6ay önce de babaannemi kaybetmiş elimde sadece dedem kalmış. çocukluk dönemimin en önemli insanları babaannem ve dedem olduğu için onları anmasam olmaz.

    dedem susuz köy enstitüsü mezunu emekli öğretmendir efendim. aile yapımızı az çok anlamanız için bu yeterlidir sanırım. ha unutmadan anne ve baba tarafıda karslıdır. doğuluyuz yani evet. hemen aaa kürt dersiniz kesin. amına koduğum önyargılı piçler için ayrıca belirteyim terekemeyiz biz. kafkas göçmeni yani. neyse konuyu dağıtmayalım.

    yaş1: ve evet dünyaya zırlayarak gelen sarışınfıakdoalda şaka şaka karslıyım olm ben kara kuru bişi doğmuşum işte. benim doğumumdan kısa bir süre sonra babam çok ciddi bir trafik kazası geçirmiş. bisikletle okula giderken otobüsün altında kalmış. baya bi yoğun bakımda kalmış. annem de çalıştığı için bana bakacak kimse bulamamışlar. haa bu arada doğumumdan 1 sene önce ailem düzceye gelmiş. tayinleri çıkmış yani. düzcedr doğdum yani ben. tarihte vereyim. sene 5 haziran 1985.memur çocuğuyum dedim ya durumlar öyle parlak değil tabi. bakıcı falan bulacak para hakgetire. sütten kesilir kesilmez beni karsa dedemle babannemlerin yanına gönderiyorlar. orda büyüyorum 6yaşıma kadar. anne ve baba kavramıyla tanışmam 6yaşında oluyor dolayısıyla. birinci yaşımın içinde başka bi aktarılan olmadığı için bugünlük bu kadar yılca. hadi öptüm kib bb.

  • redrum

    yaş 2:

    ağlamalı sıçmalı büyüyoruzdur heralde ne biliyim. karstayım artık. kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazlar sıcak ve kurak. vizontele henüz hayatımıza girmemiş insanların sosyal bağları maksimum düzeyde. dedem öğretmenlik yapıyor. babaannem ev hanımı. bu arada belirymem gerek anne ve baba tarafının da ilk torunu benim. ama baba tarafından ayrıca büyük bir öneme sahibim. çünkü yanlarında büyüyorum ve dedemin soyadını taşıyan tek erkek torunu benim. (bu durum hala aynı) o yüzden ayrı bi hürmet gösteriliyor bana. dedem anlatıyor: hastaydın seni alıp doktora götürdük ilçeye. doktor muayene ettikten sonra bana dedi ki çocuğun yanında sigara içme. dururmuyum yapıştırdım cevabı: dede bu kamu spotu sen filmleri karıştırdın. şaka şaka. dedenin lafının üstüne laf söyleyecek göt ne bende var ne de geri kalan aile üyelerinde. neyse doktor buna sigarayı çocuğun yanında içme diyince dedem o vakit sigarayı bırakıyor. hala bunu başıma kakar bana sen bıraktırdın sen de bırak diye. torunum olunca bırakıcam söz. bu arada bi kuzenim dünyaya gelmiş. 2 yıl sonra köyün anasını ağlatıcaz. 2. yaşın mevzuları bu kadar. öptüm kib bye.

  • redrum

    yaş 3..

    sanırım bu aralar eve vizontele girmiş olmalı. çünkü hatırlıyorum köyde izlediğim zamanları. köy hayatı tabi. tavuklar kazlar inekler ördekler. hayvanların arasında büyüyorum. kapıda bi tane kafkas kangalı var. adı tony. normal hali benim 3 katım. tuvalet dışarda. en zoru da kışın tuvalete gitmek. kar zaten yolları kapıyor şehirle. köy içindeki yolların halini siz düşünün. saçaklardaki buzullardan hiç bahsetmiyorum bile. yürümeye başlamışım keyfim yerinde. yazları yaylaya gidiyoruz. kışları evden dışarı çıkmak yok. kedi almış dedem eve ben sıkılmıyım diye. mobilden fotoğraf eklenmediği için koyamadım o halimi ama pc ye geçince koyarım sanırım. kuzenle karşılıklı ağlaşıyormuşuz. kimin sesi yüksek çıkarsa diğeri susuyormuş ve ben hep susan olmuşum. dedem bize köy enstitüsünde geçen anılarını anlatıyormuş hep. hiçbirini hatırlamıyorum. babaannem vefat ettiğinde de anlattı geçen yaz. o zaman anladım ki büyük adammış vesselam. zaten benim gözümde hep anne babadan önce gelirdi ikisi de. ama dünyanın mutlak kanunundan kaçış yok. onu da kaybedicem. ve buna kendimi hazırlıyorum.

