zorba

  • ve sahnede

    gücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan (kimse), müstebit, mütegallibe, despot, diktatör. *

  • jedikedi

    kurban'ın şarkısı. sözlere gelince;

    gizlediğin bir şey mi var
    bilmediğim derdin mi var
    ellerin neden titrer
    zorbadan korkun mu var

    yakınman boşa beni suçlama
    o vurdukça sana yetmedi yetmedi
    alıştın buna boşuna ağlama
    çektiğin sana kar etmedi etmedi

    sen korktukça sen kaçtıkça zorba da gelir üstüne
    davranmazsan haykırmazsan hergün tokadı ensende

    1
  • fasistsirin

    çok güzel bir yunan türküsü.
    zorba diye bir kitap da vardı sanırım.

    2
  • ucamayan kanatli ped

    introsundaki melodisi bir yerden tanıdık gelen başarılı bir kurban şarkısı.

    1
  • gozleritalyanhakemde

    kurban'ın sert adlı albümünden güzel bir parça.

  • sorduk mu

    (bkz: zorba the greek) *

    1
  • sorduk mu

    "insanın yüreği, kesinlikle içi kanla dolu, üstü kapalı bir çukurdur ve açıldığı zaman hep, çevremizde toplanıp havayı karartan, avutulması olanaksız bütün susamış gölgeler, içip canlanmak için ona koşarlar. yüreğimizin kanını içmek için koşarlar, çünkü başka bir canlanma yolu olmadığını bilirler." * *

    2
  • donquijote

    nikos kazancakis'in güzel bir romanı. daha güzeli için (bkz: günaha son çağrı)

    2
  • sunshine

    "her insanın kendi deliliği vardır; bana da öyle geliyor ki, en büyük delilik, bir deliliğe sahip olmamaktır."

  • sunshine

    ---spoiler---

    bir mutluluğu yaşarken onu kavramamız zordur; ancak o geçip de arkamıza baktığımız zaman, birdenbire biraz da hayranlıkla, ne kadar mutlu olduğumuzu anlarız.

    ---spoiler---

  • turko vikkinborka

    Kazancakis' in mükemmel bir romanı. Bitmesini istemeyeceğiniz, bittiğinde ise bir süre başka kitaba başlamanıza engel olan kitaptır.
    (bkz: aleksi zorba)

  • sunshine

    "Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım sevdalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir.
    Sonuna kadar git be insan!"

    3
  • frante

    “Patron,” dedi, “sen şimdi sanıyorsun ki, oturup sana, adet olduğu üzere Girit’te kaç Müslümanın kafasını koparıp kaçının kulağını kestiğimi anlatacağım. Bunu aklından çıkar; ben bunu yapmaya üşeniyor, utanıyorum. Aklımın başımda olduğu bir sırada, sana hiçbir şey yapmamış olan başka bir insana saldırıp onu ısırmanı, burnunu koparmanı, kulağını kesmeni, karnını deşmeni ve bu arada Tanrı’yı yardıma çağırmanı gerektiren bu kudurganlık nedir diye düşünüyorum; bu, Tanrı da gelip burun ve kulak kessin ve işkembe deşsin mi demektir? Ama o zaman kanım kaynıyordu patron, düşünecek kafa nerde bende? Tam ve namuslu düşünceler, sessizlik, ihtiyarlık ve dişsizlik ister. Dişsiz olduğun zaman: ’Ayıp çocuklar, ısırmayın!’ demek kolaydır. Ama, otuz dişin olunca…insan gençliğinde canavardır, evcilleşmek bilmez canavardır ve insan yer.”

    1