yılmak

  • 1988

    bıkmak, usanmak. uğraşmaktan vazgeçmek. pes etmek. yeter etmek aq.

  • 1988

    annemin sebep olduğudur. her gün ama her gün yıldırır kendisi.

    ne zaman depresyona giriş aşamasında olsam, tam odama kapanıp yastığa gömülüp ağlayacakken, "ocağı sil" diye seslenir mutfaktan. tam ben müslüm gürses'ten nilüferi açmış uzaklara dalmış gözlerim dolacakken, "çamaşırları topla" tam ben eski fotoğraflara bakıp kederlenip sigara yakacakken "bilmem nereyi sil" ya yıldım be kadın yıldım. bırak da çilemi çekeyim. o işte olduğu zamanlar gönlümce dertlenirim diyorum, moda giriyorum, klimaya abanıyorum, sonra pikeyi örtüp dizleri karnıma çekip yatıyorum, ağlamaklı oluyorum, telefon!!!!!! "akşam ne yemek yapacaksın?" ooffff ben olmuşum yemek anneee. neyse, ne diyorsa yapıyoruz mecbur. o uyuyunca sessiz sessiz ağlıyom odamda ezik gibi.

    dertler derya...

    2
  • black spell of destruction

    Bıkmanın, tükenmenin çaresizlikle harmanlanıp ifade edilmesini sağlayan fiil.

  • ugurkaradeniz

    normal halinde çıldıracagin olaylara bile tepkisiz kalabilmeni sağlıyor mallaşmak gibi bisey farkındasın bu daha üzücü.