    neyse bi gün dışarda oynarken beni kaz kovalıyor. didikliyor falan. nenem kurtarıyor beni kazın elinden. akşam dedeme anlatıyor durumu. tahmin edin akşam yemekte ne var.. kaz... adam gidip kesiyor hemen. bi gün de odun kırarken kıymık parçası tam burunla gözümün arasındaki yere geliyor. yara izi hala durur. dedem baltayı yakıyor o gün. bi daha da eline almıyor. çok nadiren hasta oluyormuşum. köy hayatı organik beslenme yüzünden sanırım. hala da çok fazla hasta olmam.

    annemler yazları geliyormuş beni görmeye ama hiçbirini hatırlamıyorum. dedim ya anne baba kavramı 6 yaşından sonra oluşan bir olgu bende.

    bu yaşımla ilgili bana anlatılanlar bu kadar. arada bi dedemi arayıp soruyorum neler oldu diye. bu vesileyle adamın gönlünü de hoş tutuyorum sanırım. teşekkürler.

    2
  • redrum

    yaş 4.

    bu yaşımda trafik kazasıyla tanışmışım. dedemler beni düzceye götürüyormuş anne babamın yanına. ama bindiğimiz otobüs kaza yapmış. otobüs bi kaç takla atmış öyle büyük bi kaza. ilk başta beni çok aramışlar bulamamışlar. acaba yola mı savruldu kırılan camdan diye yolu araştırmışlar yok. kesin otobüsün altında kalıp ezildi diye ortalığı yıkmış nenem. hem de ne yıkma. milletin yanındaki adam ölmüş belki eşi dostu akrabası kocası karısı ölmüş kazada. onlarla birlikte sağı solu parçalamaca oynamış resmen. kazanın olduğu saat gece bu arada. ortalık zifiri karanlık. çevreden geçen arabaların farlarıyla arama kurtarma yapılıyormuş. dedem akıllı adam tabi. otobüs takla atarak savrulunca bu kesin bi yere girdi zaten el kadar çocuk diyip dalmış otobüse. ben mi? benim yerim rahat yaa. üst tarafta el bagajının konduğu bölmeye girmiş orda uyuyormuşum.. uykuya bak amk. kıyamet kopsa çükümde olmayacak.

    kaza olayından sonra daha bi kıymete bindim ben. ama tabi şöhret beraberinde büyük sorumluluklar getirdi. bahçenin dışına çıkmama izin yok artık. hayatım patates ekmekle ördek kovalamakla tonye sataşmakla geçiyormuş. kuzen otları ezip boks ringine çeviriyormuş orayı. ve beni bi güzel dövüyormuş. dedem de akşam eve gelince onu dövüyormuş ahahahaha . elimi bile kaldırmadan tek bi sözümle kuzenimi dövdürme yeteneğine sahibim resmen. tabi bi gün sırf gıcıklık olsun diye dövdürmüşüm. halam da bugün emre dışarı çıkmadı hiç diyince foyam anlaşılmış. ama ben altın cocuk oldugum için nasihatlerle atlatmışım mevxuyu.

    bu yaşımla ilgili hatırlananlar bu kadar. teşekkürler.

    2
  • redrum

    yaş 5

    alper canıgüzün de dediği gibi. insanın en olgun yaşı 5tir. sonrasında çürüme başlar. aynen katılıyorum bu cümleye. seneye sünnet falan diyorlar olm. bundan büyük çürüme mi olur.

    bazı bazı hatırladığım anlar var bu yaşla ilgili. mesela köyde kuran kursuna başlamışım nenemin zoruyla. kuzen de geliyor benimle. ilk ben söküyorum okumayı. cüz ü bırakıp ilk ben geçiyorum kurana. tabi nenem bi havaya giriyor bu yüzden. kadın ilerde ateist olacağımı bilse sanırım sırtımda sopa kırardı.

    tandırda lavaş yapıyor bazı zamanlar. ailede arıcılık hayvancılık yapan da var. kaşarın en eskisini balın en güzelini yiyorum. yanaklar al al olmuş. tam bir köy çocuğu gibiyim.

    kuzenle birlikte kars çayına gidiyoruz çimmeye. piç aceleye getiriyor kendi üstünü giyip benim elbiseleri alıp eve kaçıyor. köy meydanında dal taşşak eve gidiyorum. işin garip tarafı utanıyorum da. tabi akşam dedem yine dövüyor ibneyi ahahaha. olm ne güzel zamanlarmış lan. saflık temizlik.. çürüme başlamamış daha.

    bi gün kayboluyorum. bakın size kayboluş hikayemi anlatayım da gülün biraz. köyün hayvanları sabah toplanır meraya götürülür otlatılır akşam geri getirilir. buraya kadar herşey normal. sabah vakti meydana su almaya gidiyorum. o sırada toplanan hayvanların tam arasında kalıyorum ve çıkamıyorum içinden. sürüyle birlikte taa meraya kadar gidiyorum. el kadar veletim zaten hayvanlar benden büyük. köydeki kızılca kıyameti düşünün. redrum yok ortada. girilmedik ev ahır kalmıyor. aranmadık samanlık kalmıyor. yok. tabi henüz telefon da olmadığı için haberleşmek ne mümkün. çoban buluyor beni hayvanların arasında. akşam sürüyle eve dönüyoruz. evin önünde jandarma var. noluyor diyorum amk. karsta eskiden terör olayı çokmuş. jandarmaları sadece köyün 4 yol ayrımında kimlik kontrolü yaparken görüyorum. evin önünde görünce basıyorum zılgıtı. sesi duyunca bizimkiler fırlıyor dışarı. bi temiz sopa yiyorum nenemden. mutluluktan beni dövüyor kadın ince ince.

    bu jandarmalarla ilgili anılarım da var ama seneye anlatıcam onları. bu yaşın mevzusu değil çünkü. hatırlananlar bu kadar. teşekkürler.

    1
  • redrum

    yaş 6..

    ve büyük gün geldi çattı. sünnet oluyorum. kars düğün salonunda yapılıyor sünnet düğünüm. olan bitenin farkında değilim etrafa salak salak gülücükler saçıyorum. annem babam da gelmiş bu önemli gün için. öncesinde tabi fotoğraf çekimleri falan var. susuz'a gidiliyor çekimler için. sünnetliğim şapkam ve asa ile harika bir uyum sahibiyim. düğünden sonraki gün işlem gerçekleşiyor. o zamana kadar sadece işemeye yaradığını bildiğim çüküme bişiler yapıyorlar. erkekliğin ilk görevini yapmışım sırada askerlik varmış. vatana ve milletime hizmet etmek için çükümün ne büyük görevi varmış meğer.

    artık karstan ayrılma vakti geldi. tüm güzel anılarımı masum çocukluğumu, kuzenimi, ailem bildiğim insanları geride bırakma zamanı. herkes ağlıyor. ben? ben ortalığı yıkıyorum. anca ben yorgunluktan bitap düşüp uyuduktan sonra götürebiliyorlar beni.

    doğuda büyümenin çok güzel yönleri var. mesela biraz daha saf oluyorsunuz. içinizde kötülük yok. gerçi bu çocuk olmakla alakalı bi durum ama o taraftaki insanlar hala saf. çabuk kanıdırışmaya meyilliler. bi de şivem.. düzcedeki çocuklar alışamıyor şiveme. ha bu arada artık düzcedeyim. ilk mahallem aziziye mahallesi. babamın görev yaptığı okul annemin çalıştığı hastane burda.

    okul galan diyorlar seneye. olm bi durun lan. bi insana bu yapılır mı? önce çevreye adaptasyon sürecim bitsin hemen ne okulu. doğru düzgün konuşamıyorum bile.

    bu yaşımla ilgili hatırlananlar bu kadar. teşekkürler.

    1
  • redrum

    yaş 7..

    anaokuluna başlıyorum ve taşınıyoruz. aziziye mahallesinden uzunmustafa mahallesine gidiyoruz. ben de uzunmustafa anaokuluna başlıyorum. babam da tayin istiyor ve benimle aynı okula geliyor. branşı sınıf öğretmenidir aslında ama kursa gidip beden eğitimi öğretmeni oluyor. ben mezun olduktan sonra tekrar sınıf öğretmenliğine döndü.

    olm anaokulu anılarım çok fazla lan. ama size nasıl altıma hep sıçıp hem işediğimi anlatayım toplanın dkskflalsg. çocuklarla iddiaya tutuşuyoruz. kim tuvaletini en uzun tutucak diye. iddiaya bak amk. neysr gün boyu tuvalete gitmedik. aramızdan gidenler oldu onlarla taşşak geçtik falan. okul bitti eve gidicem. ev de öyle uzakta falan değil he. okulun hemen karşısında. huzur apartmanı daire9.. okul bitince tabi koşa koşa eve gitmem gerek. okulun etrafı duvar ve demir parmaklıkla çevrili. çıkış yapmak için kapı da okulun teeee öbür köşesinde. zaten altıma ha yaptım ha yapıcam. sikerler dedim kim dolancak o kadar yolu ben duvardan atlarım. atladım. ama yarım litre bıraktım atlarken. neyse önemli değil kimseye görünmeden hızlıca eve giderim dedim. koştum hemen apartmana. evin önüne geldim. 3 katı nasıl çıktım bilmiyorum. zile basıyorum kimse açmıyor. kapıyı yumrukluyorum yok. götümdeki bok filiz verdi baş verdi. bağırıyorum.. derken sıçıyorum altıma.. bi rahatlama geliyor bana. pantolana bi ağırlık çöküyor. o an yaptığım en büyük hatanın bağırmak olduğunu anlıyorum. komşular bana geliyor yavrum noldu diye. yer yarılsa da içine girsem. gelmeyin diyorum bişi yok diyorum ama acı gerçek kimse beni dinlemiyor. nermin teyze beni kucağına alıyor. alma nermin teyze alma. allahın varsa alma.. derken bırakması da bir oluyor. bişeyi yokmuş diyor diğerlerine. gidiyorlar. 5dk sonra nermin teyze yine açıyor kapısını. oğlum gel temizlen diyor. yok ben anamı bekleyecem diyorum terekeme şivesiyle. gülüyor.

    anaokulundayken okumayı yazmayı biliyordum. dedem sağolsun hepsini öğretmişti. hiç zorluk çekmediğim bir yıl oldu benim için. mahalle kavramı var. düzen var saygı var. en önemlisi evde şofben var amk. eski evimizde banyo sobası kullanıyorduk. artık banyolarım daha mutlu ve daha sıcak. teşekkürler eca. (reklam aldım yazılarım birilerinin dikkatini çekmiş)

    uzunmustafa mahallesinin komşunve rakip mahalleleri; çamlıevler, kültür, nusrettin mahalleleridir. doğal olarak en cok mahalle maçı bunlar aradında olur. ama ona daha 3 sene var. ilerde anlatırım o mevzuları. teşekkürler.

    1
  • redrum

    yaş 8..

    hayatımın en güzel okul yılları. ver fasulye al nohut ile geçiyor dersler. ilkokula yeni başlayanları anası babası bırakıyor sınıfa. veletler ağlıyor zırlıyor. bense tek başıma gidip geliyorum. öyle bir lüksüm yok tabi. anasıyla birlikte derse girenler mi dersin, anası çıkınca ağlamaya başlayanlar mı dersin. çeşit çeşit amk sınıfı. bunlarla mı arkadaş olucam falan diyorum. konuşma şivem biraz daha düzeldi gibi. artık konuşunca karşımdaki anlayabiliyor en azından.

    okul bahçesi çok büyük. basket sahası futbol sahası hatta boş alanlatı da futbol sahası olarak kullandığımız için baya rahat hareket alanı var. depremden sonra o bahçeye valilik binası yapıldı varın siz düşünün. ilkokul öğretmenim sevim işler. burdan saygı ve sevgiyle anıyorum kendisini. canım örtmenim.

    dedem arada bi bize gelip gidiyor beni görme bahanesiyle. geldiğinde tabi sıkı bir ders kampına giriyorum. ben hiç başarılı bi öğrenci olmadım. hep orta düzeydeydim ama zeka konusunda biraz fazla ilerdeydim diğerlerinden. mütevazı olamiciiim 167 iq boru değil çünkü. neyse nerde kalmıştım. heh ders kampı. dedem gelince sınıfın en çalışkan öğrencisi olup dedem gidince yine orta düzeye dönüyorum. çünkü babam kendi öğrencileriyle uğraşıyor anamsa işten gelip kendini ev işlerine veriyordu. haa bu arada bi de kız kardeşim var. kendisi 3 yaşında. onu dövmekle geçiyor günlerim. gerçi onunla her kavga ettiğimiz günün akşamında annem de eve gelince beni dövüyor. geçinip gidiyoruz işte.

    okulun bahçesinde koca koca kestane ağaçları var. düşen kestaneleri cam parçasıyla oyup yüzük falan yapıyoruz. bilye falan oynuyoruz. topukla toprakta kude açıp birbirimizi ütüyoruz falan. ulan gözümde canlanır koskoca mazi resmen.

    bu yaşımla ilgili hatırlananlar bu kadar. teşekkürler.

    1